Günümüzde çoğu kişide rastladığımız psikolojik bir rahatsızlıktan bahsetmek istiyorum. Anksiyete bozukluğu... Yaşamış olduğumuz dünyanın şartları gereği hem fiziksel  hem de psikolojik sağlığımız artık tehlikede. Dolayısıyla yaşam kalitemizi artırmak için bazı şeylerin farkında olmak zorundayız. Bugün hafif bir baş ağrısını bile görmezden gelmeyip doktora kontrole gidiyorsak eğer, psikolojik bir rahatsızlığı işaret eden belirtiler ortaya çıktığında da aynı şekilde doktora yani psikoloğa gözükmek durumundayız. Bu noktada kendimizi geliştirmeliyiz ki bilinçli olabilelim. Ne tür rahatsızlıklar var veya bu rahatsızlıkların belirtileri ve etkileri nelerdir gibi soruların cevaplarını araştırmalıyız. Hem kendi hem de etrafımızdaki insanların sağlığı için bunu yapmamız gerek diye düşünüyorum. Gelin bugün beraber anksiyete bozukluğunu inceleyerek bir başlangıç yapmış olalım.
Öncelikli olarak psikolog olmadığımı ve bütün bilgilere araştırarak ulaştığımı belirtmek istiyorum. Dolayısıyla siz böyle bir rahatsızlığa sahip olabileceğinizi düşünüyorsanız kesin bir kanıya varmadan önce psikolog tarafından muayene edilmeniz gerekiyor. Kendi başınıza tanı koyup bununla alakalı olarak yine kendi başınıza ilaç almaya kalkışmayın. Lütfen...
Uyarımı da yaptığıma göre artık konuya giriş yapabiliriz. Anksiyete bozukluğu psikiyatri alanındaki bir grup hastalığı ifade eder.  Temelinde kaygı ve endişe bozukluğu bulunur. Şiddetine, sürekliliğine ve birtakım farklılıklara bağlı olarak çeşitlilik göstermektedir.
1. Yaygın Anksiyete Bozukluğu
2. Sosyal Fobi
3. Panik Bozukluk
4. Özgül Fobi
5. Obsesif Kompulsif Bozukluk
6. Posttravmatik Stres Bozukluğu
7. Akut Stres Bozukluğu
8. Genel Tıbbi Duruma Bağlı Anksiyete Bozukluğu
9. Madde Kullanımına Bağlı Anksiyete Bozukluğu

Gördüğünüz şekilde anksiyete bozukluğunun çeşitlerini sıralayabiliriz. En fazla görülen ve bizim de bugün konuşacağımız konu Yaygın Anksiyete Bozukluğu.
En az 6 ay boyunca yaygın anksiyete bozukluğunun belirtilerini göstermek gerekiyor bu tanının konabilmesi için. Herhangi bir sebep yokken dahi aşırı endişe ve stres halini barındırmak olarak nitelendirebiliriz. Her gün bu aşırı kaygı halinde olmak ve bu durumun belli bir noktadan sonra kişinin mutluluğunu ve refahını bozması yaygın anksiyete bozukluğunu işaret ediyor. Bana üç yıl önce bu tanı konulmuştu ve ben o dönemde ağır mide bulantıları ve ataklar geçiriyordum. Her gün ve şiddetli bir şekilde midem bulanıyordu. Mide bulantısını engelleyen ilaçlar kullanmama rağmen herhangi bir iyileşme söz konusu değildi. Bunun yanında geçirdiğim ataklar çok korkunç bir hal aldı. Artık dayanamayacağım noktaya geldiğinde ve fiziksel hiçbir rahatsızlığım olmadığı anlaşıldığında bir psikolog ile görüşmeye başladım. Başlarda bana her şey oldukça manasız gelmişti. Bir işe yarayacağını düşünmemiştim açıkçası. Çünkü mide bulantılarım çok güçlüydü ve bunun psikolojik olabileceğini kabullenememiştim bir türlü. Nasıl psikolojik bir rahatsızlık bu derece mide bulantıları yapabilir ve yaşadığım atakların sebebi olabilirdi? İnsana çok saçma ve tuhaf geliyor psikoloji ve onun neden olabileceği durumlar. Tabi kısa bir araştırmanın ve doktorla görüşmenin ardından bu durumun psikolojik olduğunu kavrayabildim sonunda. Böylece psikolog ve birtakım ilaçlar ile imtihanım başlamış oldu. Neyse ki  kullandığım ilaçlar ile beraber tedavi de güzel sonuçlar verdi. Mide bulantısı hafiflemiş ve atakların büyük bir kısmından kurtulmuştum. Ama o dönem neler yaşadığımı bir ben bilirim ve çok şükür atlattım. Yani tam olarak atlatamadım fakat o kadar korkunç bir seviyede değil artık. Bende ki en belirgin belirti mide bulantısıydı. Belirtiler kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Bu belirtilerin birkaçı;
Gerçeklik duygusunda algısında değişme, dikkat dağınıklığı, çarpıntı, korku, huzursuzluk, titreme, panik, nefes darlığı , mide bulantısı, kusma, karın ağrısı, terleme, sıcak basması, boğulma hissi, uyuyamama, çok fazla uyuma...
Bu belirtilerin birden fazlasına sahip olduğunuz takdirde ve bu belirtiler yaşam kalitenizi kötü etkilemeye başladığında daha detaylı bir araştırma yapıp emin olduktan sonra doktora görünmenizde fayda var. Küçük bir test ya da görüşme az çok doktorun fikir sahibi olmasını sağlayacaktır. En azından size bu konuda daha doğru bir bilgi verir ve yön gösterir. Benim amacım böyle bir rahatsızlığın olduğundan haberinizin olmasını ve bilgi sahibi olmanızı sağlamak. Tabi bahsetmiş olduğum belirtiler oldukça önemsiz gelebilir çoğunuzun gözüne. Zaten hayatımızda az çok bu belirtilerin birkaçını yaşamışızdır. Üzüldüğümüzde, stres olduğumuzda, herhangi bir şeyi kafamıza takıp endişelendiğimizde bunları yaşamışız olmamız muhtemel. Çoğu kişi bunu modern bir hastalık, uydurmaca olarak nitelendiriyor olabilir. Ya da çok önemli veya hastalık diyebileceğiniz bir şey olarak görmüyor da olabilirsiniz. Fakat bu tarz düşüncelerin sebebinin cahilliğe dayandığını söylemem gerek. Dolayısıyla bu hastalıkla ilgili çekilmiş size de fikir verebilecek birkaç video paylaşmak istedim. Maalesef videolarda da bahsedildiği gibi bu rahatsızlığı yaşayan insanların en büyük şikayeti kimsenin onları anlayamıyor oluşu. Kimse bizi anlayamıyor gerçekten. Abarttığımızı düşünüyorlar ya da aman canım kafana takma sen de gibi komik cümleler kullanabiliyorlar. Geçirdiğimiz panik atakları, yaşadığımız korkuyu, kafamızda dönen milyonlarca sesi belki biz anlatmayı başaramadığımız için kimse anlayamıyor. Ya da asıl karşımızdaki insanlar korktukları için bizi anlamak istemiyorlar. Bilemiyorum... Videoları izlediğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız zaten.








Panik atak, sosyal fobi, yaygın anksiyete bozukluğu gibi konulara değinen bu videoları ben oldukça beğendim. Çünkü bu konuda çok fazla kaynak olmadığı gibi insanlar da bilinçli değil doğal olarak. Bahsetmiş olduğum gibi anksiyete rahatsızlığı olanları anlayamayan bir kitle var. Bu tarz işlerin ve kaynakların sayısı artar umarım. Böylece neler yaşadığımızı anlayabilirsiniz ve bize köstek olmak yerine yardımcı olabilme şansınız artar. Bazen diyorum ki keşke kafamın içini duyabilseniz ya da açıp gösterebilsem size. Çünkü biliyorum sizin beni ya da ne yaşadığımı anlayamıyor oluşunuzun temelinde benim anlatamıyor olmam yatıyor. O kadar karmaşık ki... Kaygı bozukluğu işte ya diyerek geçiştiriyorum çoğu zaman. Ama o birkaç saatlik ataklar geldiğinde neler yaşadığımı tam olarak anlatamıyorum. Kolumu sıkmaktan morardığını, mide bulantılarımı, boğuluyormuş hissinden dolayı ağlamaya başladığımı, kafamdaki sesleri duymamak için yüksek sesle müzik dinlediğimi ve ona rağmen düşüncelerimin durmamasını, kalbim hızla attığı için nefes alamıyormuş gibi hissettiğimi ve büyük bir korkuya kapılmamı, o panik halini, sanki ölecekmişim de can çekişiyormuşum gibi hissettiğimi, midem kasıldıkça ruhum çekiliyormuş gibi olduğunu, sürekli ayaklarımı oynatıp sayıları saymaya çalıştığımı fakat bir noktada saymayı unuttuğumu, o sırada alfabeye geçip alfabenin tamamını bilmediğimi fark edişimi, dışardan gelen konuşmalara odaklanışımı, giderek sıkışıyormuş gibi hissettiğim bedenimi hareket ettirmek için gösterdiğim çabayı, hiçbir zaman sevilmeyeceğimi ve o an o yatağın içinde ölmüş olsam kimsenin fark etmeyeceğini anlayışımı, cenazemi düşündüğümde sadece ailemin ve bir tane arkadaşımın orada olacağını hayal edişimi, ne kadar yalnız olduğumu fark edişimi size anlatabilmem ve sizin de bunu anlayabilmeniz mümkün değil. Her gün aynaya baktığımda kafamdan geçen " Çirkinsin, şişmansın, kimse seni asla sevmeyecek, başarılı olamayacaksın, sana acıyorlar, o kadar korkunç bir insansın ki, evden çıkmaya bile kalkışma kimse senin yüzünü görmek istemiyor, seni dışlıyorlar, kimsenin umurunda değilsin, mutlu olmayı hak etmiyorsun, neden hala yaşıyorsun, senin gibiler nefes almamalı." gibi sözler yüzünden yatağıma geri dönüyorum ve yorganı üstüme çekiyorum. Gerçekten zorunda olmadıkça dışarı çıkmıyorum, çıkamıyorum. Tek başıma yürürken yanımdan gülerek ya da bana bakarak biri geçse sanki benden iğreniyormuş ya da benimle dalga geçiyormuş gibi geliyor. Bu yüzden insanlara da katlanamıyorum. Kimseye güvenmiyorum, kimsenin gerçekten beni sevebileceğini düşünmüyorum. Ve en kötüsü de bunca şeye rağmen iyi olduğumu söylüyorum. İyiyim, bir şeyim yok. Çok mutluyum, her şey çok güzel. Ve bu şekilde hayatıma devam etmeye çalışıyorum. İlk sigaramı sanırım tam böyle bir anda içmiştim. Sokak ortasında gelen ani ataktan dolayı kendime sigara almıştım. Elim titreyerek sigarayı dudağıma götürdüm ve çakmakla yakmaya çalıştım. Nasıl becerdim bilmiyorum ama elimi yakmamla çakmağı fırlatışım ve kaldırımın kenarında hıçkırıklarla ağlamaya başlayışım bir oldu. Çaresizlik... Bu rahatsızlığın en kötü yanı büyük bir çaresizlik hissi kaplıyor her tarafı. O günden sonra sigaraya başladım ama çakmak kullanamadım. Çünkü kafamdaki ses çakmak kullanamayacak kadar salak olduğumu hatırlatıp durdu. Ve yine çakmağı kullandığımda elimi yakacağım korkusu, kaygısı beni panik bir hale soktu. Ama insanlara bunu anlatmam çok zordu çünkü beni kimsenin anlamayacağını o kadar iyi biliyorum ki. Ama merak etmeyin çakmak kullanabiliyorum artık. Çünkü elimi yaksam bile hissedemeyeceğim bir noktaya geldim. Hissizlik... Çoğu kez yapamayacağımı bunun üstesinden gelemeceyecğimi düşündüm. Bazen hala öyle düşünüyorum. Nasıl bu atakların üstesinden gelebilirim? Nasıl bu korkunun, endişenin, acının ve kafamın içinden yükselen seslerin üstesinden gelebilirim? Gelemiyorum. Kendimle baş başa kaldığım ilk saniye yeniden başlıyor ve yeniden ve yeniden ve yeniden. Asla durmuyor.

İyi yanı artık o kadar kötü ve yoğun ataklar geçirmiyorum. Sadece çok fazla bir şeye üzüldüğümde ya da kafama taktığım bir şey olduğunda dağılıyorum. Onun haricinde kısmen iyi gidiyor. Tabi böyle bir rahatsızlığa sahipseniz ilaç kullanmanız gerekiyor ama o ilaçların etkileri hoşuma gitmediği için kullanmamakta diretiyorum ya da kullanıyorum diye yalanlar söylüyorum doktoruma ve herkese. Kendi başıma bunu atlatabilmeyi istiyorum. Kendi salak psikolojime sahip çıkabilmek istiyorum. O beni yönlendirmemeli ben onu yönlendirmeliyim. Ama işler öyle yürümüyormuş. Bunu yeni reçetemi aldığımda anladım. Her psikologa gidişimde bana bir sözleşme gibi bir şey imzalatıyorlar. Görüşmelerimiz boyunca kendimi öldürmeyeceğim gibi bir şey. Ona çok gülüyorum. Sanırım bir ruh hastalıkları hastanesinde uzun süre tedavi görmem gerekiyor. Garip olan böyle bir şeyi gerçekten istiyor olmam. Hiçbir şey yapmadan o hastanede yıllarımı geçirebilirim ve orada ölebilirim. Hiç sorun değil.
Anksiyete bozukluğunun her insanda farklı belirtiler gösterebildiğini unutmamak gerekiyor. Benim burada kendimle ilgili bahsettiğim olaylar ve belirtiler hem anksiyete bozukluğuna hem de diğer psikolojik bozukluklara dayanıyor. Yalnızca anksiyete ile ilgili rahatsızlığım olmadığı için daha ağır geçiriyor olabilirim size göre. Ben sadece kendi yaşadıklarımdan ve tecrübelerimden bahsederek bir fikir sahibi olmanızı istedim bu yazıda. Siz de aynı şeyleri yaşayacaksınız diye bir şey yok elbette. Ama bu veya buna benzer rahatsızlıklarınız olduğunu düşünüyorsanız hiç beklemeyin ve tedaviye başlayın muhakkak. Elbette bir doktor kontrolünde... Her derdin bir dermanı vardır. Bu nedenle olumsuz düşünmeyi ve kendimizi hastalığın pençesine bırakmayı unutmalıyız. Zor olan savaşmak ve zor olandan yana seçiminizi kullanın. Eğer böyle bir rahatsızlığınız varsa üzülmeyin, şikayet etmeyin çünkü bu şekilde davranmanın size bir faydası dokunmayacaktır. Evrende var olan ve gerçekleşen her şeyin bir sebebi vardır siz de bu sebebin ne olduğunu öğrenin ve onun amacına ulaşmasına yardım edin. 

Hepinize güzel, mutlu, sağlıklı bir yaşam diliyorum çünkü diğer türlüsü hiç zevkli değil. Videoları izlemeyi unutmayın.

4 yorum:

  1. Anksiyete geçici olark durdurulabilir. Eğer karakterleşmemiş ise (ki senin yaşın müsait değil) uzun dönemde ortadan da kalkabilir. Sana yapışmasına izin verme.

    Bilinçli bir aptal ol. Ama istediğin an o aptallığı bırakabilecek gücü kaybetme. Bilinçli aptal olmak günümüzde tedavi yöntemidir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de dediğin gibi kurtulmaya çalışıyorum üstüme yapışmadan ama bazen bu konuda umutsuzluğa düştüğümü itiraf etmem gerek.

      Sil
  2. hımmm ne çok yaygınlaştı ama de mi yaaa. ilaç kullanan da çok. sana da geçmiş olsun. alternatif tıp da iyi bu kmonuda bak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Haklısın baya yaygınlaştı. İnsanlar stresi, üzüntüyü kaldırmakta zorlanıyor artık. İlaçlara karşı hep mesafeli olmuşumdur. Bu nedenle alternatif tıp konusunu araştırıyorum.

      Sil