SONBAHAR | İLHAM PANOSU

by - 10/01/2017


Yaşadığım nice güzel anıların ve başlangıçların ev sahipliğini yapan mevsimdir sonbahar. Islanan saçlarım, çamura bulanan ayakkabılarım ve küfür ederek uyandığım sabahlarım... Muhteşem bir mevsim! Bana güzel anılar yaşatmış olsa dahi hayatımı karartan günleri de beraberinde getiriyor maalesef. Çünkü yağmuru ve soğuğu sevdiğim söylenemez. Aynı zamanda kararan havayı ve solan çiçeklerin yarattığı o soğuk görüntüden de pek hoşlanmıyorum. Koşuşturan insanlar, bir yere yetişmeye çalışan arabalar, trafik, gürültü, şemsiye, ıslak kıyafetler, bozulmuş saçlar ve makyaj... Daha ne kadar şey sayabilirim bu mevsimden nefret etmek için? 
Hoşlanmadığım detaylarına rağmen tuhaf bir şekilde huzur bulduğum anlar da oluyor. Mesela pencerenin önüne oturup yağmuru seyretmek gibi. Kuruyup dökülmüş yaprakların üzerine bastığımda duymuş olduğum o ses bana yaşadığımı hissettiriyor. Nefes alırken burnuma dolan yağmur ve toprak kokusu bana iyi geliyor. Rüzgar bedenimi delip geçerken kabanıma sarılmak ve yavaş yavaş nefesimi bırakırken o dumanı görmek huzur veriyor. İlginç bir şekilde bu mevsim bana aitmiş gibi geliyor. Bu nedenle çok seviyorum sonbahar aylarını.
Sonbaharda yapmayı sevdiğim tek şey ise evde yatmak. Sayısız kitap okuyabilir ve evde güzel bir tını eşliğinde dans edebilirim. Defterimi elime alıp yazı yazabilir ve kahvemi yudumlayabilirim. Sonbahar denildiğinde aklıma gelen tek şey bu sahne işte! En çok bu aylarda yazı yazabiliyorum nedense. İçimdeki hüznü ortaya çıkardığı için daha verimli oluyorum. Fakat okul dediğimiz lanet şey yapmak istediklerimi kısıtlıyor ve beni sonbaharın nefret ettiğim kısmına çekiyor. Yağmurlu, çamurlu ve koşuşturma ile geçen nefret dolu bir anıya çeviriyor yaşamımı.
Yağmur tanelerinin dökülmesiyle kıyafetlerimi yeniden düzenlemeye başlıyorum. Benim için sonbaharın geldiğini anlama kısmı bu şekilde başlıyor. Kazaklarım ve hırkalarım askıdaki yerini alıp botlarım gün yüzüne çıkıyor. Kitaplığıma yeni kitaplar ekleniyor ve kahve çeşitleri artırılıyor. Gök gürültüleri odamı doldurduğunda ve ansızın gelen titreme ile hırkama yöneldiğimde sonbahara resmi olarak giriş yaptığımızı anlıyorum. Tuhaf bir heyecan ve umut kaplıyor içimi. Çünkü sonbahar benim için yeni başlangıçları temsil ediyor. Yeni ilişkiler, yeni hayatlar, seçimler...
Sonbaharı temsil eden kahverenginin elli tonu ise en sevdiğim renk olabilir. Bu mevsimde giydiğimden tut yediğime kadar her şey kahverengiden oluşuyor sanki. Tek bir rengin bütün dünyaya yayılması ve kafanızı nereye çevirseniz onu görüyor olmak çok ilginç. Herkes bu mevsimde aynı şeyleri yapıp aynı şeyleri görüyor gibi. Ortak bilincin ürünleri... Tıpkı kış mevsiminde kırmızının her yanı ele geçirmesi gibi kahverenginin hakimiyeti. Garip bir heyecan yaratıyor insanın kalbinde. Sizce de öyle değil mi?
Okulda yeni bir yıl beni bekliyor. Yeni bir aşka yelken açıyorum belki. Yeni insanlarla tanışıp sohbet edeceğim. İlginç kafeler keşfetmek ve sıcak içeceklerle bütünleşmek... Sonbahar ne kadar hüzünlü ve depresif bir mevsimmiş gibi gözükse de insana umut aşılıyor. Hayatımızda yeni kapılar açılıyor. Bu yıl için gerçekten çok heyecanlıyım. Yapacak ve keşfedecek çok şeyim var. Hepimiz için dileğim mutlu ve bol keşifli bir zaman geçirmek! Çünkü eminim benim için öyle olacak.


BU YAZILARA DA BAKMALISIN!

2 yorum

  1. Sonbahar en çok kente yakışır. Ama kent gibi kente. Başkasına yakışmaz. İÇine sen aşk da koy o zaman sana da yakışır :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sonbaharı seviyorum gerçekten. Eğer aşk bulabilirsek yakışır. :))

      Sil