Mayıs ayını sonlandırdığımız şu günlerde sizinle biraz son bir ay neler izledim, neler okudum, neler yaptım gibi konuları paylaşmak istedim. Daha önce bu aylık güncellemeleri yazıyordum fakat tahmin edersiniz ki bazı şeyleri sürdürebilme konusundaki beceriksizliğim oldukça yüksek seviyede.
Bu Aralar Ben yazısını okuduysanız ilginç bir şekilde hayatımın düzenli ve görece huzurlu gittiğini öğrenmiş olmalısınız. Biliyorum bu bir mucizeymiş gibi geliyor kulağa çünkü her şeyi kafasında büyüten ve en ufak şeyde bunalıma girip yataktan çıkmayan bir insan için hayatın güzel gitmesi büyük bir olay. Ama merak etmeyin bu uzun sürmedi, hayatım yine korkunç bir hal almaya başladı bile.
Mayıs ayı daha doğrusu bahar mevsimi beraberinde yeni başlangıçlar getirdi. Hayatımın boktanlığını bir kenara bırakıp sızlanmayı kestiğimde beni mutlu edecek, heyecanlandıracak ve hiçbir şey hissetmediğim bu dönemin içinden çıkmamı sağlayacak yeni bir yol yaratmam gerektiği konusunda aydınlanma yaşadım. Bu amaçla beraber rotamı değiştirdim ve kendimi nehrin akışına bıraktım. Yolda nelerle karşılaştığıma gelecek olursak öncelikle söylemek istediğim şey; mutlu sonla biten, inanılmaz güzel şeylerin yaşandığı tüm o filmlerin, kitapların ve dizilerin bana vermiş olduğu ilhamın ben... Çünkü yaşadıklarım asla o ilham aldığım şeylerle örtüşmüyor, yanından dahi geçmiyor. İşte bu yüzden çoğu kişinin hoşlanmadığı, rahatsız edici kategoriye giren her çalışmaya bayılıyorum. Ya da sadece izlediğim ve okuduğum şeylerden etkilenmeyi bırakmam gerekiyor. Neyse konumuz bu değildi, dağılmayalım. 
Şimdi kendimi nehrin akışına bıraktım cümlesi esasında büyük bir çelişki taşıyor. Benim gibi anksiyete sahibi bir insanın " Aman ne olacaksa olsun canım!" tarzında bir tavrı sahiplenmesi pek mümkün değil. Çünkü içinde bulunduğum psikoloji bana olabilecek her ihtimali düşünmeyi ve onun sonuçlarını hesaplamayı öğretti. Böylesine aşırı düşünme manyaklığına sahip insanın kendini herhangi bir şeyin akışına bırakmasının olabilme ihtimali düşük ve riskli. Dolayısıyla yapmış olduğum bu seçimin getirileri yani yolda karşılaştığım olaylar hiç iç açıcı değildi. Mesela bir yabancının evinde uyanmak ya da bilincimi kaybedecek kadar içmek kesinlikle iyi bir fikir değildi. Sanırım her şeyi akışına bırakma fikri ile duygularımın iniş çıkışlarını kontrol etme durumunu birbirinden ayrıştırmam gerekiyordu. Çünkü duygularımı da hayatın akışına bıraktığımda geldiğim nokta pek hoş değildi.
Neyse ki yaşamış olduğum bu deneyim yeniden bazı şeyleri sorgulamama sebep oldu. Kimim ben? Nasıl bir insan olmak istiyorum? Nasıl bir hayat yaşamak istiyorum? Özümü oluşturan şeyler ile yaptıklarım çelişiyor mu? Son sorunun cevabı kesinlikle evet! Karakterimde ve davranışlarımda bazı noktalar çelişiyor. Bundan dolayı vermiş olduğum kararlar ve duygularım da çelişiyor. Mayıs ayı içerisinde dikkat ettiğim ve en çok üzerinde durduğum nokta bu oldu. Ben hayatıma bu çelişkilerle devam etmeli miyim yoksa o çelişkinin kaynağını bulup yok etmem mi gerekiyor? Etrafımıza baktığımızda şüphesiz her insanın içinde ufak ufak çelişkilerin olduğunu görürüz zaten. Benim sorguladığım nokta acaba yapmamız gereken şey bu çelişkilerden kurtulup net bir karakter yaratmak mı yoksa ben saçmalıyor muyum? Bu ve bunun gibi birçok soru kafamda inanılmaz hızlı bir şekilde dönerken ben bir şekilde hayatıma ve seçimlerime yeniden dönmek durumunda kaldım. Ve işler yine çığırından çıkmaya başladı.
İnsan çelişkilerle dolu henüz netleşmemiş bir karaktere sahip olunca arkadaşlıkları, ilişkileri, kısaca yaşamı dengesizleşiyor bence. Bu ay ve geçtiğimiz aylarda yaşadığım ilişkileri değerlendirdiğimde çoğunlukla hatayı kendimde görüyorum. Çünkü ben net değilim. Duygularım net değil, hissettiklerim sürekli değişkenlik gösteriyor, attığım adımların ya devamı gelmiyor ya da ağzımdan çıkan söze ters düşüyor gibi örneklerden dolayı ilişkilerim istediğim sonucu vermiyor. İlişkilerimde istediğim sonuç derken sevgili olma ya da evlenme gibi durumları kastetmiyorum. O ilişkinin içinde mutlu, heyecanlı, huzurlu ve sarhoş gibi olabilmekten bahsediyorum aslında. Ya olay beden bağımsız olmakla birlikte karşımdaki insanın yanlışlığından kaynaklanıyor ya da dediğim gibi benim tam olarak ne istediğimi, ne hissettiğimi bilmememden kaynaklanıyor. Bunu çözebilirsem " hiçbir şey hissetmeme" durumunu da ortadan kaldırabilirmişim gibi geliyor. Sonuçta duygusuz bir pislik değilim arkadaşlar benim de hislerim var ama her zaman ortaya çıkmıyor.
Mayıs ayının bir diğer özelliği sigara bırakma yolculuğumdu. Böyle aniden karar verip hiç düşünmeden harekete geçtiğim günlerden biriydi yine ve sigaralarımı kırıp attım. Saniyesinde gelen pişmanlığımı göz ardı edip yoluma devam ettim. Ve şuan birkaç aydır sigara içmiyorum. Daha sağlıklı bir insanım muhtemelen ama kendimi inanılmaz eksik hissediyorum. Sigaraya başlamamı erteleyen en büyük unsur kafamda istemediğim bir Eda figürünü yaratacağını düşünmemle ilgiliydi. İstemediğim derken yine içimdeki çelişkilerin "o" kadına dönüşmemi engellemeye çalıştığı ergenlik döneminde kendim için planladığım şey tatlı, masum ve zeki bir kadın olmaktı fakat sigaranın benim diğer yönümü belirginleştireceğine inanıyordum. Biliyorum ki en nihayetinde ben o insan olacağım. Çünkü mal bu yani! Ki o zavallı ergen kızın hiç istemediği "o" kadına dönüştüm. Tıpkı kafasında resmettiği gibi elinde sigarayı tuhaf bir açıyla tuttuğu ve kısık gözlerle uzaklara bakıp dumanı üflediği o kadın oldum baya baya. Hal böyle olunca sigarayı bıraktığımdan beri sanki karakterimden bir şey koparılmış gibi hissetmeye başladım. Kırmızı rujlu sigara izmaritlerimi özledim. Sanırım yeniden başlayacağım.
Mayıs ayında neler izledim kısmına gelecek olursak ayın yarısı finaller ile geçtiği için çok fazla film izleyemediğimi söyleyebilirim. Ama buna rağmen sinemaya gitme fırsatım oldu. Tercihimi ise İnfinity War ve Deadpool 2 filmlerinden yana kullandım. Normal şartlar içerisinde bu filmlere gitmeyeceğimi hatta hiç Marvel filmlerini izlemediğimi iyi bir okuyucu iseniz bilirsiniz. Peki, ne değişti Eda? Bu fantastik dünyalara yakın bir insan değilim fakat uzaktan takip ediyorum. Blog yazıları ve videolar nedeniyle bu tarz filmler hakkında epey bilgi sahibi olduğumu fark ettim. Hafif merak ettiğim için hafif de yanımdaki arkadaşlarımın isteğiyle gitmiş bulundum. Sonuç olarak " Aman Allahım ben neden daha önce bu filmleri izlememişim neden bu karakterler ile iç içe olmamışım?" tepkisini vermedim ama fena değildi işte. Burada Marvel hayranlarının linçini yemek istemiyorum o yüzden yavaş yavaş izlemiş olduğum diğer filmlere geçeceğim izninizle.
Irreversible 
La vie d'Adele ( Umarım doğru yazmışımdır, Türkçe hali ile Mavi En Sıcak Renktir.)
Divines
Malena
Bu filmlerin Divines harici hepsini daha önce izlemiştim. Oturup yeniden izlemek istediğim ve mayıs ayı içerisindeki ruh halime, karakterime uygun olduğu için yeniden izledim, gayet keyif aldım. Sizlere de tavsiye ediyorum fakat her insanın zevkine hitap etmeyecek filmler olduğu için pek yorum yapmak istemiyorum. Bu filmler hakkında detaylı bir yazı yazabilirim o yüzden görüşlerimi merak ediyorsanız biraz beklemeniz gerekecek.
Dizi açısından takip ettiğim birkaç yapım var ama yeni sezonlarını henüz izlemeye başlamadım. Ben bölümleri biriktirip tek gecede izleyen o insanlardan olduğum için her hafta yeni bölümü bekleme kısmına katlanamıyorum. 
The Handmaid's Tale dizisine başladım fakat araya sınavlar girdiği için devam edemedim. Henüz iki bölüm izlediğimden  hakkında pek yorum yapamıyorum ama aradığım o vahşeti, gerilimi kurgudan anladığım kadarıyla alacak gibiyim. İçinde ufak bir sadistlik ve mazoşistlik barındıran tuhaf bir insan olduğum için böyle şeyleri izlemek beni asla rahatsız etmiyor. 
Neler okudum kısmına gelecek olursak mailime gelen bolca kısa hikaye haricinde yalnızca bir kitap okuyabildim. Ve o da bu bir ay içerisinde hala bitmedi. Utanıyorum kendimden. Ben bu hallere düşmüşsem kitap okumayan insanları bunca zaman boşuna yargılamışım diyorum. Boşuna üzmüşüm ya o insanları... Ne okuduğumu merak edenler için hemen söylüyorum.
E. M. Cioran Çürümenin Kitabı 
Bu kitabı her elime alışımda baştan dönüp okumak durumunda kaldım. Çünkü araya sürekli başka işlerim girdiği için ve kitap okumak yerine podcast ya da video tarzı şeylere yöneldiğimden bitmedi, bitemedi. Ama okuduğum kadarıyla gayet hoşuma gitti. Benim gibi soru sormayı, hayatınızı yeniden gözden geçirip sürekli duran ve karşınıza çıkan tabloyu inceleyen biri iseniz seveceksiniz bu kitabı.

Mayıs ayı hayatım için de bir mevsim kapanışıydı. Yeni bir benlikle, fikirle ve insanlarla bambaşka bir kapının koluna uzanmış bulunuyorum şuan. Başıma neler gelecek, yine ne boklar yiyeceğim bilmiyorum. Ama hislerimi takip edeceğim kesin! Ve mantığımın olur dediği ama yine de bir noktada kararsız kaldığım şeyleri ise silip atmaya devam edeceğim. Çünkü bir konuda kararsız kalıyorsam onu yeterince istemiyorum demektir. Kim olduğumu bulma karmaşası ise ölene kadar devam edecek sanırım. Belki de beni farklı kılan şeydir o çelişkiler. Onlardan kurtulmak iyi fikir değildir ya da varoluşum bundan ibarettir bilemiyorum. Şuan aç olduğum için kafam kaldırmıyor bu konuları. 
Sizin hayatınızda neler oldu Mayıs ayında? Kendime sormuş olduğum sorular hakkındaki görüşleriniz ne? Bahsettiğim filmleri, diziyi ve kitabı biliyor musunuz mesela? Yorumlarınızı merak ediyorum gerçekten ve sizinle sohbet etmekten de zevk alıyorum. Tek eksik yorumlarınızı okurken elimde olmayan sigaram.
Kendinize iyi bakın ve güzel bir hafta geçirin.

10 yorum:

  1. Insanin kendini sorgulamasi güzeldir. Sigarayi birakma kararina sevindim 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Sürekli manyak gibi kendimi ve etrafımda olan bitenleri sorguladığım için bunların bir kısmını sizinle de paylaşmak istedim.

      Sil
  2. Divines benim de ne zamandır izlemek için sıra bekleyen filmlerden biri...
    Handmaid's Tale'in izliyorum hem de ne izleme! Nefessiz, gözümü ayırmadan. Ve ben de senin gibi izlerken resmen içimde hissediyorum o çaresizliği, acıyı, umutsuzluğu. Fena bir dizi, çok fena...

    Onun dışında sana şunu diyebilirim. Hayat tecrübelerden oluşur ama maalesef tecrübelerde kötü olaylardan meydana gelir.:o

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısın. Edindiğimiz kötü tecrübeler bizi etkisi altına alıyor ve sonraki adımımızı belirliyor. Diziye dediğim gibi yeni başladım ama tam benlikmiş gibi hissediyorum.

      Sil
  3. Keşke aptal bir kız olsaydın. Ne mutlu olurdun :)
    Gençliğime benzetiyorum yaşadıklarını. Umarım mutlu olursun hep...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım mutlu olabilirim. Ve aptal olma konusunda haklı olabilirsin. Cahil kalmayı, çok fazla düşünmemeyi ve bomboş yaşamayı isteyebilirdim belki. Bu şekilde çok fazla düşünmek ve hayatım için çaba sarf etmek yoruyor biraz.

      Sil
  4. Bacağına ne oldu bu arada geçmiş olsun ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok ciddi bir şey değil. Sadece merdivenlerden düştüm ve bileğimdeki bağlarda yırtılma olmuş. Bir süre bileklik ile dolaşmam gerekecek.

      Sil
  5. Yeni açtığım kişisel bloğuma desteğinizi ve önerinizi bekliyorum! Sevgiler.B
    www.benirva.blogspot.com.tr

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutlaka desteklemeye çalışacağım. Benim için yeni başlayan arkadaşlar çok değerli.

      Sil