Yeniden merhaba herkese,
Elbette verdiğim kararın arkasında durmayacaktım ve veda etmiş olmama rağmen yazı yazacaktım. Hadi ama! Beni tanıyan herkes tutarlı olmadığımı bilir. Bugün size a derim yarın ağlarım neden a dedim diye. Çünkü b olmalıydı o. Ama ertesi gün tekrar fikrim değişir ve sizin fikrinizi de değiştirmek için insanüstü bir çaba sergilerim. Velhasıl kelam ben kafayı yedim. Şaşırdınız mı? Şaşırmamalısınız.
Bu arada antidepresan kullanmaya başlamadım henüz. Hani merak ederseniz diye söylüyorum. Bu şuan kimyasallardan arınmış beynimin bir ürünüdür. Yanlış anlaşılma olmasın lütfen. Neyse konumuza dönelim. Biliyorsunuz ya da bilmiyorsunuz bir veda yazısı yayınladım. O an hissetmiş olduğum duygu ve düşüncenin etkisiyle bloğu silme kararı almıştım. Uzun süredir beni takip eden okuyucu kitleme ayıp olmasın diye de ufak bir mesaj yayınladım. Amacım ertesi gün her şeyi silmekti. Sonrasında gelen birtakım mesajlar benim fikrimi değiştirdi. Silmekten vazgeçtim ve uzun bir süre yazmayı bırakayım o zaman belki daha sonra silerim diyerek blog mevzusunu rafa kaldırdım.
Bu süreçte çok doğal olarak neden böyle bir delilik yaptığım soruldu. Hatta komplo teorileri üreten bile oldu. Yuh! Benim buradaki insanlarla ne gibi bir derdim olabilir? Kendi yağında kavrulan bir blog yazarıyım. Milletle niye kavga edeyim ey okuyucu! Hepiniz pozitif insanlarsınız bence. Aranızda fikirlerimin uyuşmadığı bu nedenle eleştirisel yorumlar atanlarınız mevcut evet ama kimse ile tartışma yaşamadım bugüne kadar. Yaşamam da zaten. Ben öyle bir insan değilim maalesef. Bazen içimden geliyor kavga etmek, birinin saçına yapışmak falan ama sonra yapamayacağımı anlayıp dayak yemekten kurtuluyorum son anda. Olsun...
Blog yazmayı neden bıraktım konusuna tekrar dönecek olursak bu soruya net bir cevabım olmadığını rahatça göreceksiniz. Yaşamış olduğum bunalımın etkisi şeklinde özetleyebilirim. Çünkü son bir ayda zaten çeşitli sebeplerden ötürü kendimi kötü hissederken başka şeyler üzerine eklendi. Hastalıklar, kayıplar... Yaşamış olduğum rahatsızlığın bir kısmı psikolojikmiş. Hiç şaşırmadım bunu öğrenince. Nasıl bir bünyem varsa benim, kafamın içinde yaşadıklarımdan dolayı resmen bütün bedenim çöküyor. 
Güzel şeyler olmuyor değil tabi. Zaten kendimi bu kadar hızlı toparlayabilmiş olmamın sebebi de yaşadığım güzel gelişmeler ve yanımda olan insanlar. Ama hayatım o kadar dalgalı ki hala ayak uyduramadım. Bir de çevremdeki insanların bana kendimi öldürecekmişim gözüyle bakması ayrı bir korkunç. Öldürsem şimdiye ölmüştüm zaten kardeşim! Ya beni her sabah arayan bir manyak var ya! Olabilir mi böyle bir şey? Adam bana her sabah sesini duyup yaşadığından emin olmak istiyorum diyor. Sen yaşadığına emin misin ki? Bence gelin yaşamak nedir, biz gerçekten yaşıyor muyuz, var olduğumuzdan nasıl emin olabiliriz gibi soruları tartışalım önce.
Güzel gelişmeler demiş iken henüz belli değil ama bir edebiyat dergisinde editör konumunda karşınıza çıkabilirim. Çok heyecanlıyım. Umarım güzel bir iş ile karşınıza çıkarız. Sanırım yaşamış olduğum duygusal yoğunluk beni yazı ile yeniden buluşturdu. Uzun zamandır edebiyat anlamında başarılı işler çıkaramadım. Kalemi bile elime alamıyordum. Fakat bu dönem yaşadıklarımı ifade edebilmek ve bir nebze de olsa rahatlayabilmek için kalem ile yeniden buluştum. Bilmiyorum blog yazarları bana katılacak mı ama yazı yazmanın iyileştirici bir etkisi var kesinlikle. Ve son bir haftadır kendimi yazı yazmaya verdiğimden beri o kadar iyi hissediyorum ki anlatamam. Üst üste gelen kötü olayların ardından güzel haberler ile karşılaşmamın sebebi de enerji olarak o negatifliği üstümden atmış olmam ile ilgili. Ve bu negatif enerjiyi yalnızca yazı yazarak atabiliyorum. Benim için yazı yazabiliyor olmanın anlamı çok büyük.
Blog yazarlığına karşı duyduğum arzunun temelinde de yazı yazmaya karşı olan hislerim var. Bu nedenle blog yazmayı bırakmak ya da bloğu silmek gibi bir durumun benim için mümkün olmayacağına karar verdim. Eğer böyle bir şey yapmış olsaydım işte o zaman yenilmiş olacaktım. Ve ben yenilmeyi asla kaldıramam. Bunu arkadaşlarım çok iyi bilir. Yenilince bambaşka bir insana dönüşüyorum. Kazanmak zorunda değilim ama yenilmemem lazım. Hayat motivasyonum bu arkadaşlar. Dolayısıyla blog yazmaya devam edeceğim. Fakat birtakım değişiklikler olacak. Hem içerik hem de tema değişecek. Aklımdan geçen şey daha çok edebi metinleri sizler ile paylaşmak...
Tam anlamıyla kendime geldim ve inanılmaz mutluyum artık diyemiyorum. Dediğim gibi şuan keskin virajlar ve şiddetli dalgalar mevcut hayatımda. Bir gün güzel bir haberle ve enerjiyle hayatıma devam ederken diğer gün tahmin edemeyeceğim korkunç olaylar başıma geliyor. Yavaş yavaş her şeyi düzene sokmaya çalışıyorum. Mesela okul işini hallettim. Notlarım baya kötüydü, okulun uzaması gibi bir durumla baş başa kalmıştım fakat şimdilik durumu kurtardım. Büyük bir ihtimalle bu senenin sonunda okulumu da değiştireceğim. Bir arkadaşım bana bu konuda yardım ediyor, diğer okulun kredilerini derslerini inceleyerek... Sene kaybı olmadan geçiş yapmam mümkünmüş. Bunu öğrenince mutlu oldum çünkü bu okuldan uzaklaşmak istiyorum. Diğer yandan taşınma gibi bir problemimiz olduğundan bahsetmiştim. Hala hukuki süreç devam ediyor. Yaklaşık bir ay sonra tamamen bu evden de taşınmış olacağız. Bu konuya olan bakış açımı da değiştirdim ve gideceğimiz yerde daha mutlu olacağımı düşünmeye başladım. Henüz netleşmedi bazı şeyler ama belki de İstanbul'a veda edeceğim.
Bilmiyorum ama garip bir heyecan var içimde. Nasıl bütün o umutsuzlukları, ölüm düşüncelerini zihnimden atıp heyecan duymaya başladım anlamlandıramıyorum. Belki de bir anda karşıma çıkan güzel insanlar ve olaylar sayesinde inancımı toplayabildim. Emin değilim... Sadece hemen her şey değişsin ve yeni hayatıma başlayayım istiyorum. Bu sırada yaşamış olduğum düşüşleri, yükselişleri de sizlerle paylaşmaya devam edeceğim çünkü sizin için de bir motivasyon olabileceğini düşünüyorum. "Şuan her ne yaşıyorsan siktir et. Eğer hala güneş doğuyorsa bir seçeneğin var demektir. Ve o seçeneğin ne olacağına karar ver. Ölüm mü yaşam mı?" Ben bu tarz ikinci sınıf özlü sözleri ciddiye almam ama benim hayatımda olduğu gibi sizin hayatınızda da illa ki önem teşkil eden biri bu tarz nasihatleri üzerinize salacaktır. Hal böyle olunca onları dinlemek durumunda kalıyorsunuz. Belki beni de dinlersiniz diye her gün başımın etini yiyen, bu saçma cümleyi kuran adamın sözlerini sizlerle paylaşmak istedim.

Umarım siz de içinizdeki o savaşı kazanan tarafta olursunuz. Hayat her zaman kolay olmuyor. Sürekli gülüp eğlendiğiniz bir süreç değil yaşamak. Dolayısıyla acıyı da hüznü de kabul etmek gerekiyor. Ama en önemlisi pes etmeyip devam etmelisiniz. Ben de devam etmeye çalışıyorum kendimce.
Bazen depresyon ve bunalım halinden de zevk alıyorum galiba. Çünkü ne kadar kendimi dibe çekersem ve pes etme noktasına o kadar yaklaşırsam bir şeyleri başlatma ya da yaratma gücüne sahip oluyorum. Yeni fikirler, yeni insanlar, yeni işler... Umarım bütün yaptıklarım, yapmayı planladığım şeyler sizin için de bir ilham olur ve siz de kendi başlangıç noktanızı yaratırsınız. Mutlu olmaya çalışın, umudunuzu yitirmeyin ve ne olursa olsun yaşamaktan zevk alın. Yeniden bana yollamış olduğunuz moral mesajları için çok teşekkür ederim. Bu platform sayesinde tanıdığım o güzel insanlar yine bana manevi açıdan büyük bir destek oldu. Sizin başınıza bir şey geldiğinde ya da kötü hissettiğinizde ben de orada, yanınızda olmak istiyorum. Bir dost olarak size destek olmak istiyorum. Aklımda geleceğe dair bunu ciddi anlamda yapabileceğim bir platform kurmak var. Çünkü bu süreçte birilerine yardım ettiğimde ve kendi acılarımdan çok başkalarının acılarını, yaralarını iyileştirmeye çalıştığımda iyileştiğimi fark ettim. Bunu hep yapmak isterim açıkçası. Ve bu sözlerin altını kırmızı kalemle çizip tarihe geçirin mutlaka! Benim gibi bencil davranışlar gösteren bir insan yardımsever bir kişiliğe adım atmışsa arka planda ciddi korkunç şeyler yaşanmış demektir. Ama evet ilginç bir değişim yaşadığımı kabul edebilirim. Buna ne kadar değişim denilebilir emin değilim fakat gerçekten var olduğum kişiye doğru bir yolculuğun içindeyim şeklinde özetleyebilirim durumu. Diğer insanlarla arama örmüş olduğum duvarları, sınırları yok ederek kendi koruma mekanizmamı yıkarak asıl benliğimi ortaya çıkarmaya çalışıyorum. Bütün zayıflıklarımı, korkularımı, saklamaya çalıştığım kötü yanlarımı kabul edip yüzüme taktığım maskeden kurtulmaya çalışmak zorlu bir süreç. Ama bunu yapmanın zamanı geldi de geçiyor bile.
20 yaşındayım ve önümde yaşayacağım birçok olay var. Keşfedeceğim müzikler, filmler, kitaplar ve şehirler var. Adını duymadığım sanatçılar ve görmediğim eserleri var. Yaşamdan vazgeçmek için oldukça erken bir zaman. Dolayısıyla bugüne kadar yaşadıklarımdan edindiğim tecrübe ve kendim hakkında öğrendiklerim ile yoluma devam etmem gerekiyor. İyi bir insan olarak... Buraya bir parantez açmak istiyorum. İyi ve kötü nedir? Bir insanı iyi ya da kötü olarak nitelendirirken hangi özelliklerini göz önünde bulundururuz? Bu ve bunun gibi birçok soruya kendi içimde cevap aradığım bir dönemin içindeyim. Dönemi sonlandırırken de iyi bir insan olarak çıkmak istiyorum. Bütün bencilliğimi, çıkarcı düşüncelerimi, kıskançlıklarımı, kinimi, nefretimi kabul edip daha iyi duygu ve karakteristik özelliklere kavuşmak istiyorum. Ki bu da bahsetmiş olduğum benliğime ulaşma hareketi ile gerçekleşecektir zaten. Çünkü insanları toplumdan uzaklaştırıp bir ben olarak incelediğimizde özünde saymış olduğum kin, nefret, kıskançlık ve daha fazlası gibi kötü olarak nitelendirilen özelliklerin olmadığını ya da bu özelliklerin uykuda olduğunu söyleyebilirim. Ve elimden geldiğince bu özellikleri uykuda tutmaya çalışmam gerekiyormuş gibi bir bilince ulaştım. Ne kadar doğru ya da yanlış bilemiyorum. Tabi kişisel gelişim alanında konuşmaya devam edersek susacağımı sanmıyorum çünkü o kadar felsefi nitelikleri olan kitap okudum ki kendimi bilge bir insan gibi hissediyorum. O yüzden buraya bir nokta koyalım şimdilik.
Genel itibari ile hislerim ve düşüncelerim görmüş olduğunuz gibi. Siz neler söylemek istersiniz bütün bu olanlar hakkında? Bir insanın değişim geçirebileceğine inanıyor musunuz? Değişim geçirse bile iyi insan vasfını üstelenebileceğine ve bunu kaldırabileceğine emin misiniz? İyi insan derken melek olmaktan bahsetmiyorum tabi. Yine birtakım çirkeflikler yapmaya devam edeceğim. Aynı zamanda iyilik terimini dini ya da ahlaki açıdan da ele almıyorum. Sanırım bunun hakkında başka bir yazı yazmam gerekiyor. O zaman bazı düşünürleri de ele alarak iyilik kelimesini nitelendiririm. Anlaşılması daha kolay olur.
Bunalım, depresyon hakkındaki görüşlerinizi ve tecrübelerinizi de merak ediyorum. Çünkü bir insanı o noktaya getiren şeyin ne olduğunu anlamayı istiyorum. Biriken duygular mı ya da tek bir olaya gösterilen reaksiyon mu ya da insanın kendi bilinci mi?
Umarım keyifle okumuş ve bol düşüncelere dalmışsınızdır. Yönelttiğim soruları düşünmenizi istiyorum gerçekten. Ve sizlerin de bana sorular yöneltmesi iyi olur. Biraz felsefe yapmaktan zarar gelmez diye düşünüyorum. Neyse, çok uzun bir yazı oldu o yüzden her şeyi burada noktalıyorum. Yazının içinde geçen bazı konu başlıklarını başka bir zaman ayrıntılı bir şekilde inceleyebiliriz. Hepinizi öptüm, kendinize iyi bakın ve mutlu olmaya çalışın. Tabi öyle bir şey mümkünse...

15 yorum:

  1. Ben veda yazını okuduğum zaman, kısa süre sonra tekrar döneceğini biliyordum. Seni dediğin kadar çok iyi tanıyan biri değilim belki ama hem blog yazılarından hem instagram yazılarından okuduğum kadarıyla sen yazmayı çok seven birisin. Yazmayı seven insan da, bloğuna küsüp gidemez..Gidemiyor da zaten. Deep sana çok güzel bir yorum yazmıştı, biraz ara ver ama sakın bloğunu silme demişti..Öyle yapmış olmana ve tekrar yazmaya geri dönmüş olmana sevindim :)
    Ayrıca dergi haberi de çok hoş bir haber :)
    Ve son olarak; Yazmak, en büyük reçetedir..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun için çok teşekkür ederim Zeynep. Dediğin gibi yazmak en büyük reçete. Beni bu mücadelede ayakta tutan şey ise yine kalemim oldu. Deep haklıymış yazmaktan vazgeçmem mümkün değilmiş. Böylesine bir düşünceye neden kapıldığımı dahi anlayamıyorum şuan. Umarım hepimiz için güzel şeyler olur.

      Sil
  2. Merhaba, uzun zamandır yoktum buralarda ve yazılarını okumayı ne kadar özlediğimi fark ettim :) yazım tarzın çok ilginç olmuş okurken beni kafanın içine soktun patakladin ve geri bıraktın gibi hissettim. Geçmişe göre daha agresif olmuşsun gibi, umarım hayatın istediğin gibi olur. Fakat okurken yazı da kendimi de gördüm, sanırım bizim gibi kendini pek sevmeyen, felsefeyle, kendisiyle, mukemmeliyetci yapısıyla,hep mutluluğu aramakla kafayı bozmuş insanlar mutlu olamayacaklarını. Ve bence biz değişmeyiz, hayatımız boyunca acı çekeceğiz. Dediğin gibi yazmak biraz rahatlatıyor, yazarken fark ettim benim paragraflar dökmem lazım biraz ben de iyi değilim. Neyse kendine iyi bak, blogu bırakma.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun için teşekkür ederim Meczup. Seni hep kendime yakın görmüşümdür karakter ve düşünce yapısı açısından. Sahiden de sürekli mutluluğu aramak sanırım yanında mutsuzluğu getiriyor. Bu nedenle bizim gibi insanlar kolay kolay toparlanamıyor ya da çok çabuk dağılıyor. Yazım tarzımı kökten değiştirmedim elbette fakat bu iç dökme temalı paylaşım için uygun bir dil olacağını düşündüm. Bir nebze de olsa kendi içimdeki çatışmayı ve birden fazla sesi yansıtmak istedim. Sen de anlat tabi kendi içinde neler yaşadığını! Yazıda da bahsettiğim gibi destek olabileceğim, yardım edebileceğim herhangi bir şey olursa yanındayım. Ben de senin yazılarını okumayı çok seviyorum. Bayadır bloglara uğramadığımı fark ettim şuan. Umarım ikimiz de ilginç başlangıçlar ve değişimler yaşarız.

      Sil
  3. bir solukta okudum okurken yorulmadım değil hani :) yazmak gerçekten çok başka birşey insanın ruhunu dinlendiren ve beyinin de ki tüm düşünceleri kağıda aktarmak çok güzel ve büyük bir şey onun için sen bloğunu ve yazmayı iyi ki bırakmadın ve hoşgeldin :) hayat hep dik yokuşlar gibi düşe kalka giden bir hayat kavgasının içinde boğulmaktansa o hayatın içindekileri boğmak en iyisi :) Tek bili mekanda ferahlık vardır derler dilerim bundan sonrada senin için her şey çok güzel ve ferah olur canım benim her şeye rağmen gülmek çok güzel:) her daim mutlu olman dileğiyle dilerim yeni yerler de yeni güzel dostlukların olur en güzeline emanet ol sevgiler :) hadi yüzün de bir tebessüm olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim bu güzel dilekler için. Tebessümle okudum yorumunu. Evet biraz uzun bir yazı olduğunun farkındayım. Ama içimde birikenlerin çok küçük bir kısmını yansıtıyor bu yazı. Hayat gerçekten zor. Ben fazla narin kalıyorum sanırım. Bu yüzden düşe kalka ilerlemek fazla yoruyor beni. Ama olsun bir şekilde devam edeceğime eminim. Yeni yeni toparlanıyorum diyebilirim. Senin de bahsettiğin gibi değişimler, hayatıma giren insanlar, yanımda olan dostlarım bana güç ve moral veriyor. Umarım daha da güzel gelişmeler bizi karşılar. Ve hepimiz çektiğimiz acıları, sıkıntıları kolay bir şekilde atlatırız.

      Sil
  4. Yunus Emre;
    Dertli ne ağlayıp gezersin burda,
    Ağlatırsa mevlam yine güldürür...
    Nice dertli kondu göçtü burada,
    Ağlatırsa mevlam yine güldürür...

    Dert adamı söyletir demiş atalarımız... uzun olmasına karşın kelimelerinize sirayet eden dinginlik yazınızı okutuyor... itiraflarınız ve hedefleriniz olan bir yazı olmuş... Derdinizin teşhisini koymuş ve çarenin yine kendiniz olduğunu idrak etmişsiniz... Size artık yolunuz açık olsun demekten başka söylenecek her söz fazla gelir... Umarım her şey gönlünüze göre olur...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Çok güzel söylemiş Yunus Emre. Her düşüşün bir kalkışı vardır elbet. Bu süreci hakkıyla yaşamaya çalışıyorum. Kendime kötü davranmanın, içinde bulunduğum durumu abartmanın bir anlamı olmadığını kavradım. Dolayısıyla odağımı daha ileri ve daha güzel bir noktaya çektim. Çünkü bahsettiğiniz gibi çare yine biziz, kendimiz.

      Sil
  5. Hiç utanmıyorsun di mi benim gibi yaşlı bir adama uzun yazıyla eziyet etmeye :) Okurken 6 kilo verdim...
    Not: Dönmen güzel bıdık kıvırcık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet uzun olduğu doğru olabilir. Ama bu yazının özet olduğunu düşünürsek şikayet etmemelisin bence. Zaten gitmeyi düşündüğümde senin ilginç yorumlarını alamayacak olmak üzmüştü.

      Sil
    2. Şikayet edenin kulakları eşşek kulağı olsun :) Ben yazın dilini beğeniyorum uzun yazmak herkesin harcı değil. Ben yazamam mesela. Ama bir daha bir yere gitmek yok..

      Sil
  6. heeeey işte sen :) biliyodum zaten kiiiii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklıymışsın valla Deep. Boşuna ayağa kaldırdım ortalığı. Gidemedim bir türlü. Yazmamak gibi bir seçeneğim yokmuş meğer.

      Sil
  7. dergi sölersin okuruz yaaaa, yaparsın tabiiikideee nolcaaak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dergi dünyası değerini yitiriyormuş gibi hissediyorum açıkçası. Popüler kültüre kurban ettiler kendilerini. Bu nedenle dergi olaylarına uzun süre uzak durdum. Ama şimdi kendimi edebiyata vermek istediğim için bir yerden başlamak istedim.

      Sil