İLK BİSİKLET MACERASI

by - 4/16/2017


Kaç yaşında olduğumu tam hatırlamıyorum ama bir doğum günümde babam tarafından bana pembe bir bisiklet hediye edilmişti. Çok fazla bisiklet istediğimi veya bisikleeeeet diye ağladığımı hatırlamıyorum fakat mahalledeki herkesin bisikleti olduğu için babam bana da almak istemişti. Sanırım diğerlerinin bisikletini bir tur sürmek isterken yakalamıştı beni. Bilemiyorum.


Doğum günü sabahı her şeyden habersiz uyanmış ve kahvaltımı yapmıştım. Anneannemin de bulunduğu aile içerisinde ufak bir kutlama ile gün benim için tamamen aydınlanmış oldu. Pasta önüme geldiğinde bir dilek tutmamı istediler ama herhangi bir dileğim yoktu. Şu yaşıma kadar üflediğim her pastada aynı dileği diledim. Çünkü aklıma başka bir dilek gelmiyordu. Sanırım bu küçüklükten itibaren içimde taşımış olduğum depresifliğimin bir kanıtı. Hayattan hiçbir beklentim ve isteğim yoktu, hala yok.


"Ailem ve ben hep mutlu olalım." gibi bir dilek tutup mumu üfledikten sonra zorla gülümsedim. Bu tarz olaylardan o zaman bile hoşlanmıyordum. Doğum günü kutlamaları bana hep acınası gelmiştir. Neden bir insanın doğduğunu kutluyoruz ki? Bu bence cenaze törenlerinden daha hüzünlü. İnsanın doğaya gelmesi ve bütün acılarla yüzleşmesi... Bir ömürlük süren işkenceye selam olsun demek gibiydi doğum gününü kutlamak. Ama yine de insan bu tarz günlerde hatırlanmak ve sevildiğini hissetmek istiyor. Klasik insan psikolojisi işte. Ben de her doğum günümde bu acınası hisse tutunuyorum. Birileri hatırlasın bugün doğdum, kutlasın, beni sevdiğini söylesin. Bilmiyorum neden böyle düşünüyor ve neden değer görmek istiyoruz.

O gün mumu üfledikten sonra babam ne diledin diye sordu. Ben de söylersem dileğimin gerçekleşmeyeceğini belirttim. O da gülümsedi ve ben zaten ne dilediğini biliyorum, balkona çık dedi. Yanımdan ayrıldığında salondaki anneme ve diğer kişilere baktım. Ne dilediğimi nereden biliyordu? Ayrıca dileğimin balkona çıkmakla ne alakası vardı? Annem balkona çıksana diye yineleyince ürkek tavırlarla balkona çıktım. Ardından aşağıda babamın pembe bir bisikletin ziline bastığını gördüm. "Bunu mu dilemiştin?" diye sordu yüzündeki kocaman gülümsemesiyle. Hayır diye cevap verdim sanırım. O an kısa bir şoka girmiştim. Böyle bir şey beklemiyordum. Bana bir şey almışlardı. Bana ilk defa bir şey almışlardı. Yani bu biraz abartı elbette. Kıyafet, yiyecek gibi şeyleri alıyorlar fakat benim için anlam ifade edecek bir şey almaları ilk kez gerçekleşiyordu. Bu nedenle üstümdeki şaşkınlığı atar atmaz aşağıya koşarak indim. Bisikletin yanına gittim ve ayrıntısıyla inceledim. Bisiklet kullanmayı bilmediğim için babam arkaya ufak iki tekerlek daha takmıştı. Dengemi kolayca sağlayabilmem için ve düşmemem için gerekliydi bu tekerlekler. Fakat şuan düşündüğümde bunun yanlış bir seçim olduğunu görüyorum. Bu bende bilmediğim bir şeye başlarken daha fazla korku ve güvensizlik hissetmeme neden oldu. Sürekli yanımda tutunabileceğim bir şey arar oldum. Bisikletin arkasına konuşlandırılmış o ufak tekerlekler gibi. Buradan ailelere sesleniyorum asla o küçük tekerlekleri bisiklete takmayın. İki tekerlekli bisikletleri nasıl dengeli bir şekilde süreceklerini öğretin yeter. Düşüp kalkabilir, kötü yaralar alabilirler. Fakat bu gerekli bir şey.


Bisikleti aldığımda gerçekten mutlu olduğumu söyleyebilirim. Çocukluk hatıralarımda ki ilk ve tek mutluluk... Mutlu bir anını anlat deseler aklıma hep ilk bisikletim gelir. Açık pembe rengi, ufak zili ve arkasındaki şapkaya benzeyen kutusuyla çok tatlı bir bisikletti. Onunla aramda gerçek bir bağ oluşmuştu. Fakat şuan bisikletin başına ne geldi hatırlamıyorum. Gerçi bisikletin başına çok şey geldi tabi ama nereye gitti bilmiyorum. Aslında o bisiklet garip bir şekilde benim hayatımı yansıtıyor. Onu aldığımdaki o mutluluk ve heyecan hayatımın dış görünüşünü özetliyor. Hiçbir sorun yokmuş her şey güzel ve eğlenceliymiş gibi görünen hayatımın derinliklerine girdiğinizde bin bir problemle karşılıyorsunuz. Tıpkı bisikleti sürmeye başladıktan sonra her gün bisiklet tamircisine gitmem gibi. Bisikletin sürekli bir parçası kopuyor ya da düşüyor ya da bozuluyordu. Sürekli tamirciye gidip parçaları sağlamlaştırıp değiştiriyorduk. Başlarda heyecanla ve severek kullandığım bisikletim bir süre sonra eziyet haline gelmişti. Sürekli zinciri atıyor, tekerleğinde problem çıkıyordu. Zaman geçtikçe bisikletin ilk gördüğüm gündeki gibi muhteşem ve mutlu bir bisiklet olmadığını fark ettim. Parçaları zorla birleştirilmiş hüzünlü bir bisikletti. O parçaların bedeninden kopup dağılmasını ve yok olmayı isteyen hüzünlü bir bisiklet.


Keşke bisikleti saklayabilseydim, çocuğuma falan hediye ederdim. Çünkü benim için anlamı oldukça büyüktü o bisikletin. Etrafta ne zaman pembe bir bisiklete binen kız çocuğu görsem duygulanıyorum. Aklıma o zamanlar geliyor. Yaşadıklarım ve çocukluğum gözlerimin önünde beliriyor. Hayat gerçekten garip diyorum. Gerçekten garip...

Siz ilk bisikletinizi hatırlıyor musunuz? 90'lar çocukları olarak bizim epey bisiklet maceramız olmuştu. Tabi şimdilerde çocuklar teknolojik bir dünya içinde yer aldığı için bu tarz sokak aktivitelerinden uzaklar. Bence onlara da muhakkak bisiklet sürmeyi ve maceralarını aktarmak lazım. Bu tarz eski sokak oyunlarını öğretmek bence çeşitli bilimsel eğitimlerden daha mühim. Daha özel ve değerli bir şey. Sonuçta bunlar da bizim oyun geleneklerimiz öyle değil mi? Yorumlara bisikletle olan anılarınızı bekliyorum.







BU YAZILARA DA BAKMALISIN!

4 yorum

  1. 70'lerin sonu seksenlerin başındaki çocukluğumda (o ha fosil olduğum çıktı ortaya) bisikletle katettiğim yolları birleştirsen ay'a gider zannımca.

    Bisiklete binemeyen çocuk var hala ve onlar hayatını yarım yaşıyor yaşattırılıyor.
    Ay çiçeği tarlasına bisikletle dalıp elindeki sopayla gündöndünün kafasını kesip aynı hızda bisikletle çıkarsın. Ne var bunda deme bunu bisikletten hiç inmeden yapmakta marifet :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok canım fosil değil ama az kalmış olmasına... Bisiklet maceraları bana hep çocukluğu anlatır, bu yüzden bisiklet öğrenmeli her çocuk. Senin gibi ilginç maceralara atılmalı muhakkak.

      Sil
  2. Benim ilk bisiklet maceram çok acılıydı. Annem beni kemer ile dövdükten sonra ben çok ağladım daha sonra kendisini de suçlu hissettiği için bana ne istediğimi sordu bende bisiklet dedim ve böylece ilk bisikletime de binmiş oldum. ilk denememde iki tekerlekli sürmeyi öğrendim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin adına üzüldüm, bisiklete bu şekilde sahip olman hüzünlü fakat yine de bisikletle özgürlüğüne kavuşmuşsun bir bakıma.

      Sil