LGBT NEDİR?

by - 6/26/2017



Nedir bu LGBT? Kopan bu curcuna neyin nesi? İşte bugün LGBT üyelerinden ve "Pride" yürüyüşünün detaylarından bahsedeceğiz. Hepimizin bu konuda kafası baya karışık. Ne düşündüğümüzü bile bilmiyoruz. Sadece çoğunluktan çıkan seslere kulak veriyor ve onların etkisinde hareket ediyoruz. Fakat olayın derinliklerine doğru kısa bir yolculuk yaptığımızda işin özünün insan olabilmekten geçtiğini fark etmek zor olmayacak. Elbette bu yazıda bolca nefretimi ve içimdekileri kusacağım. Benimle aynı görüşü paylaşmayan insanların rahatsız olabileceğini küçük bir uyarı niteliğinde hatırlatmak istiyorum.


LGBT'nin açılımı ile konunun teknik taraflarını kenara atalım istiyorum. Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Transseksüel. Bu kelimelerin ne anlama geldiğini bilmeyenleri de şöyle arama motorlarına alalım ve yazımıza öyle devam edelim. LGBT bireyleri hepinizin de bildiği gibi toplumun hoş görülmeyen kısmı olarak adlandırılır kısaca. Biz onlara top,ibne gibi terimler ile hitap ederiz halk arasında. Onları aşağılayacak ithamlarda bulunur ve cümlelerimizde kullandığımız aşağılayıcı anlamlarda onları da anarız çoğu zaman. Neden? Toplumun belirlemiş olduğu çemberin dışında yer aldıkları için onları aşağılamak, onlardan iğrenmek nasıl bir psikolojinin eseri? Ben bu düşünceyi kavrayamıyorum açıkçası. LGBT bireyi değilim fakat onların görmüş olduğu baskının karşısında duracağım her zaman. Çünkü hümanist ve eşitliği savunan bir insanım. Toplumun kabul etmiş olduğu şekilde yaşamıyorlar diye şiddet görmeleri benim kabul edeceğim bir durum değil. Günümüzde çeşitli psikolojik ve fiziksel şiddete uğrayan bu insanların tek suçu farklı bir cinsel tercihe sahip olmaları. Bu cinsel tercih başkalarını neden rahatsız ediyor? Neden insanlar bu durumdan bu kadar rahatsızlık duyuyor?


LGBT bireyleri tarihsel süreçte hep aşağılanan, eziyet gören kısım oldu. Kimse saygı ve sevgi göstermeyi tercih etmedi. Aksine bütün öfkelerini bu insanlara kustular. Hiçbir suçu olmayan ama ötekileştirilmiş LGBT bireylerine... Toplumda kabul görülmediler. İşe alınmadılar ya da ev verilmedi onlara. Yediklerinden tutun içtiklerine kadar karışıldı, müsaade edilmedi. Dövüldüler, sokaklarda tacizlere uğradılar, üzerlerine tükürüldü. Böyle bir yaşam hayal edin, bu kadar nefretin üzerinizde olduğunu hayal edin. Sadece içinizden geleni yaptığınız için tüm bu nefret! Nasıl dayanırdınız? Dayanamadılar. Baskıya dayanamayıp intihar eden birçok LGBT bireyi mevcut. Kimse onlardan bahsetmedi bile. Sanki büyük bir günahı anarmış gibi anıldı isimleri. Oysa en büyük günah Allah'ın yarattığı bir cana uygulanan eziyetti.


Dinde hoş görülmeyen bir durum olduğu için nefret ediyoruz diyen kesime şunu hatırlatmak istiyorum LGBT bireylerini de senin Tanrı'n yarattı. Ona bu hayatı O verdi. Eğer dini inancı varsa ve Kuran okumuşsa o kişi de bunun farkında. Kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz? Hepimiz dini kitapta ne yazıldığını biliyoruz. İnsanların etrafta günah, zina diye gezmesine anlam veremiyorum. Neden ahlak bekçiliği yapıyoruz? Ne haddimize? Kim ne günah işlemiş ne haddimize? Bunun hesabı gün geldiğinde verilir. İnsanların kendince, yapılan bir günahın haddini bildirmeye çalışması nasıl bir terbiyesizlik? Şort giyen kadınlara uygulanan şiddetler, çeşitli günahların karşılığında uygulanan baskılar... Başkasının işlemiş olduğu günahı cezalandırıp Tanrı'cılık yapmak nasıl bir iğrençlik? Benim aklım bu zihniyeti almıyor ve bu zihniyete çok doluyum. Herkes kendi hayatını özgürce yaşamalı ve kendi seçimlerinden sorumlu tutulmalı. Bir başkasının özgürlüğüne engel olmaya kalkışmak mide bulandırıcı bir hareket. Yıllardır özgürlük diyoruz başkalarının hayatına karışmayın diyoruz fakat ortalık cahil insan müsveddesi kaynıyor. Kendini Mesih sanıp günah işleyenlere döverek ceza vermeye çalışan aptalların din böyle emretti demesine kıçımla gülüyorum.


Neyse sakin oluyorum ve konumuza dönüyorum. Tarih boyunca şiddet gören LGBT üyeleri için akışın değiştiği olay "Pride" yürüyüşüne esin kaynağı oldu. Daha çok eşcinsellerin ve trans bireylerin girmiş olduğu bir mekana yapılan baskının ve oradaki insanların dövülmesi, yaralanması, öldürülmesi sonucunda isyan başladı. Kendi haklarını korumaya ve eşitliği istemelerine yönelik gerçekleşen bu isyan her yıl Haziran ayının sonunda gerçekleşen Onur Yürüyüşü'ne dönüştü. Bu yürüyüşte amaç hepimizin insan olduğunu hatırlamak aslında. Hepimiz farklıyız ve bu farklılıklar bize güzellik katıyor. Bir insanı farklı olduğu için aşağılamanın onu ötekileştirmenin yanlış olduğunu anlatmaya çalışan bu yürüyüşü elbette istemeyen büyük bir çoğunluk var. Çünkü onların gördükleri yalnızca " Kim kimi sikiyor şimdi yav?" olduğu için nefretle yaklaşıyorlar. E şimdi böyle soruya " Hem üstteyim hem alttayım ayol" tepkisi verilince ayar oluyorlar. Ben ve benim gibi insanlar ise bu yürüyüşe destek olmak için gidiyor. Çünkü eşitlik istiyoruz biz de. Onların böylesine şiddet görmelerini istemiyoruz. Toplumdan dışlanmalarını ve zulme uğramalarını istemiyoruz. Hepimiz insanız! Hepimiz farklıyız! Neden bu farklılıkları kabul edip sevmeye çalışmıyoruz? Aşkın her hali güzel... Kadın-kadın ya da erkek-erkek...

Benimle aynı görüşü paylaşmayan insanları da her zaman olduğu gibi hoşgörüye davet ediyorum. Sizden farklı bir hayata ya da görüşe sahip olan insanlara nefret duymayın lütfen. Sadece hoşgörü gösterin. Kimsenin hayatına karışmadan yolunuzda devam edin. Ve düşünün... Mutlu olmak için yapılan tercihler niçin kötü olsun? Birisini sevmek ona aşık olmak neden hastalık olsun? Nihayetinde hepimizin insan olduğunu ve mutlu olmak için yaşadığımızı hatırlayın. Başkasının mutluluğunu gasp etmek ve onu üzmek vicdanınızı hiç rahatsız etmiyor mu? Belki de bu hayatta büyük bir hüzün ile karşılaşmayan insanlar bu kadar kolayca başkalarını üzüp onlara eziyet ediyor. Çünkü mutsuzluğu ve umutsuzluğu bilmiyorlar. Umarım hiç bilmezsiniz.




BU YAZILARA DA BAKMALISIN!

30 yorum

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her insanın kendi ahlaki değerleri ve doğru-yanlış çizelgesi vardır. Sizin görüşünüze göre bu tarz cinsel yaşamlar yanlış geliyor olabilirler. Pedofoli gibi kişinin psikolojik rahatsızlığından doğan cinsel sapkınlıkları bir kenara ayırarak konuşmak lazım tabi. Eşcinsellik bu manada bir cinsel sapkınlık olarak geçmiyor. Yalnızca bir tercih meselesi eşcinsel yaşam. Dolayısıyla bu tercihi eleştirmek kimsenin haddi değildir benim düşünceme göre. İş çocuklarımıza ulaştığında ise anne olmadığım için belki çok doğru bir yorum yapamayabilirim fakat çocuklarımıza da eşcinsel yaşamın ne demek olduğunu öğretmek gerektiğini düşünüyorum. Farklılıkları yalnızca kadın-erkek ilişkisi olacak diye bir zorunluluğun olmadığını görmesi adına öğrenmesi gerekiyor bence. Bunu cinsel açıdan değil bilimsel ve sosyolojik bir açıdan öğrenmesi gerekiyor elbet. Üç erkeğin birbiriyle evlenmesini ilk defa sizden duyuyorum bana da ilginç geldi. Fakat neden olmasın? Eğer mutlu bir hayat yaşıyorlar ise bize doğru ya da yanlış demek düşmez. Benim asıl anlatmak istediğim bu yaşam da doğru veya yanlış diye bir şey yoktur. Sadece mutlu olmak vardır ve çocuklarımıza da kuralsız bir biçimde mutlu olmayı öğretmemiz gerekiyor. Eğer bir erkek erkekle ilişki yaşamaktan mutluysa bırakalım öyle yaşasınlar.

      Sil
    2. Yorumumu kendim sildim. Çünkü klavyeye parmağım mı değmiş, düzenlerken yanlışlıkla mı bir kısmı silinmişti ve çok yanlış / yarım çıkmıştı cümlem. Yanlış anlamaya sebep olmasın diye sildim.
      Doğrusu:

      "Çocuklara, aynı kandan olanlara, akrabalara, hayvanlara ZARARI olmadıkça, onlara bulaşılmadıkça, (evlat, bacı, vs.) kim kime aşık olmuş beni ilgilendirmiyor"

      olacaktı. Yani çocuklara ilişmesinler, aynı kandan ve yakın akrabalara o gözle bakmasınlar, hayvanlara da ilişmesinler. Ötesine karışmam.

      Sil
  2. Bizim gibi ülkelerde yaşam farklılıklarına saygı duyulması çok zor. Çünkü biz farklılaşmak yerine tek tipleşmeye odaklı yaşıyoruz. Daha kadınların bile adam yerine konulmadığı bir ülkede bu vizyonu beklemek sanırım biraz hayalcilik oluyor.Çok üzücü çok :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru bir noktaya değinmişsiniz. Daha en ufak farklılıklara bile tahammülümüz yok toplum olarak. Bu kadar uç bir yaşam tarzını kabul etmek çok zor geliyor. Dediğiniz gibi herkesin tek tip olarak yetişmesini ve itaat etmesini sağlamaya çalışan dini ve siyasi bir sistemimiz var. Lakin insan doğası gereği birbirinden farklıdır.

      Sil
  3. İnsanların cinsel dini politik tercihleri sadece kendilerini ilgilendirir bence karışmak kimsenin haddi değil ama herkes o kadar rahat hak görüyor ki duyan gören kendileri mükemmel sanır içlerindeki çocuk tacizcilerini koruyor hatta savunuyorlar ama ama bu kimseye zararı olmayan insanlara deli gibi saldırıyorlar anlamak kabul etmek mümkün değil

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız. Yazıda anlatmaya çalıştığım temel unsur birbirimizin yaşamlarına hoşgörü ve saygı göstermek aslında. Kimin ne farklılığı olduğu, neyi savunduğu önemli değil. Önemli olan karşımızdaki kişinin yaşamına ve tercihlerine saygı duymak. Fakat insanlarımız bunu beceremiyor. Kendilerinde tuhaf bir sorumluluk bilinci yaratıp kabul ettikleri doğruya yanlış diyenleri cezalandırıyorlar. Böyle bir terbiyesizliğe kimse günah diye haykırmıyor. Niçin? Dediğiniz gibi tecavüze, tacize sessiz kalıp hatta bunu yapan kişiyi haklı çıkarırken kimseye bir zararı olmayan insanları sırf tercihleri nedeniyle şiddet göstermek hastalıklı bir zihniyetin ürünüdür.

      Sil
  4. Herkes istediğini yapmakta özgür olabilmeli. Toplumun dini yaşantısı ne olursa olsun saygı gösterilmeli

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle! Benim savunduğum düşünce de bu. Sadece saygı ve hoşgörü gösterebilmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Daha fazlası değil.

      Sil
  5. Çok zor durumlar. O insanlar bir saat yürüyüp dağılsalar ne olacak. Yapılan onca saçma harekete ağzını açmayan kalabalıklar bu insanları ''hizaya getirip'' rahatlamak istiyor. Onlara yapılan şiddet de asla onaylanamaz. Ama naçizane görüşüm bu kadar tepki gördükleri ortamda benim özel durumumu zorla kabul edeceksin diye sert çıkışlar yaptıklarında maalesef şiddete maruz kalıyorlar. Daha ılımlı ve uzlaşmacı bir yol izleyip kendilerin kabul ettirmeleri daha doğru olur gibi. Uzun bir yolları var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Size katılıyorum. Geçenlerde yürüyüşe katılanları darp etmeye çalışan bir grup gördüm sosyal medyada. Yine inanamadım şahit olduğum görüntüye. Bu kadar nefrete sahip olmak niye? Sırf bir insanı eşcinsel diye dövmeye kalkışmak oldukça korkunç bir psikolojiyi işaret ediyor. LGBT bireyleri de bu insanlara şiddet ile karşılık verse sonuçlar daha kötü olurdu. Sadece yürüyüşle, yazılarla haklarını kazanmaya çalışıyorlar. Bana onları dövmeye çalışan hanzolara göre daha ılımlı bir hareketmiş gibi geliyor. Çünkü başka bir şekilde seslerini duyurmaları imkansız.

      Sil
  6. İçimdekileri anlatmışsın.Çok çok güzeldi.
    Gerçekten öyle insanlara bağırmak,çağırmak istiyorum.Kimse kimseye hesap vermek zorunda değil.Sanki koyunmuşuz gibi davranıyorlar.
    Seninle aynı fikirdeyim ve desteklemeye devam edeceğim ~

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Benim tüm derdim başkasının hayatına karışıp onun davranışlarını yargılayan insanlar ile. Bu kişi ister eşcinsel olsun ister kapalı bir kıza şiddet uygulansın hiç fark etmez. Bir insanın yaşamına karışıp onu seçimleri yüzünden aşağılamak, dövmeye kalkışmak çok korkunç. Bu insanlarla ve bu zihniyetle başımız dertte.

      Sil
  7. Yazın yorumsuzmu yoksa yorumlarmi onaylanmadı bilmiyorum. Çarpici bir yazi olmus. Ben Tanrıcı degilde Allah'cı biriyim. Evet dinimiz de bu tip şeyler haram. Bunun bir hastalık olduğunun bilincindeyim. Ve önceligin tedavi edilmesi yönündeyim. Ama olmuyorsa da eğer Allah'a inancı varsa bu tip bir yaklasima veya cinsiyet degistirmeye maruz kalmamali bence insanlar. Evet baya bir eksiyle baslamis olsalarda hayata yinede bu tip seyleri ben normal görmüyorum. Ama yapanlarada eziyet edilmesi,asagilanmasi,öldürülmesi taraftari degilim. Onlarda insan ve secimlerinden dolayi bu yargilamayi kimse haketmez. Ben sahsen onlarada bizlere yaklasildigi gibi yaklasilmasini istiorum. Onun günahi Allahla onun arasinda. Cehenneme benide götürmücek düsncesindeyim. Ama öyle kisilere de üzülmüyo degilim. Keske farklari bu olmasaydi. Onlarinda seve seve böyle olduklarina inanmiyorum. Cnkü aile ve cevre baskisina kimse isteyerek maruz kalmak istemez bence

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tanrı kelimesini Türkçe olduğu için kullanıyorum. Allah kelimesinin dini bir vasfı olmasından dolayı genel konuşmalarımda ve yazılarımda çok sık ağzıma almayı tercih etmiyorum. Zira yanlış bir cümlede geçirmek kötü olur. Eşcinsellik kısmına gelirsek dediğiniz gibi buna doğuştan sahip olan ya da sonradan tercihlerine göre bu yaşamı benimseyen insanlar var. Açıkçası iki türlü de bana yanlış gelmiyor ve beni rahatsız etmiyor. Ben bunu bir hastalık olarak görmüyorum. Kimileri psikolojik, kimileri hormonel bir hastalık olduğunu dile getiriyor. Birçok hastalık var ve bazen hepimiz bu hastalıklar ile boğuşuyoruz. Ama eşcinsellikte olduğu gibi diğer hastalıklara sahip olan insanlara kimse yüklenmiyor. Çünkü işin ucunda cinsellik yok. İnsanları bu noktada asıl rahatsız eden şeyin cinsellik olduğunu unutmamak gerek. Ben yalnızca bunu anlamlandıramıyorum. Cinsel yaşama olan nefret neden bu kadar yüksek? Madem bu kadar yüksek niye tecavüz vakaları gün geçtikçe artıyor? Toplumun temel yapısında bir sıkıntı olduğu bu noktada belli oluyor. Benim eleştirdiğim bir kısımda budur. Diğer bir kısımda insanların başkalarının yaşamına saygı duymaması ve gasp etmesidir.

      Sil
    2. Toplumda anormal olarak öngörülen her hastalığı itici bulabiliyoruz. Prdofili mesela. Yada çalma hastalığı gibi nahoş durumlara sebep olanlar da dahil. Yani sadece cinselliğe özgü bir yerme hareketi değil bu. Ben bundan dolayı bu durumunda bir hastalık olduğu kanaatindeyim. Hem psikolojiyi hemde hormonları etkileyen bir hastalık bence. Cinselliğin göz önünde yasanması taraftarı degilim. Bu escinseller icinde gecerli. Bu sekilde yeni yetisen nesillere ve cocuklarimiza özenti duygusunu aşılıyorlar. Bak seninde dediğin gibi tecavüz vakaları artıyor. Neden ? Çünkü ilişkilr daha göz önünde yasanmaya basladı. Ayrıca tecavüzcüleride normal karsilamiyoruz. Onları normal karsiladigimiz an bu durumda bizlere normal gelebilir. Ben haklarına tecavüz edilmesi taraftarı degilim. Bunu önceki yazimdada belirttim. Ama kesinlikle hic de hos karsilamiyorum.
      Biz Allah'cılarda Tanrı kelimesini kullanmak caiz değildir. Allahin 99 ismi var. Türkce anlamı ile tanrı ; put,i lah,mabud anlamınada geldiği için putlara bizim dinimizde yer yok. Bu nedenle de ben Allahciyim diyorum.

      Sil
    3. Hastalık kısmı bilim insanlarının dahi kafasını karıştırdığı için pek bir şey söyleyemiyorum. Fakat cinsellik ayıp ya da saklanması gereken bir durum değil. Bunun öğretilmesi çocuklara anlatılması lazım. Hepimizin yaşamında var olan bir durum cinsellik. Yemek yemek kadar doğal bir eylem. Tecavüzün artması cinselliğin göz önünde olmasından değil de kadınların seks objesi olarak medyada yansıtılmasından kaynaklanıyor. Bu nedenle erkekler kadınları gördüğünde içlerinden gelen tek düşünce ve istek cinsellik oluyor. Bu kesinlikle normal bir durum değil. Tecavüzü normalleştirmeye çalışmak da kesinlikle çok büyük bir yanlış. Ama tabi bu artık başka bir yazının konusu.
      Tanrı kelimesinin Türkçe anlamına TDK aracılığıyla baktığım öyle bir anlam ile karşılaşmadım. Yüce bir varlığa işaret edilir bu kelime kullanıldığında. Put anlamına geldiğini ilk defa sizden duyuyorum.

      Sil
    4. Çok tanrıcılıkta var olduğuna inanılan insanüstü farlıklardan her biri ( bizim inancimiz Allahın tek olduğuna dair. Çok olan şeyler genelde putlardır sevgili eda)

      Tecavüz konusunada gelince tecavüz sadece bayanlara yapılan birsey değilki sadece bayanları seks objesi gibi görmekten dolayı kaynaklansın ??? Bebeklere,cocuklara ve erkeklere de yapılabiliyor. Demekki sadece seks objesi olan bayanlar gibi görülmesinden dolayı degil. Artk herseyin bir internet, tv yada sokak kadar yakın olmasindan kaynaklanıyor hersey. Ooo oda neymis bende bir yapayim düsncesi basliyor insanlarda. Tıpkı uyusturucu gibi özendiriliyorlar.

      Benim dinime göre cinsellik ayıp sizinkilere göre bilemem. Bu nedenle ben gizli yaşanması taraftarı olanlardanım. Çocuklarada erkekse babası, kızsa annesi bilmesi gereken kadarini anlatır zamanı gelince. Erkenden ögrenip heveslenmesine gerek yok. İnsanlar en cok bildikleri seyleri yaparlar. Ögrendiklerini sanarlar cnkü. Bu tip durumlar göz önünde olmamalı ki cocuklarimizi yada kendimizi en azindan göz zinasından koruyalım. Benim sahsen bir yerlerde bu tip insanlari görmek hosuma gitmiyor. Neyse tesekkrler yorumlarin icinde.

      Sil
  8. Açı fikirli olmana hayranım ve ben de her zaman öyle olmak için çaba sarf ediyorum mesela sorsan 8-9 yaşına kadar cinselliğin ne olduğunu, 12 yaşına kadar da eşcinselliğin ne olduğunu bilmezdim, bu biraz da toplumun her bireyini ve özellikle ebeveynlerin suçu, biraz bilgili ve önyargısız olup bunu gelecek nesillere aktarmak gerekiyor, siz de bu yazıyla güzelce aktarmışsınız, eminim ki bu konuda ön yargılı olanları aydınlatacak bu yazınız... Bu arada ben LGBT bireyi olup olmadığımı söylemeyeceğim çünkü bunun başkaları için bir önemi olmaması gerektiğini düşünüyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim yorumun için. Çok haklısın başkası için önemli olmamalı ve bu yüzden topa tutulmamalı kimse. Fakat toplumumuzda olaylar öyle işlemiyor. Çocuklara eşcinsel yaşam hakkında da bilgi verilmeli diye düşünüyorum. Böylece kendisini keşfettiği dönemde böyle bir yatkınlığı olup olmadığı kolayca anlaşılır. Ailesine kolayca bu konuda açılabilir. Fakat bunları söylerken bile fazla hayal kuruyormuş gibi hissediyorum.

      Sil
  9. Ellerine sağlık yazına bayıldım! Bu arada gelen ve gelecek "cahilce" yorumlar için şimdiden kolay gelsin. 🌈

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) Bu tarz destekleyici yorumlar ilaç gibi geliyor.

      Sil
  10. Ufak bir yorum daha eklemek istedim: Homofobi bir hastalıktır ve tedavisi vardır. Akıl sağlığınız için lütfen tedavi olunuz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok önemli bir noktaya değindin, ben unutmuşum. Homofobi ciddi bir hastalık ve çoğu kişi bunun farkında değil. Tedavi olması gereken çok insan var :)

      Sil
  11. Tanju Babacan'ın bir röportajını okumuştum, Kuran'da Lut kavmi ile ilgili kısımları okuyunca hayatı değişmiş, cinselliği tamamen hayatından çıkarmış. 10 sene olmuş ve o zamandan beri 5 vakit namaz kıldığını da söylüyor.

    Tereddüt adlı bir kitap çıkarmış ve "Annelerin babaların bu kitabı, evlatları için okumasını çok istiyorum.​" diyor, okumadım henüz ama okunmalı bence.

    LGBT bireylerinin bir çoğu belki sonradan özenerek eşcinselliği seçti, belki hayata karşı ya da Yaratıcıya karşı nefret içeren bir tepki olarak yasaklara yöneldi ama LGBT'nin özünde doğuştan beri böyle olan kişiler var. Yaratılıştan dolayı böyle olanlar var ve asıl hoşgörü gösterilmesi gereken, anlayışla yaklaşılıp dışlanmaması gerekenler kişiler onlar.
    Beyin yapısı olarak eşcinsel olmanın yansıra, fiziki açıdan da çift cinsiyetle doğanlar var. Bu dünyada her şey adaletli ya da her şey yolunda olmak zorunda değil, olmayacak da zaten. Öyle olsa Dünya olmazdı, sınavda olmazdık.

    Ve bizim sınavımız öfkeyi dizginleyebilmek, empati kurabilmek. Ben de sizdenim demekten ziyade, ben öyle değilim ama size saygı gösteriyorum ve yanınızdayım demek daha önemli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel bir yorum yapmışsın. Dini benimseyen ve yaşayan insanların senin aktarmış olduğun gibi düşünmeleri gerekiyor. Onlara karşı nefret duymak yerine Allah'ın yarattığı bir can olduğunu kabul etmeli. Ve saygı, hoşgörü göstermeli. Dindarım deyip bu tarz farklılıklardan nefret etmek, aşağılamak, eziyet etmek dinle alakasız korkunç şeyler. Bu tarz hareketlerde bulunan kişi öncelikle kendisiyle çelişiyor. Bu nasıl dindarlık? Bu nedenle hoşgörüyü eksik etmeden ve onların da insan olduğunu unutmadan yaşama devam etmek lazım.

      Sil
  12. Yazıyı okudum ve beğendim. İnsan asla bir diğerini yargılama ve aşağılama hakkına sahip değildir. Ben de blogumda arada bu konuya değiniyorum. Özellikle LGBT film kategorisi oluşturdum. Hatta yakında kısa öyküler de yayınlayacağım.

    Sadece LGBT değil insanlar her konuda bir diğerini aşağılıyor. Bu nasıl bir kibirdir? Yaşamını, fikrini, dinini, inancını, tuttuğu partiyi hatta tuttuğu takımı bile beğenmeyip, yaşamı tek kendi benliğinden (nefs) ibaret sananlar yaşamı anlamamış demektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuza katılıyorum. Her konuda insanlar birbirini aşağılıyor ve çeşitli şiddetlerle tek tipleştirmeye çalışıyor. Buna hepimizin dur demesi gerekiyor.

      Sil