FAKAT MÜZEYYEN BU DERİN BİR TUTKU

by - 10/07/2017


İlhami Algör'ün kaleminden çıkmış bir kitap ile karşınızdayım. Oldukça sevdiğim ve geçenlerde birisine hediye etmek amacıyla raftan aldığım kitap beni geçmişe götürdü. İlk karşılaştığım o ana... Bu kitabı ilk elime aldığımda ve satırlarında gözlerimi gezdirdiğimde etrafımdaki çoğu olayı algılayamayacak kadar küçüktüm. Dünya'nın benim için döndüğünü düşünecek kadar cahil ve bilgisizdim. Dolayısıyla sayfaları çevirdikçe garip bir aşk hikayesine tanıklık ediyormuşum gibi hissettim. Cümlelerin işaret ettiği silueti görmekten oldukça uzaktım. Bu nedenle yeniden okudum ve kafamda bazı soru işaretleri netleşmiş oldu.


Klasik bir romanda veya hikayede görebileceğiniz anlatım dilinden farklı olduğu için bazı yerleri anlamakta güçlük çekebilirsiniz. Zira ilk okuduğumda ben çoğu noktayı kaçırmıştım. Kitabın içinde yer yer referanslara denk geliyoruz. Bu referanslar hakkında bilgi sahibi iseniz daha keyifli hale geliyor hikaye. Fakat anlatan kişinin neden bahsettiğini bilmiyorsanız biraz eksik kalıyorsunuz. Bu nedenle şarkılardan bahsettiği kısımda dönüp o şarkıları dinlemekte fayda var. Kitabı bir an önce bitirmek için uğraşmayın. Zaten oldukça kısa bir roman. İletişim Yayınları'ndan çıkan kitap toplam 58 sayfa.


Konusuna gelecek olursak manyak bir adam karşımıza çıkıyor pat diye. Böyle değişik, diğerlerinden farklı. Fakat samimiyeti sanki çok yakınmışız gibi hissettiriyor. Konuşma diline yakın bir yazım şekli olduğundan hikaye akıp gidiyor. Karakterin iç çatışmasına tanıklık olarak, farklı düşüncelerini dinleyerek, onun gözünden dünyayı görmeye çalışarak bitiyor. Mesela  İstanbul sokaklarında ona eşlik ediyor ve ülkenin durumu hakkında sohbet ediyoruz. Ve karakter ile bitirmeye çalıştığı roman hakkında konuşuyoruz. Film montajcısı olan karakterimiz kalemi eline alıyor ve bir kurgu yaratmaya başlıyor birgün. Derin bir aşk yaşayan adamın hikayesi... Kolay kolay herkesin anlayamayacağı yüzeysel bir şekilde bakıp kınayacağı türden bir aşk. Tam bu noktada karakterimizin de tutulduğu bir kadın olduğunu öğreniyoruz. Müzeyyen... Yarım kalmış romanıyla uğraşıp, İstanbul sokaklarında yürüyüp duran karakterimizin aklını bir de bu kadın karıştırıyor. Diğer bütün kadınlardan farklı olduğunu düşündüğü Müzeyyen ile arasında tıpkı yazdığı romanda olduğu gibi derin bir bağ olduğunu varsayıyor. Fakat gerçek öyle mi değil mi sayfalar ilerledikçe görüyoruz. Müzeyyen'in gidişi ve adamın yarım kalmış romanı... Karakterimizin yaşamış olduğu varoluşsal sancı ve çıkmaz sokaklar bize ilk bakışta aşk acısıymış gibi gelse de farklı anlamlar barındırıyor içinde. Bu nedenle romanın tarzını çok sevdim. Alıştığımız diğer kitaplarla kıyasladığımızda farklı olduğunu rahatça görebiliriz. Ve bu farklılık kurguyu canlı kılıyor. Her okuduğunuzda size farklı çağrışımlar yapıyor. İlk okuduğumda Müzeyyen ve Müzeyyen'e duyduğu hisleri hakkında daha çok şey öğrenmek istemiştim. Kitap devam etmeli ve yaşadıkları şeyleri bize anlatmalı diye düşünmüştüm. Fakat tıpkı karakterimizin de bahsettiği gibi bazı hikayelerin bir çıt noktası var ve oradan sonra her şey değişiyor, bitiyor. Bu yazdığımız bir roman için de böyle, yaşadığımız hayat için de... Yarım kalanlar yalnızca hikayeler değil, aynı zamanda yaşamlarımız da yarım kalıyor.

Bu kitabın bir de film versiyonu var. Belki ona da bakabilirsiniz. Ben yıllar önce izlemiştim fakat uyarayım kitapla pek alakası yok. Ben filmi kendi içinde değerlendirdiğimde çok kötü bulmamıştım fakat incelemek için yeniden izlemem gerekiyor. Çoğu ayrıntıyı unutmuşum... Belki başka bir yazıda filmin de incelemesini yaparız beraber. Kitap için ise şimdilik söyleyeceklerim bu kadar. Benim çok sevdiğim yazarlardan birisidir İlhami Algör. Umarım siz de beğenirsiniz. Yorumlarınızı bırakmayı unutmayın sakın. İyi okumalar.

"Fotoğraflar Alıntıdır."

BU YAZILARA DA BAKMALISIN!

6 yorum

  1. İlk okuduğumda çok arada kalmıştım. İkinci okuyuşumda her şeyi çözdüm diye bilirim. Farklı bir kitap ve dili, kurgusuyla okumaya değer gerçekten :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle size katılıyorum. Birden fazla okumak gerekiyor tam anlamıyla kavramak için.

      Sil
  2. Arkadasima hediye olarak almistim, okumaya firsat bulamadigim icin uzuldugum kitaplardan. ama okuyacagim bir gun. :)

    YanıtlaSil
  3. Bak senin kitap tanıtımların çok iyi. Bu konuda seni bir de jedi eğitimine tabii tutsalar al sana gazetede iş. Sonra ara ki kıvırcığı bulasın :)
    Ben :Eda Kıvırcıkla görüşebilir miyim ?
    Sekreter : Ne cüretle !
    Ben : Ama ... ama....
    Sekreter : Tez kellesini vurun bloğuna da el koyun !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahahahhaha yok canım daha neler! Ama bu hayal güzelmiş beğendim.

      Sil