BU ARALAR BEN


Bazen hayatı durdurmak istiyorum. Öyle çok şey var ki anlamlandıramadığım... Soru işaretleriyle boğuşmaktan öyle yoruldum ki... Keşke diyorum karşımdaki kişinin gözlerine baktığımda bütün gerçeği görebilsem ve umudun getirdiği hayal kırıklığından kurtulsam. Çünkü bazı şeyleri kendi başıma anlamlandırmaya çalışınca gerçeğin öyle olmadığı ortaya çıkıyor ve ben yıkılmış hayallerimin altında sessizce ağlıyorum.

Hayatımda bazı şeyler değişiyor şu aralar. Bu değişimin sonunda yaralanmak ve yeni bir kapı açmak var. Umuyorum ki yaralanmadan atacağım eski derimi ve ortaya çıkan daha güzel bir şey olacak. Fakat bunun olması için nasıl bir yol izlemem gerektiğini bilmiyorum. Sanırım artık satranç oynamayı ciddi ciddi öğrenmenin vakti geldi. Çünkü atacağım adımlara karar veremiyorum, sonuçlarını tahmin edemiyorum. Bu bana ciddi zararlar veriyor.

Hala çalışmaya devam ediyorum. Satış danışmanı olmak benim için oldukça zorlayıcı bir deneyim. Müşteriler, iş arkadaşları, iş ortamı... Manevi anlamda çok yorulduğumu hissediyorum. Enerjimi ve moralimi belli bir düzeyde tutmak çok zor oluyor. Karşı taraftan aldığım en ufak negatiflik beni hemen aşağı çekiyor. Söylenen en ufak bir söz ya da söylenildiğini düşündüğüm şeyler benim moralimi mahvediyor. Sanırım bu duruma en büyük etken girdiğim ortamda mutlaka sevileceğimi düşünmemden kaynaklanıyor. Tek çocuk yetişmenin dezavantajlarından biri de bu. Girdiğim yeni ortamlarda, yeni arkadaşlıklarda mutlaka sevileceğimi düşünüyorum. Gerçek öyle olmuyor elbette. Doğanın kuralını kabul etmiyorum ısrarla. Sonuçta bu dünyadaki herkes beni sevemez, benim karakterimden memnun olamaz. Ama öyle olmalıymış gibi tuhaf bir ego var içimde ve aksi hal gerçekleştiğinde çok üzülüyorum. Biri bile benden hoşlanmadığında bunu kendime dert edip niye hoşlanmadığını düşünüyorum ruh hastası gibi. Bu ve buna benzer düşünceler de beni gittikçe sessizleştiriyor. Çünkü kafamda çok şey dönüyor gerçekten.

Artık duvarlarımı kırmam gerekiyor. Etrafıma ciddi duvarlar ördüğümün ve kimsenin bu duvarları geçmemesi için delice çabaladığımın farkındayım. İnsanları kendimden uzaklaştırıyorum bilinçli bir şekilde. Ve o kişi arkasını dönüp gittiğinde yalnızca içimden bağırıyorum.GİTME! Böylesine bir manyaklığa ne gerek var değil mi? Yani madem insanların senden gitmesini, uzaklaşmasını istemiyorsun o zaman onlara içten ve yakın davran. Onları uzaklaştırma. Gerçekten bazen elimde olmuyor. Bu şekilde davranıyorum çevremdeki insanlara çoğu zaman. Tabi artık onlar beni tanıdığı için yüzsüzce her uzaklaştırdığımda daha da yakınlaşıyorlar. Ama durum yeni yeni tanıdığım insanlarda böyle olmuyor. Onlar nereden bilsin benim manyak olduğumu? Ben onları uzaklaştırıyorum onlar da herhalde hoşlanmıyor benden diye falan düşünüyor. Ve bundan kaynaklanan aradaki soğukluk benim moralimi daha da bozuyor. Oysaki başlatan benim! Evet evet... Ciddi sorunlarım olduğunu ve deli olduğumu kabul ediyorum, hatırlatmanıza gerek yok. Ama şu dakikadan sonra soğuk tavırlarıma ve o etrafımdaki duvarlara falan son veriyorum.

Bu aralar neden bilmiyorum ama aşırı duygusal takılıyorum. Ben... Benden bahsediyoruz hani. Aşırı duygusal! Her boka ağlamak nedir ya? Raf düzeltiyorum aniden gözüm falan doluyor. O an ne düşünüyorum da duygulanıyorum anlamıyorum bile. O kadar karışık bir duygu hali mevcut bende! Bir şeylere üzülüyorum, bir şeylere heyecanlanıyorum, aniden bir şeyler beni mutlu ediyor falan. Duygu halim o kadar inişli çıkışlı ki ben bile anlayamıyorum. Hayır zaten dengesiz bir insanım ama bu kadarı da yuh! Buna etken bazı olaylar var açıklayamadığım ama bilemiyorum. İşten çıktığımda son bulur herhalde. Eski klasik yaşamıma geri dönmüş olurum zaten.

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi ne kitap okuyabiliyorum ne de film izleyebiliyorum. Eve zaten geç geldiğim için direk uyuyorum. Çok yorgun olduğumdan hiçbir şeye vaktim kalmıyor. Yakın zamanda GOT izledim sadece. Onu da geçen gün uykum geldi diye yarım bıraktım. Durumum o kadar fena!

Bu aralar siz neler yaşıyorsunuz? Neler hissediyorsunuz? Merak ediyorum, yorumlarınızı okuyacağım.

6 yorum

  1. aklımızda çözemediğimiz çok fazla soru ya da sorun olduğunda duygu sistemi çöküyor bence...Hani iyi ya da kötü içimizde bir karar varsak rahatlayacağız ama öyle olmuyor...Duygusal krizlerinin geçici olduğunu düşünüyorum.Umarım en kısa zaman da bütün duvarlarını yıkar , insanlarla sınırlarını aşar, aklını da düzlüğe çıkarırsın.o zamana kadar hiç bir sözün seni aşağı çekememesi ve kendini yorup moralini çok da bozmaman dileğiyle...

    YanıtlaSil
  2. Yaralanmak ve kapı açmak aynı anda olmaz umarım.Yara almadan hayırlı kapılar açılır inşallah..

    YanıtlaSil
  3. Şimdi çok klasik bir yorum olacak belki ama ben de aşağı yukarı senin gibiyim. Ve sen kendine deli diyorsan ben de deliyim demek ki. Deliliğimizi tescillemiş olduk, oley! :) Hani şu yeni insanlara karşı gösterdiğimiz soğukluk ve sonrasında onların normal olarak gösterdiği tepkilerin bizde yarattığı anlamsız gerginlik var ya. Hah işte o olay cidden biraz delilik yani aksini düşünmek için çok enerji harcadım ama olmuyor. Bu aralar ben de duvarları kırıp içeriye biraz temiz hava sokmak için uğraşıyorum. Ortalık biraz toz duman oluyor ve ben yoruluyorum ama böylesi daha iyi olacak. Eminim ki daha mutlu olacağız bu şekilde :)

    YanıtlaSil
  4. Hayatının merkezinde sen varsın sadece sen böyle düşün. İnsanları mutsuz edicem diye kendin mutsuz olacağın şeyler yapma . İnsanlar ve davranışları hakkında çok fazla düşünme o bunu niye yaptı ne demek istedi vesaire. Böyle davranmak onlara hiçbir zarar vermez sadece seni yıpratır. Hayatımda en mutlu olduğum günü düşünüyorum insanlara hayır demeyi başarabildiğim gündü.

    YanıtlaSil
  5. Olur öyle. Olmazsa normal değilsindir. Yani olmasına sevin deli değilsin. Biri sana deli mi dedi ? Sen mi kendine dedin ? Olur öyle olur. Kedidir kedi de geç. Fevkalade tesirli bir müsekkin al ama alkol alma. Ne mi yaşıyorum? Ben yaşıyor muyum ? :)

    YanıtlaSil
  6. Ben de tek çocuk olarak yetistim o içe dönüklügü bilirim. Zamanla düzeliyor. Takipteyim. Sevgiler.

    YanıtlaSil