NİSAN DEDİKODULARI

by - 5/11/2017


Nisan ayı genel olarak benim için kafa dinlediğim ve kendimle konuşup iç huzurumu artırmaya çalıştığım bir ay oldu. Manevi konular üzerinde çok dururum ve çok düşünürüm. Bazen kendimi bile umurumda değil diyerek kandırmaya çalışsam da gerçek şu ki; düşünmeden ya da kendimi bu tarz duygusal konularda sorgulamadan duramıyorum. İster istemez aklım takılıyor ve çoğu zaman kendimi yıpratıyorum. Sürekli aynı sözcükleri yinelemek, sürekli aynı hüznü içimde büyütmek beni ve ruhumu yoruyor. Bundan dolayı kafamdaki soru işaretlerini yanıtlamaya ve bunları somutlaştırmaya çalıştım bu ay. Gerek arkadaşlık gerek aşk üzerinde yoğunlaşan ilişkilerimi gözden geçirip kendi içimde sonuçlandırmaya çalıştım. Çünkü sanırım bu konularda baya kararsızım ben. Ne yapacağımı bilmiyorum. Ve bu gerçekten çok yorucu bir durum. Bir türlü bir şeyleri kendi içimde ve kafamda bitiremiyorum. Karar veremiyorum... Hayatıma devam edemiyorum. Tabi ki ileriye doğru adımlar atıyorum fakat sürekli gözlerim arkada. Bu şekilde huzuru ve mutluluğu yakalayamayacağımı bildiğim için buna son vermeye çalıştım. Vicdanımı rahatsız eden konuları masaya yatırıp gerek kendime gerek de karşımdaki insanlara dürüst olmaya çalıştım. Ve geçmişin dosyasını kapattım. Kafamı karıştıran tüm o sorulara cevap verdim. Artık arkama bakmıyorum. Sadece ilerliyorum ve eminim beni inanılmaz heyecanlar bekliyor. Bilmiyorum içimde tuhaf bir heyecan ve mutluluk var. Gözlerimi kapattığımda kendimi mutlu ve olmak istediğim yerde görüyorum. İyi biri olarak, keşfeden, araştıran, seven biri olarak... Dünya'yı boş bir şekilde yaşamadığımı, yaşamayacağımı görüyorum. İçimde bu konuda bir his var. Birilerinin hayatını etkileyebileceğime ya da birilerini mutlu edebileceğime dair. Sanırım en başından beri istediğim yaşam buydu. Birilerine dokunabilmek... Ruhlarına, düşüncelerine, duygularına... Bunu nasıl yaptığımın bir önemi yok. Belki çizdiğim bir tablo ile ya da yazdığım kısa bir şiirle. Ne olursa olsun karşımdaki insanlara huzur ve mutluluk vermek istiyorum. Ve bana değer vermeyen, benliğimi kabul etmeyen, bana hüzün ve stres veren insanları hayatımdan çıkartmak istiyorum. Çünkü bazı ruhları kurtarmak mümkün değil demiş S. Yalnızca insanı tüketir bu ruhlar. Bu nedenle kendime yeni ve aydınlık bir sayfa açtım. Baya klişe ama gerçek.

Bu ay yeni bir dizi keşfettim ve ruhumun dalgalanan o ritmini baya etkiledi. Daha doğrusu baştan aşağı beni etkiledi. Belki inanamayacaksınız ama ben intihara meyilli bir insanım ve izlemiş olduğum diziden bu nedenle bu kadar çok etkilendim. Dizinin adı " 13 Reasons Why " Ayrıntılı incelemesine ilerleyen yazılarda yer vereceğim o yüzden çok üzerinde durmayacağım fakat gerçekten başarılı bir dizi. Daha çok kurgusu beni etkiledi. Lisede okuyan genç bir kızın intihar etmesiyle olaylar başlıyor. Bu genç kızın ölümüne sebep olan 13 nedeni ve 13 kişiyi kasetlere kaydediyor. Her kasette bir nedeni ve bir kişiyi anlatıyor. Bu nedenle dizinin ilk sezonu 13 bölüm olarak yayınlanmış. Sanırım ikinci sezonu da gelecek. Dizinin önermeleri ve değindiği konular gerçek hayata dayanıyor. Ve herkesi ilgilendiriyor. Bu nedenle ne kadar ergen dizisi gibi görünse de her yaştan insan izleyebilir. İzlemeli... Ben çok beğendim ve tavsiye ederim.

Nisan ayında en çok dinlediğim müzikleri de yine Spotify'da paylaştım. Merak eden ya da yeni müzikler keşfetmek isteyen olursa linki şuraya bırakıyorum. Yine oldukça karışık bir liste oldu. Değişen ruh halime baya uygun olduğunu düşünüyorum. Bazen hareketli bazen duygusal... Umarım dinlerken keyif alırsınız.

Son zamanlarda nedense çok roman okuyamıyorum. Bunun en büyük nedeni daha çok bölümümle alakalı kitaplar okuyor olmamdan kaynaklanıyor. İktisat okuduğum için kitaplığımı kaplayan kitapların çeşidi arttı. Hukuk, siyaset, tarih, sosyoloji, felsefe... Kendimi her alanda geliştirmeye çalıştığım için gerçek dünyayla ilgili de bilgi sahibi olmaya çalışıyorum. Meslek hayatımda okuduğum kaynakların bana katkısı büyük olacaktır. Zira her vatandaşın hukuk, siyaset gibi içinde bulunduğu devletin işleyişi hakkında bilgi veren kitapları okuması gerekir. Bir vatandaş olarak haklarımız neler? Geçmişten günümüze siyasette ne gibi olayları deneyimledik? Yine Türk ve Dünya tarihi de bilmemiz gereken konular arasında. Kısaca genel kültür bizi daha bilinçli ve daha açık görüşe sahip bireyler haline getirecektir. Gerek yaşadığımız toplum, gerek başka toplumlar hakkında bilgi sahibi olmak yaşayacağımız hayatı düzenlerken bize yardımcı olacaktır. Çünkü tek bir geleneğe, tek bir örfe bağlı kalmak bizi çoğu deneyimden alıkoyar. Dünya yalnızca Türkiye'den ibaret değil. Hayatımız da yalnızca buradan ibaret olmamalı. Çünkü biz bu kadar basit yaratıklar değiliz. Genel kültür çerçevesi hakkında daha detaylı bir yazı yazmayı düşünüyorum. Okuduğum kitaplara ve makalelere bu yazıda yer vereceğim mutlaka. Bu yazımda ise okumuş olduğum birkaç romandan bahsedeyim.
Alexandre Dumas | Monte Kristo Kontu
Dostoyevski | Kumarbaz
Albert Camus | Yabancı
Bu ay yazı dilimde bazı sıkıntılar yaşadığım için klasik kitaplara yöneldim. Benim ilham kaynağım realizmin öncüleri... Kendi yazı tekniğime ve üslubuma da yakın bulduğum için yardımıma klasik kitaplar koşuyor. Dolayısıyla kitaplığımda bulduğum ve okumadığım birkaç klasik kitabı okudum. Bunların arasından en çok etkilendiğim Monte Kristo Kontu oldu. Uzun bir süredir inat edip bu kitabı okumamıştım. Bana çok klişe gelmişti içeriği. Hala klişe geliyor fakat çok güzel işlenmiş intikam senaryosu. Dostoyevski hakkında söylenecek pek bir şey yok. Muhteşem bir yazar! Benim en çok etkilendiğim isimlerden biridir. Onun karanlık havasından ergenlik dönemimde çok etkilenmiştim. Hatta onu taklit ederdim. Daha sonra kendi tarzımı yaratmayı başardım. Bana bu konuda en çok yardım eden yazar elbette Dostoyevski oldu. Bendeki yeri bambaşkadır. Albert Camus ise varoluşsallık konusunu derin bir şekilde işleyen yazarlardan birisidir. "Yabancı" yı daha önce okumuştum ama yeniden okumak istedim bu ay. Yazdığım romanın konusuyla bağdaştığı için okuma gereği duydum açıkçası. Yine çok beğendim! Bu üç muhteşem kitabı mutlaka duymuşsunuzdur ama ben yine de önermek istedim bu yazıda. Finallerim bittikten sonra her yaz yaptığım gibi yeni yazarların ya da az tanınan yazarların kitaplarını okuma eylemini gerçekleştirip yorumlarımı blog içerisinde paylaşacağım. Böylece beraber ilginç kitaplar keşfedebiliriz. Maalesef bu yıl pek yazar ve kitap keşfedemedim. Hepsi bilinen eserlerdi. Bundan dolayı kendimi epey eksik hissediyorum.

Nisan ayı sinema açısından ilginç geçti. Birkaç tane Türk yapımı film izledim. Çok memnun kalmadım ama gözlerimi kanatmadı da. Dünya sineması açısından konuşacak olursak bağımsız ve festival filmlere yöneldim. Bunların ayrıntılı yorumlamaları ilerleyen zamanlarda gelecek. Şimdilik üzerinden kısaca geçelim.
La Novia ( Şuradan ayrıntılı yorumuna ulaşabilirsiniz.)
Nar
Last Tango In Paris

Öncelikli olarak Nar filmi hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Açıkçası Türk sineması için farklı bir çalışma olmuş. Dram ve gerilim özelliklerini barındırıyor film. Gerilim kısmı beni memnun etti. Dram için aynı şeyi söylemeyeceğim. Yönetmenin hadi a dostlar biz sanatsal bir şeyler yapalım kafasıyla çektiği bu film daha başarılı ve etkileyici olabilirdi. Deniz ile Doktor Sena'nın arasında gerçekleşen o sahneye geldiğimizde film beni hayal kırıklığına uğrattı. Diğer sahnelerin işleniş tarzı, farklı nüansları beni tatmin etti fakat bazı sahneler aşırıya kaçılmıştı. Daha doğrusu çok üzerine basılmıştı. Filmin temasına uygun değildi bence. Anlatabildim mi bilmiyorum ama ayrıntılı bir yazısını yazarsam daha detaylı açıklama yaparım. Oyunculuklar başarılıydı, filmin tarzı hoşuma gitti ama bazı kısımlar olmamış bence. Last Tango In Paris hakkında ise detaylı bir yazı hazırlayacağım çünkü bana göre bir filmden çok daha öte... Binlerce kere izlemiş olabilirim bu filmi baya beğendiğim bir tarzı ve önermeleri var. Fakat barındırdığı sahneleri ve felsefesi çoğu kişiyi rahatsız edebilir. O yüzden kişisel beğenilerinize bırakıyorum bu filmleri.

Vee hala spora devam ediyorum. Mayıs sonunda bırakmayı planlıyorum çünkü yazın devam etmem çok zorlaşacak. Bu süreç boyunca sporun birçok olumlu etkisini vücudumda gördüm. Sıkılaşmama, vücudumun şekle girmesine yardım etti. Sağlık açısından beni bir üst seviyeye çıkardı. Daha dayanıklı ve güçlü bir vücuda sahibim. Kilo vermemi kolaylaştırdı ve gözle görülür bir incelme sağladı. Kollarımda ve bacaklarımda yağ yerine kas var kas! Karnımda hala bir yağ tabakası var ama az kaldı onu da kasa çevireceğim. Kızlar bence hala geç değil, spora başlayabilirsiniz. Yaz geliyor ve o bikinilerin içine girip sahilde salına salına yürüyebiliriz. Umuyorum bu yaz tatlı bir kaçamak yaşayabilirim. Yaz aşkı olayı sizi de heyecanlandırıp mutlu etmiyor mu? Bakalım bu yaz ne tür maceralar beni bekliyor?

Kısaca Nisan ayı benim için kafayı dinlediğim ve kendimi sorguladığım bir ay oldu. Peki sizin için nasıl geçti? Neler okudunuz ya da izlediniz? Yorumlarınızı bekliyorum.



BUNLARA DA BAKMALISIN!

7 yorum

  1. Hepimizin içinde sorgulanmayı bekleyen küçük veletler var.Zamanı değil diyerek çocukluğuna veriyoruz.Sen sonlandırarak harika bir nokta koymussun geçmişine bence 😄

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet çok haklısın. Bazı şeyleri hep sonraya bırakıyoruz ama her zaman noktayı koymak lazım.

      Sil
  2. Monte Kristo ve Paris'te Son Tango
    Aşmışsın sen kıvırcık :)

    YanıtlaSil
  3. Merhaba Eda, yazını çok sevdim. Karar verdiğin gibi geçmiş geçmişte kalmalı ve soğuyuncaya kadar da bir daha dönüp bakmamak en iyisi. Ben de nisan ayında 13 Reasons Why 'ı keşfettim ve izledim. Gerçekten iyi bir dizi.
    Şimdilerde ise Leftovers diye bir dizi var. Bilmiyorum belki duymuşsundur.
    Şu sıralar, Mahir Ünsal Eriş okuyorum - Olduğu kadar Güzeldik

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Ezgi :) Leftovers duymadığım bir dizi, bakacağım hemen. Okuduğun kitabı da kitaplığıma eklemek için not alıyorum. Güzel önerilerin için çok sağol.
      Sevgiler.

      Sil
    2. Sevgiler benden, sonrasında yorumlarını merak ediyorum.

      Sil