MART DEDİKODULARI


Mart ayı geçip gittiğine göre artık arkasından dedikodusunu yapabiliriz bence. Çünkü anlatacaklarım var. 

Vizelerin gelip çattığı Mart ayı için karar verme anıydı diyebilirim. Çünkü okuduğum bölümden ve okuldan pek haz etmiyorum. Vize dönemine girdiğimde ve derslerle baş başa kaldığımda bununla yeniden yüzleşmiş oldum. Etrafımdaki insanlar özellikle okulumdaki arkadaşlarım sürekli bana saçmalama Eda deyip duruyor. "Bu bölümü kazanmak için uğraşan, bu okula girmek için didinen kaç kişi var haberin var mı senin?" Çok da abartılacak bir bölümde okumuyoruz arkadaşlar diyerek konuyu kapatmaya çalışsam da bulunduğum yerin değerini bilmemekle suçluyorlar beni. Fakat ben böyle düşünmüyorum. ( Bilmeyenler için küçük bir not: İstanbul Üniversitesi- İktisat)


ÖSYM sonucum belli olduğu için girebileceğim bölümler de sınırlı. Yeniden sınava girip puanımı yükseltme gibi bir yola girebilirim fakat bunu hiç istemiyorum. Dolayısıyla benim gibi arkadaşlar için yatay geçiş konusu gündeme geliyor. Bu noktada girebileceğim bölümleri düşündüğümde işsiz bölümler algısının etrafında dönüp dolaşmaya başlıyorum. Pek haksız bir algı sayılmaz. Felsefe, arkeoloji gibi oldukça ilgimi çeken ve sevdiğim alanları, tercih yaptığım zaman da işsiz kalma endişesinden dolayı yazamamıştım. Şuan da aynı endişeyi taşıdığımdan dolayı o bölümleri bir kenara bırakıyorum. Geriye türkçe-matematik bölümü için iktisat, ekonomi, çalışma ekonomisi gibi bölümler kalıyor. Bu bölümlerin de okumuş olduğum alandan pek bir farkı olmadığından bazı kararsızlıklar yaşıyorum. Sonuç olarak hiçbir şey değişmeyecek çünkü. Keşke psikoloji alanında bir şeyler yapabilme şansım olsaydı, çok daha mutlu olurdum şuan. Buradan paralel evrendeki Eda'ya sesleniyorum... Sen yaparsın kızım, git ve psikoloji okuyup akıl hastanesinde yürütmek istediğin projelere çalış. Çünkü ortaokuldan itibaren amacım buydu. Bunu şu saatten itibaren gerçekleştirmeye çalışmak daha zor olacağı ve daha çok zaman alacağı için psikolojiyi de bir kenara koyuyorum. Hukuk okuyup akıl sağlığımı yitirecek davalarla uğraşmak istemediğimden dediğim gibi geriye iktisat, işletme tarzındaki alanlar kalıyor. Resmen kaderim beni zorla bu alana sürüklemiş ya... Resmen beni bu noktaya itmiş.


Okul hakkında ve ilerideki çalışma alanım hakkında delice düşündüğüm ve sorguladığım Mart ayı hiçbir sonuca varamamış olmamla sonuçlandı. Siz ne düşünüyorsunuz? Belki bana fikir vermek isteyenleriniz olur bu konu hakkında. Okul değişikliği konusuna gelirsek Marmara'ya geçmeyi düşünüyorum. İki okul da okuduğum bölüm için oldukça başarılı eğitim veriyor. Aralarında pek bir fark yok. Eğitimi açısından Marmara bir tık daha iyi. Bu nedenle seçeneğim Marmara oldu. Eğer yatay geçiş başvurum olumlu sonuçlanırsa eğitimime orada devam edeceğim. Şuan dönüp baktığımda tek pişmanlığım şehir dışında okumamak oluyor nedense. Keşke ailemin koymuş olduğu tüm sınırlamalara rağmen şehir dışında psikoloji veya sosyoloji okumuş olsaydım. Eminim zihin sağlığım şuan daha iyi olurdu. Buradan tercih yapan arkadaşlara da tavsiye vermiş olayım, ne istiyorsanız onu seçin. Ailenin koyduğu kurallara takılınca gerçekten mutsuz oluyorsunuz. Bu bir gerçek.

Bunca düşüncelerin arasında boğulurken rahatlamak için bol bol müzik dinledim. Mart ayının listesini şuraya bırakıyorum. Yeni müzikler arayan ya da müzik zevki benimkine benzeyen kişiler dinlemek isteyebilir. Deli gibi müzik dinleyen fakat müzik kültürü konusunda çok bilgili olmayan biri olarak diyebilirim ki müzikler olmasa ölürdük biz. Gerçekten beni bu ay en çok rahatlatan şey bu şarkılar oldu. İyi ki varsın Spotify! Tık tık -- MART


Vizelerden dolayı kendimi ekonomi kitaplarına gömdüğüm için çok fazla romanla haşır neşir olamadım fakat birkaç kitap keşfettim.
Emile Zola - Nana
Zülfikar Livaneli - Kardeşimin Hikayesi
Emile Zola benim çok ama çok sevdiğim bir yazar. Böyle bir üslup olamaz! Böyle bir yazı tekniği, böyle bir kurgu... Çoğu kitabını alıp okumuşumdur. En çok Meyhane adlı kitabını severim. Onu da mutlaka okumalısınız. Nana adlı romanı da çok sevdim. Fakat bazı bölümlerinde sıkıldım. Belki bu ay benim için biraz yoğun geçti bu nedenle okurken sıkıldım. Bilemiyorum sevdiğim yazara toz kondurmak da istemiyorum ama akmadı kitap. Kurgusuna, kalemine diyecek bir şeyim yok, her zaman olduğu gibi bu da çok başarılıydı. Klasik kitapları sevenler için önerebilirim. Aksiyon arayan ya da kolay okunan kitaplara aşina kişiler sıkılacaktır.
Zülfikar Livaneli beni her zaman hikayesiyle etkilemiştir. Olaylar, karakterler... Bu nedenle daha önce severek okumuş olduğum Kardeşimin Hikayesi adlı romanı yeniden elime alıp okudum. Çoğu kısmı unuttuğumdan yeniden göz gezdirmek istedim. Klasik ve klişe hikayelerden uzak olduğu için belki de bu kadar hoşuma gidiyor Livaneli'nin kitapları. Bilemiyorum. Ama rahat okunan ve sürükleyen bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Bu nedenle büyük bir kitleye hitap ediyor.


Mart ayında özel olarak oturup film izlemedim. Ya birileriyle gittim ya da ailemle izledim. Bu nedenle izlediğim filmler genelde vizyondakilerle sınırlı kaldı. Fragmanını gördüğüm an mutlaka gitmeliyim dediğim Split adındaki filmden bahsedeceğim öncelikle. Hikayesi benim ilgimi çok çekti. Birden fazla karakteri içinde bulunduran bir adamdan bahsediyor. Bu adamın büründüğü karakterin fiziksel özelliklerini sergiliyor olması ise çok daha şaşırtıcı bir bilgi. Filmde yer alan bu ilginç karakterin esinlenildiği ve gerçek hayatta yaşamış biri mevcut. Bu kişinin hayatı ile ilgili daha önce bir yazı okumuştum. Sanırım kendi hayatını yazdığı bir kitap da çıkarmış. Fakat Türkçe çevirisi yok. Merak edenler bu konu hakkında hazırlayacağım yazıdan bilgileri elde edebilir. Fakat film beklediğimden daha Hollywood tarzı çıktı. İçinde fantastik ögeler barındırması ve sonunun ilginç bir şekilde bitmesi ile beklediğim etkiyi ben alamadım. Daha çok işin psikolojik kısmı öne çıkacak diye düşünüyordum fakat farklı bir noktadan ele almışlar. Bu nedenle çok beğenmedim fakat izlenebilir.
Don't Breathe adlı gerilim filmi ise övgüleri hak ediyordu bence. Üç arkadaşın, kör ve yaşlı bir adamın evine hırsızlık amacı ile girmesiyle olaylar başlıyor. Bu adamın askeri bir geçmişinin olması ve evinde saklamış olduğu sırları olaylar ilginçleştirip gerilimi artırıyor. Hırsızlık yapma amacıyla girmiş oldukları evden kaçmak zorunda kalan ve hayatta kalmak için uğraşan gençlerin hikayesini anlatan filmin her dakikası sizi ekrana bağlıyor. Bu nedenle benim çok hoşuma gitti. Korku, gerilim türünü de çok severim. Birçok film tükettim bu kategoride. Kesinlikle Don't Breathe en iyilerinden.


Makyaj kanallarına özenip bir de bu ay en çok kullandığım birkaç makyaj malzemesinden bahsetmek istiyorum. İNDİRİM ALIŞVERİŞİ | MAKYAJ yazımda da bahsettiğim Max Factor'un fondötenini ne zaman dışarı çıksam uyguluyorum. Renginde çok hafif bir fark var fakat anlamlandıramadım. Benim yüzüm boğazıma göre daha kırmızı olduğundan ne sürsem daha pempe kalıyor yüzüm. Bu nedenle aynı sorunu yine yaşıyorum fakat yapısı çok hoşuma gitti. Özellikle ıslak bir süngerle uyguladığınızda oldukça doğal bir sonuç elde ediyorsunuz. Ben çok beğendim, kullanmaya devam edeceğim. En çok kullandığım diğer ürün ise Pastel'in likit rujlarından 15 numara. Benim imza makyajım kahverengilere boğ kendini olduğundan kahverengi ruj makyajımla çok güzel bir şekilde bütünleşiyor. Bazen kahverengi gözlerle bazen de daha sade bir göz makyajıyla kullanıyorum. Sonuç her zaman cool ve seksi... Kalıcılığı ve yapısı da beni kullanmaya iten özellikleri oldu. Sürekli elim likit rujlara gidiyor. Bu arada hiç beğenmediğim ama çok övülen Maybelline kapatıcısından da bahsetmek istiyorum. Anti-age kapatıcısı nedense bende güzel durmadı. Pudralı bir ürün olduğundan göz altlarında varlığını oldukça belli etti. Ben biraz da blur etkisi veren ürünleri sevdiğimden bu ürünü beğenemedim. Light rengi tenime çok sarı ve koyu kaldı. Çizgilerime doldu. Resmen hayal kırıklığı...

Vizelerden dolayı spora da ara verdim ve abur cuburlardan dolayı sağlıklı yaşam kriterlerimi de bozdum. Bu nedenle şuan kilo verme evresi doğal olarak sonlandı. Fakat sınavlar biter bitmez soluğu spor salonunda alacağım merak etmeyin. Hedef 55!

Mart ayı kısaca böyle geçti. Çok değişik bir şey olmadı okul stresinin haricinde. Kendime katkı sağlayacak şeyler de yapmadım düşünmekten fırsat bulamadığım için. Fakat bu ay daha çok kitap, festival filmleri ve ilginç müziklerle ruhumu beslemeyi amaçlıyorum. Filiz veren alerjim için de ilaçlarımı kışlıklarımın arasından çıkarmam gerekecek. Bir insanın ota, çiçeğe, polene, böceğe nasıl alerjisi olabilir ya? Resmen bahara garezim varmış. Neyse bu birkaç aylık süreci hafif kızarıklık ve minimum nefes darlığı ile atlatırsam benim için zaferdir. Siz neler yaptınız Mart ayında? Neler okudunuz? Nerelere gittiniz? Hepsini bekliyorum yorumlarda, bir sonraki ayın sonunda görüşürüz.



19 yorum

  1. Bir ay içinde neler yaptım? Çok ilginç bir buluş. Kutlarım Eda :) Canım, ilkin sen içinden geçen bölüme git derim ben. İstanbul'dasın demek. Sen benim torunum yaşındasın gibi geldi, canım benim :) O da Sabancı'da Görsel Sanatlar mı nedir, bir türlü ezberleyemedim :(
    Yorum biraz az oldu. Bu arada memleketten uzağım, ondan fazla yazamıyorum. Kızımı ziyaret edeyim dedim :) sevgiler canım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim güzel yorumun için Ece abla. Kısa da olsa anlatmak istediğini çok güzel anlattın. Eğer korkularımı yenebilirsem içimden geçeni yapabilmek için cesaretim olur. Bakalım hayat ne gösterecek...

      Sil
  2. dont breathe not aldım :) nana okudum ivit :) diyet hadi hayırlısııı :) marmara iyi tabii ama istanbul üni de iyi. iktisat da kötü bölüm değil. sen üniversite için mi soruyon bölüm için mi yaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahahh valla benim kafam çok karıştı. Bir türlü ne yapacağıma karar veremedim.

      Sil
  3. Senden bir reklamcı çıkmasını bekliyorum. Bak içimden geldi, hem renklisin hem de ekonomi biliyorsun.;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aa neden olmasın. Reklam metinlerini yazabilirim çok eğlenceli olur benim için de.

      Sil
  4. bölümü gerçekten sevmiyorsan geç değil bence. Bir sene ara verip il sınırlaması yapmadan istediğin bölümde okumanı tavsiye ediyorum. Sayısalım iyi olduğu için o alana yönlendirildim ama şimdi ki aklım olsa lisede eşit ağırlık seçip hukuk okumak için çabalardım.6,5 yıldır çalışıyorum ama bazen tekrar össye girip bir şansımı denesemmi diyorum :) Okulla ilgili ben tekrar sınavlara çalışamam iktisatta devam edeceğim dersen de benden sana naçizane bir tavsiye ingilizceni mutlaka geliştir ve okul bitince İtü,yıldız teknik gibi bir üniversitede yüksek lisans yap sana artısı olacaktır. Eğer meslek seçimim bana bırakılsaydı ne hukuk ne mühendis şu an voleybolcu olurdum :) Film önerini yazdım bir kenara mutlaka izleyeceğim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeniden hazırlanırım ama zaman kaybıolur. Bu nedenle dediğiniz gibi dilimi geliştirip yüksek lisans yapmayı düşünüyorum stratejik iletişim yönetimi üzerine.

      Sil
  5. Yaa keşke başından psikoloji seçseymişsin üzüldüm...
    Ama yine de iktisatı sevmeye çalışsan diye düşünüyorum.O da iyi bence.
    Ayın Kız Kardeşlerinin iki kitabını bitirdim,bir anime bitirdim,bir de suçiçeği geçirdim.
    Umarım hangi bölümü seçersen seç mutlu olursun ve içine siner.
    Don't Breathe'i not aldım.
    Sevgiler ~

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Puanım devlet okullarına yetmiyordu İstanbul'da. Bu nedenle seçemedim. Merak ettim söylediğin kitabı mutlaka bakacağım. Ve çok geçmiş olsun. Ben çocukken geçirmiştim çok zor bir hastalık. Umarım sen de mutlu olursun. Sevgiler.

      Sil
  6. Ne okuyorsun merak ettim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İktisat bölümünde okuyorum. Sanırım bunu sormak istediniz.

      Sil
  7. Bölüm gerçekten önemli tabii. :) İyi düşünmeli... :)

    Kitapla dolu güzel ay olsun! :)

    Ben de beklerim sayfama :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, ziyaret edeceğim sizi de.

      Sil
  8. Zevkle okudum bu tür yazıları seviyorum:))

    YanıtlaSil
  9. Merhaba. Ben yeni olduğumdan sizin blogunuzu yeni görüyorum. Ama ne olur istemediğiniz bir şeyi yapmayın! Hiçbir şey için geç değil. Ben de işletme okudum, okulu bitirince hemen işe girdim. Ne oldu? Çok mutsuz oldum. Şimdi sevdiğim işi yapabilmek için koşturuyorum. Ama pes etmeyeceğim. Sevdiğim işi yapacağım. Çok zor olacak belki ama olsun! Vazgeçmek yok. Ne olursa olsun sevdiğiniz işi yapın. Asla geç değildir. Kendimle çok bağdaştırdığım için uzun uzun yazıyorum. Aslında Deeptone'da gördüm ben sizi. O beni mimlemiş ben de kimleri mimlesem diye bakarken sizi gördüm, hem tanışmış oluruz diye düşündüm. En sevdiğiniz markalar sorusuna mimledim sizi. Bakarsanız sevinirim:) Fakat lütfen kim ne derse desin siz istediğiniz işin peşinden koşun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabaa! Çok memnun oldum, hoş geldin aramıza. İstiyorum ama olmasa da olur kafasındayım biraz. Kolay pes eden ve uğraşmaktan kaçınan biri olduğum için hiç yeni baştan başlayasım yok. Ama siz mutlaka peşinden gidin. Markalar hakkındaki yazıya sevgili Deeptone beni de mimlemiş. Sizin de mimlemiş olmanıza çok sevindim. İlk mim yazımı hemen yazacağım. Yazınıza da bakacağım şimdi. Çok teşekkürler.

      Sil
    2. Hoş bulduk. Eğer bu konuda konuşmak isterseniz , her zaman dinlerim aklınızda olsun:) Sizi çok iyi anlıyorum çünkü

      Sil