ALDATIR MISIN?

by - 9/26/2017


Ya da hiç aldattın mı? Bu soruyu aşk çerçevesinde değerlendirelim. Fırsatını bulduğun o anda partnerini aldattın mı? Aldatmayı düşündün mü? Sana bunu düşündüren ya da kalp atışlarını hızlandıran neydi? Belki de tüm bu sorulardan önce aldatmanın ne demek olduğunu konuşmalıyız. Her insanın bakış açısına ve yaşam tarzına göre farklılaşan bu tanımı öncelikle kendi içimizde netleştirmeliyiz. Aldatmayı ya da aldatılmayı anlamak için yapılması gereken ilk şey aldatmayı tanımlamaktır. Sözlüğe veya internete danışmadan önce tanımı kafanızda oluşturun. Sizin için ne anlama geliyor aldatmak? Benim bakış açıma göre aldatmak insanın varlığında bulunan normal bir davranış biçimi. Ahlaki ve toplumsal normlardan ayrıştırarak düşündüğümde aldatmanın bir ihtiyaç olduğunu görüyorum. Nasıl yani? Yaşadığımız ilişki ve karşımızdaki kişi seçimler sonucu meydana gelir. Bu seçimleri ne kadar duygusal bir araç ile yapıyormuşuz gibi gözükse de mantığın ve psikolojik etkilerin baskısı yadırganmayacak derecededir. Bu nedenle çoğumuzun yapmış olduğu seçim bir süre sonra etkisini yitirir. Çünkü zamanla kurmuş olduğumuz mantıksal ve duygusal bağın yerini başka ihtiyaçlar alır. Bu da karşımızdaki insanla olan bağımızı yıpratır. Bir örnekle bu durumu açıklayalım. Yalnızlıktan korkan veya rahatsız olan bir kişiyi ele alalım. İlgi, şefkat gibi ihtiyaçları bulunduğunu düşünelim. Bu ihtiyacını karşılamak için yapması gereken kendisine duygusal yoğunlukta bir ilişki yaratmak olacaktır. Böyle birini bulduğunda onunla birlikte olacak ve hayatına devam edecektir. Bu ilişkinin temeli ihtiyaçlar üzerine kurulduğu için ömrü bir noktaya kadar sürecektir. Ta ki kişi artık yalnızlıktan korkmayıp ilgiden bıkana kadar ilişki devam eder. Bu durum gerçekleştiğinde ilişkinin bitip insanların hayatına devam etmesi beklenir. Çünkü kişinin ihtiyacı değişmiştir. Bir ilişkiden beklentisi ve istekleri farklıdır. Karşıdaki insan da bunu karşılamadığı zaman ayrılmak gerekir. Bu noktada devreye birçok etken girdiği için ayrılmak seçeneği düşünülmez. Evlilik, çocuk, toplumsal baskı, başkasını bulamama korkusu, özgüven eksikliği... Bundan dolayı ilişki bitirilmez ve aldatma ile sonuçlanır. Oldukça klasik bir durumdur, çokça etrafımızda bu örnekle karşılaşırız.


Her şeyin güzel gittiği ve aşkla başlayan bir ilişki düşünelim. Ortada hiçbir problem yok. Fakat kişilerden biri kendisine çok yakın hissettiği ya da çeşitli etkilerden dolayı ilgisini çeken biri ile tanışmış olsun. Çok sevdiğiniz insan ve her şeyin mükemmel gittiği bir ilişki dururken etkilendiğiniz o kişiye koşar mısınız? Sadakat kelimesi burada devreye giriyor bence. Çünkü tam bu noktada bir başkası için nelerden vazgeçebileceğinizi ortaya koymuş oluyorsunuz. Fakat insan psikolojisini incelediğimizde sadık kalmayı seçmek oldukça düşük bir olasılığı işaret ediyor. Bunun sebebi yaşam! Nefes almayı istemek kadar doğal, sizi heyecanlandıran o seçeneğe koşmak. O kişiyi istemek, deneyimlemek ve keşfetmek... Çünkü bu damarlarımızda var. Sadık kalmak, fedakarlık gibi kalıplar içimizde var olduğu için değil onları yapmak zorunda hissettiğimiz için var. Benim düşünceme göre içimizde var olan şey keşfetme arzusu... Bunu zincirlemeye çalışmak bizi ne kadar mutlu eder kısmı ise başka bir tartışmanın konusu. Bu nedenle aldatmak oldukça doğal bir seçim. Çünkü birileri tarafından oluşturulmuş sadık kalma kalıbını aşmak istiyor içimizdeki ses. Arzuyu takip etmemiz gerektiğini söylüyor. Bazen bunun sonuçları ağır oluyor, bazen de başka bir kapı açıyor hayatımızda. Fakat asla aldatmanın kötü bir şey olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü bu insan olmanın kötü bir şey olduğu sonucunu doğurur. 




Sadık kalmak yalnızca tek bir durumda doğru işler. Hiçbir toplumsal ve psikolojik baskı altında kalmadan seçim yapıldığında... O insanı ve o insanla bir ömür paylaşmayı seçiyorsanız bunu gerçekten istediğiniz için yaptığınıza emin olun. Ve bu isteğinizin derinden geldiğine herhangi bir etkiye dayanmadığı konusunda netleşin. Yoksa aldatmak sizin için kesindir. Gelelim aldatılma kısmına... Neden aldatıldığımızda kötü hissederiz? Neden aldatmak bizim için hırsızlık kadar kötü bir davranış biçimidir? Benim düşüncelerime göre kötü hissetmenin tek sebebi yapılan seçimden hoşlanmamak... Çünkü seçilen kişi siz değilsiniz. Siz arkada bırakılan kişisiniz ve kimse bunu istemez. Basit bir ego karmaşası yalnızca. Sizi öpmek istemiyor oluşu, sizinle değil başka bir kadınla uzun uzun sohbet etmeyi tercih etmesi... Aldatmanın büyük bir günah olarak görülmesinin tek sebebi bencillik! Bu konuda kimseyi suçlayamayız tabi. Ben de aldatılsam inanılmaz kötü hissederim fakat üzülmekten çok yedirememekle alakalı. Bir de işin sevdiğiniz kişiyi kaybetmiş olma kısmı vardır ki bu da dolaylı olarak aynı noktaya geliyor. Kim elindeki oyuncağının başka bir insanın oynamasını ve onu alıp gitmesini ister? Aldatılmaya karşı olan duruşumuz çocukluğumuzdan yani var oluşumuzdan beri aynı. Çünkü tıpkı aldatmak gibi doğal içgüdülerimizden kaynaklanıyor bu durum. Ama dediğim gibi ne kadar doğal olursa olsun kimsenin hoşuna gitmez.



Aldatır mısın sorusuna gelince... İçimdeki sese göre hareket ettiğim için hislerim ne söylerse onu yaparım. Dolayısıyla böyle bir durumla karşı karşıya kaldığımda aldatırdım. Kendi içimde savaş vermeyi tercih etmezdim. Sadık kalmak için kendimi zorlamazdım. Çünkü bu şekilde mutlu ve rahat olabileceğimi sanmam. Ama tabi böyle bir aldatma senaryosu gerçekleştiğinde ertesi gün partnerimden ayrılırdım. Çünkü yaşadığım ilişkiyi sonlandırmaktan korkacağımı düşünmüyorum. Ne kadar engel olursa olsun arzularım ve isteklerim için hepsini aşarım. Yani bir kadın için dağıtılmış onca yaşam bana mantıksız gelmiyor. Bencilce bir hareket olabilir ama kim bencilce hareket etmiyor?

Kendimi aldatılan ve çocuklarıyla tek başına kalmış kadın olarak hayal ettiğimde ise üzülüyorum biraz elbette. Fakat bu benim için yeni bir kapı demek. Dolayısıyla keşfedeceğim ve yaşayacağım yeni şeyler için heyecanlanırdım. Ama insanlar böyle bir durumda kafalarını taşlara vurmayı tercih ediyorlar. Rezil olduklarını düşünüp etrafa açıklamalar yapmaya çalışıyorlar. Bu yanlış bir hareket! Aldatıldım diye ağlamaya, güvenim kırıldı diye feryat etmeye gerek yok. Basit şeyleri zorlaştırıp kendimizi daha da üzmek konusunda üstümüze yok. Bunu kendinize yapmayın lütfen.
Hepimiz insanız ve insan olmanın ne demek olduğunu öğrenmemiz gerekiyor. Baskılardan kurtulup gerçek kimliğimize yavaş yavaş ulaştığımızda daha mutlu olacağımızı düşünüyorum. Tüm iyiliği ve kötülüğü benimseyip yaşamalıyız. Ancak o zaman seçimler birer seçim olmaktan çıkar. Ve her seçim bir vazgeçiş cümlesinin ne kadar manasız olduğunu görmüş oluruz. Çünkü aslında yanlış ya da doğru yok. Kazanmak ya da kaybetmek yok. Bunu anladığımız zaman yaşam daha kolay olacaktır. Dolayısıyla kendimizi aldatmak, aldatılmak gibi basit konular hakkında yormamış olacağız. Lütfen bakış açınızı zorlayın ve daha farklı bir noktadan anlamayı çalışın konuyu. Kabul edin öncelikle... Siz hem aldatan hem de aldatılan tarafsınız, bunu kabul edin. Gerisi inanın daha kolay!







BU YAZILARA DA BAKMALISIN!

8 yorum

  1. Hiç aldatmadım. Aldatmayı ahlaken doğru bulmuyorum ama şu sözü de hep aklımın bir kenarında bulundururum:
    "Hiç kimse işlemediği günahın masumu değildir."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de aldatmadım sadece bu olaya farklı bir bakış açısıyla yaklaşmayı tercih ediyorum. Bu sözü de çok beğendim.

      Sil
  2. Eğer herkes etik davranırsa, inancı olanlar da her inancın dediğince dürüst olursa zaten aldatmak olmaz. Ve hangi konuda olursa olsun asla olmaması gereken bir şeydir aldatmak. Aldatan, başta kendini aldatır, unutulmamalı. Çok ağır bir şey böyle bir şey.

    Etik, çiğnenemez. Çiğnenmemeli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahlaki açıdan değerlendirildiğinde hoş bir durum değil elbet. Herkesin bakış açısına ve düşüncesine göre bu durum değişkenlik gösteriyor.

      Sil
  3. Bir gün herkes 15 dakikalığına aldatacak...

    YanıtlaSil
  4. Bencee hayatı isteklere yoğunlaştırmamak lazım. En azından öyle düşünüyorum :) İyi bloglamalar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklı bir bakış açısı fakat hayatı başka türlü nasıl anlamlı kılarız bilemiyorum.

      Sil