DİNDARLARIN KORKULU RÜYASI EŞCİNSELLİK

by - 3/29/2017


Böyle bir başlık atarak oldukça sert bir giriş yaptığımın farkındayım. Fakat doğruya doğru eşcinsellik konusunu kendine dert etmiş insanların çoğu dindarlardır. Bu arada dindarlık yanlış bir şeymiş, sanki onları aşağılıyormuşum gibi anlaşılmasın. Ben toplumun içinde yer alan ve gözlemleyen bir birey olarak yaşadıklarımdan ortaya bir düşünce çıkartıyorum yalnızca.

Dindar insanlar açısından olaya baktığımızda eşcinsellik kavramına neden sıcak bakmadıklarını anlamak güç değil.  Zira dini kitaplarda ve hadislerde bize gösterilen doğrular kadın ve erkek ilişkisine işaret ediyor. En azından ben kadın- kadın, erkek-erkek ilişkilerinin de normal olduğu vurgusunun yapıldığını görmedim. Gören varsa bizi bilgilendirsin. Olaylara bu açıyla yaklaştığımızda dindar, inançlı, imanlı artık doğru tabiri neyse, insanlar eşcinsel ilişkilere günah, haram, zina gibi kavramlarla yaklaşıyorlar. Açıkçası kimse, kendini dini konulara adamış ve bundan dolayı dogmatik bir yapıya ulaşmış insanları yargılamamalı bu konuda. Yav hocam sen niye böyle düşünüyorsun diye sormamalı. Çünkü bu tartışmanın ardından herhangi bir sonuca ulaşılabileceğini düşünmüyorum. Neden? Cevap çok basit, dini kitabın doğru diye gösterdiği bir şeye yanlış dersen dinden çıkarsın. Bu noktada kimse eşcinselliği savunmayacak ve onu doğru bir davranış olarak görmeyecektir.


Dinin yaratmış olduğu bu dogmatik yapıdan ötürü kimse dini kitaplarda emredilenleri ve doğru olarak nitelendirilenleri yorumlamakla uğraşmıyor. Farklı açılardan bakmak, farklı şekillerde düşünmek gibi tek taraflı zihniyetten kurtulmak pek mümkün değil bu tarz insanlar için. Ki bu da oldukça normal bir durum. Sigara içmeyin diye bir emir varsa eğer bunu nasıl yorumlayabilir ki insan? Bunu nasıl farklı açılarda düşünüp üzerine çeşitli varyasyonlar oluşturabilir? Sigara içmeyin demek sigara içmeyeceksin demektir. Dinden kaynaklı bu düşünme sistemi dinin kabul etmediği her türlü davranışa karşı insanların içini öfke ve kinle dolduruyor. Burada dindar insanları rahatça yargılayabileceğimiz bir nokta var bence. Hoşgörü... Bir kere uyarın karşınızdaki insanın yanlış yaptığını veya yanlış bir yola saptığını düşünüyorsanız. Tatlı ve babacan bir dil kullandığınızdan emin olarak ikinci uyarınızı da yapabilirsiniz. Karşınızdaki kişi hala yanlış yoldaysa ve onun için kendinizi kötü hissediyorsanız aynı hoşgörüyle ve tatlı dille üçüncü kere uyarın. Fakat hala yanlış tavır ve düşünce devam ediyorsa yapacak bir şeyiniz yok demektir. Bundan sonrası onun hayatı, onun günahı, onun yanlışıdır. İnsanların kabul etmekte zorluk çektiği düşünce sistemi ve davranış şekli işte budur. Üç kere uyardıktan sonra söylemeniz gereken tek şey Allah doğru yolu göstersin gibi bir iyi niyetten ibaret olmalı. Allah belanı versin senin gibi bela ve hakaret içeren söylemler yanlıştır. Bu bağlamda anlamadığım şey neden dindar insanlar dinin emretmediği bir davranışı sergileyen kişilere nefretle, hakaretle, şiddetle yaklaşıyor? Dinin yapma dediğini yapan insanları öldürmek isteyecek kadar yükselen kötülüğün sebebi din aşkı mı yoksa dinde yer alan Şeytan imgesinin bir etkisi mi? Ben burada din aşkı seçeneğini mantıklı buluyorum. Zira din aşkının getirdiği noktalar insan öldürmenin de ötesine gidebiliyor bazen. Burada kendinize neden sorusunu sormanızı istiyorum. Neden haddimi aşıyorum? Neden güzel bir dille uyarmama rağmen içimden onu alıkoymak, içtiği sigarayı alıp yere atmak, Ramazan'da alkol içti diye dövmek geliyor? Herkes zaman zaman oturup kendi vicdanıyla hesaplaşmalı. Hala vicdanınızı duyamayacak kadar körseniz benim sözlerimin de sizin için bir etkisi olmayacaktır eminim. Kimsenin söylediklerini duyamayacak ve ciddiye almayacaktır bu insanlar. Bu nedenle eşcinsellik, cinsellik gibi dini tabular hakkında tartışmayın dindar ve dogmatik insanlarla. Akıl sağlınıza zarar. ( Tabi dindar diyerek bütün yazımda bir genelleme yapmak durumunda kaldım fakat bahsettiğim özellikleri benimsemeyen inançlı insanlarda mevcut. Onları zan altında bırakmak istemem. Bahsettiğim özelliklerin içine giren kısmı eleştirdiğimin ve yargıladığımın altını yeniden çizmek istiyorum. Onun dışındaki yeteri hoşgörüye ve sevgiye sahip dindar arkadaşlarımı yapmış olduğum ithamlardan uzakta tutuyorum.)



Peki, gelelim eşcinsellik konusuna karşı duyulan öfke ve kin neden sigara içenlere karşı duyulan öfkeden daha fazla sorusuna. Bunun sebebi hem dini hem de toplumsal normlardan kaynaklanıyor. Türk toplumunu irdelediğinizde ve tarihi yapısını araştırdığınızda karşınıza bir tablo çıkıyor. Bu tablonun içine din ve Türk toplumunun etkilenmiş olduğu diğer kültürleri de işin içine katınca sınırların nerede başlayıp nerede bittiğini görmek oldukça kolaylaşıyor. Öncelikli olarak cinselliğe değinirsek dini açıdan zaten hangi konumda olduğunu az çok biliyoruz, Türk toplumunun yapısı itibariyle de üç aşağı beş yukarı dini sınırların çerçevesi içinde kalıyor. Yakın tarih olarak bakıldığında Anadolu'da cinsellik kavramı ayıp olarak nitelendirilen bir sınırdı. Bu sınırı geçen herkes ölmek zorundaydı. Elbette kadınlar için bu cümleyi kullanıyorum. Böyle bir sınırın mevcut olduğu toplumda tecavüzlerin, tacizlerin, ruhun derinlerinde büyüyen arzu ve tutkunun bastırılması için ne yapılması gerekir? Sorunun cevabı basit arkadaşlar, erken yaşta evlilik. Tabi ki erken yaşta evliliğin birçok faktörü var fakat en büyük faktörlerinden birisi de toplumda oluşan bu sınır. Eğer şuan metropol şehirlerde taciz ve tecavüz faktörleriyle sık sık karşıya kalıyorsak bunun sebebi yetiştirilirken bize aşılanan "cinsellik kaka" algısı ve onunla savaşan hormonlarımızdır. Metropol şehirlerde yaşayan kişilerin eğitim seviyelerinin, kültür seviyelerinin yüksek olmasından kaynaklı olarak 12 yaşında evlendirilip ortaya çıkan cinsel açlık kapatılmadığından özellikle orta yaş ve üstü bireyler bu açlığı sapık davranışlara dönüştürerek gidermeye çalışıyor. Aynı zamanda bu tarz insanların eğitim seviyelerinin düşük olması, Anadolu etkisinden kurtulamaması ve büyük bir ihtimalle bu etkenlerden dolayı kendine eş bulamaması onu bu açlığa itiyor. Her şey zincirleme gelişiyor aslında. Bir de bunların evli versiyonları var, neyse sapıkları başka bir yazımızda analiz ederiz.


Genel olarak toplumumuzun bu vahim durumundan mütevellit eşcinsellik kabul edilemeyecek bir uç nokta haline gelmiştir. Daha kadınla erkeğin sevişmesine izin yokken kadınla kadının ya da erkekle erkeğin sevişmesine izin verirler mi sandınız anam? Tövbeler tövbesi bir de ortada bakire sorunu varken... Kadınla kadın arasındaki ilişki bekaret olayını da ele alırsak daha büyük bir etki yaratmalıydı aslında. Fakat fark ettiniz mi bilmiyorum ama eşcinsellik denildiğinde en çok tepki alan kısım erkek-erkek ya da travesti diye adlandırılan erkekten kadına dönen bireylere yöneliyor. Neden? Cevabı hepimiz biliyoruz sanırım, bu toplumda kadınlara değer verilmiyor. Bekaret, namus algısı da olmasa kim la bunlar diyecekler. Ataerkil bir toplumun etkilerini yaşadığımızdan erkek-erkek ilişkisi ya da erkekten affedersiniz kadına dönen kişiler en büyük günaha tabiler. Sonuçta erkek o boru değil ne demek kadına dönüşmek? Ya da ne demek kadın gibi vurdurmak... Düşünce tarzı böyle olan insanlara neyi anlatabilirsin? Neye inandırabilirsin? Ben pes ettim, böyle insanlarla bir şey konuşulmuyor çünkü. Bütün yazı boyunca dindarları eleştirdim gibi oldu ama en büyük eleştiriyi böyle düşünen insanlar hak ediyor. Dindar olsun ya da olmasın.

Eşcinsel insanları hasta olarak gören bir güruh da mevcut. Hasta derken? Hormonsal olaylardan ve psikolojik etkenlerden bahsediyorsak tıbbi bir yanı olduğu doğru. Ama ben hasta olduklarını, hastalıklı olduklarını düşünmüyorum. Böyle düşünen iyi niyetli abi ve ablalarımız bu tarz insanların bu hastalıklarını içinde tutmaları gerektiğini düşünüyor. Dışarıya yansıtmamaları haşa cinsel bir birliktelik yaşamamaları gerekiyormuş. Gerekirse tıbbi müdahale yapılmalıymış. İlaçlarını bu hastalarımız düzgün almalı ve bu dertten muzdarip olduklarını dışarıya belli etmemeleri gerekiyormuş. Bu da şey görüşü işte mahalle... Aman komşular duymasın, aman bey el ne der sonra görüşü. Bu mahalle görüşü konusuna da başka bir yazımızda değiniriz. Açarsam ağzımı kapatamayacağım çünkü.


Bir insan kime aşık olacağını, kime karşı ne hissedeceğini bilebilir mi? Kimi seveceğimizi seçmek mümkün mü? Neden bir erkek başka bir erkeği içten davrandığı için ya da ona sahip çıkıp ona sarıldığı için sevmesin? Aynı şey kadın-kadın ilişkileri için de geçerli. Bu dünyada görünüşe,cinsiyete,dile,dine bakmadan da seven ve aşık olan insanlar var. Her şey bitti bir erkeğin başka bir erkeğe aşık olması, bir kadının başka bir kadını dudağından öpmesi mi bazı kesimi rahatsız etti? Ama tabi bu kesim aşktan, sevgiden anlamaz. Eşcinsellik denildiğinde, sevgili denildiğinde akla gelen tek şey o çiftin yataktaki görüntüsüdür. Bundan dolayı o sapık zihniyetleri tedirgin oluyor. Lütfen böyle insanlardan olmayın. Böyle insanlardansanız da doğru bir şey olmadığını düşünseniz bile hakaret etmeyin, şiddet uygulamayın ne yaşıyorlarsa yaşasınlar onların günahı veya yanlışı diyerek yolunuza devam edin. Kimseyi eşcinselmiş diyerek aşağılamayın, yadırgamayın, küçümsemeyin, şiddet uygulamayın, insan olarak kalın ve hoşgörüyle yaklaşın. Sokağa çıktığımda ya da bazı fotoğraf ve videoların altına yazılan yorumları okuduğumda tek gördüğüm insanlıktan nasibini almamış hayvanlar oluyor. Tamam düşünemiyorsunuz, birden fazla bakış açısına sahip değilsiniz, kültürden kastınız örf ve adet, bilinçli bir birey olmaktan uzaksınız ama en azından insan olmayı öğrenin. Sevgi nedir, hoşgörü nedir bunları bilin ve uygulayın. Sizden tek isteğim bu. Bakın benim doğrularım bu ve bunları kabul edin falan da demiyorum. Sadece insanlık ne onu öğrenin bana yeter.

Umudum daha iyi bir toplum olmak yönünde. Daha iyi derken daha iyi sevgisini gösterebilen daha iyi hoşgörülerle ilişkilerini yöneten bir toplumdan bahsediyorum. İçinizdeki o kinden, öfkeden ve insanlık dışı ne varsa hepsinden kurtulursunuz inşallah. Şu eşcinsel insanları da bir rahatın bırakın. Size ne zararları var? Küfürlerinizi ve hiddetinizi uzak tutun şu zavallılardan. Ne çektiler be sizden! Neyse umarım düşündüklerimi iyi bir şekilde ifade edebilmişimdir. Umarım bazı konularda farklı düşünmenizi sağlayabilmişimdir. En kötü daha nazik ve daha anlayışlı olabilirseniz bu yazıdan sonra bana ne mutlu. Bu konudaki yorumlarınızı ve düşüncelerinizi merak ediyorum. Siz ne düşünüyorsunuz eşcinsel insanlara karşı gösterilen tavırlara? Aşağıda bu konu hakkında sohbet edelim.
Sevgiler.








BUNLARA DA BAKMALISIN!

24 yorum

  1. En baştan belirteyim ben din alimi değilim ama Kuran-i Kerimin türkçesini çokça sefer okudum. Eşcinsellere davranışlarını tasvip etmediğim bir sürü insan olduğu içinde bu kısımları daha dikkatli okuduğumu söyleyebilirim. Ayetlerde escinsellik olgusu Lut peygamber ve kavmi arasında geçen diyaloglarla bize aktarılıyor. Net sayısını bilmiyorum ama 10 kadar ayette erkek-erkek ilişkinin bırakılması gerektiğini Lut peygamber kavmine anlatıyor. Kadın-kadın ilişki için hiç denk gelmedim. Sanırım erkek-erkek eşcinselliğe daha büyük tepkili olunmasının bir sebebide bu. Bende şu konuda senin gibi düşünüyorum kul ile Allah arasındaki durumda biz sadece dinin emrettiği gibi 3 kere uyarabiliriz. Tabi ki uyarılarımız yumuşak bir dille karşı taraf konuşmak için bize açık kapı bıraktıysa yapılabilir. Sonrasında işlenen günah zina her neyse zaten hesabı kula ait. Hiç birimiz kötü davranma küfür ya da şiddet hakkına sahip değiliz hatta bu durumda günaha girilmiş oluyor bir kula zulüm yapılmış oluyor.
    Hastalık olarak görülmesi kısmında da cinsiyet değiştirme ameliyatlarında daha fazla erkeklik hormonu ya da daha fazla kadınlık hormonu salgılaması göz önünde bulundurularak karar veriliyor. Yani bu durum için doktora luzum görülüyor ve ameliyat olan kişiler var. Hasta algısını benimseyenler için oldukça gerçek bir done. Ama fazla östrojen salgılamamasına rağmen erkek-erkek ilişkide bulunanlar (ya da kadın-kadın) için böyle bir durum yok. Psikolojik rahatsızlık yaşayanlar var ama onlarında rahatsızlık yaşamasının sebebi toplumun onlara davranış şekli. Hiç araştırmamış etrafında olmayan ve açık görüşlü olmayan insanların direk hastalık demesini ben normal karşılıyorum. Art niyet içermiyorlar en azından. Ne kadar uzun bir yorum oldu :) Konuyu ve yazını görünce kendimce yazmak istedim sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle üşenmeyip yorum yaptığın için ve düşüncelerini paylaştığın için çok teşekkür ederim. Bahsettiğin kısımlara Kuran-ı Kerim'e bir ara dönüp bakacağım mutlaka. Bu noktada şöyle bir düşünce geçiyor aklımdan. Acaba erkek-erkek ilişkisine olumsuz yaklaşılmasının sebebi üreme olabilir mi? Sonuçta erkek, dişinin bir canlıyı dünyaya getirmesi için büyük bir rol oynuyor. Eğer erkek-erkek ilişkisine olumsuz bakılmasaydı bu tarz ilişkiler artabilir ve doğum oranlarını ilerleyen zamanda büyük oranda azaltabilirdi. Bu düşünceden dolayı hoş görülmediği dini kitapta belirtilmiş olabilir. Fakat şuan teknolojinin gelişmesiyle erkeklere neredeyse hiç ihtiyacımız kalmadı. Ben biraz bu olaya bir de bu taraftan bakmak istedim.
      Hastalık kısmına gelince çok fazla bilgi sahibi olmayan insanların bu şekilde düşünmesini doğal karşılıyorum elbette. Fakat herkesi bu konuda bilinçlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Gerek bilimsel gerek dini bilgilerle. Ortada düşmanlık yaratacak bir husus yok sonuçta.

      Sil
  2. Açık ve net söyleyeyim: din aşkı diye bir şey yoktur. Herhangi bir kutsal kitap uğruna katliam yapmak dini bir aşk değildir, uzaktan yakından ilgisi yok. Cahilliktir, okuduğunu anlamamaktır, dini saptırmaktır. Şiddet kullanmak, başka birini ezmeye çalışmak, aşağılamak vb. birçok davranış modelini için "dindar kesime hoşgörülü olalım" diyemeyeceğim. Açsınlar, okusunlar, anlasınlar, sindirsinler. Herkesin aklı, vicdanı var, bunu doğru kullanmak en büyük ibadet.
    Eşcinsel insanlarla ilgili bir şey söylememe gerek yok, yukarıda yazdım zaten.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Size kesinlikle katılıyorum. Yaşadığımız zamanda din tehlikeli bir silaha dönüşmüş durumda. Çeşitli yorumlamaların bulunduğu ve ilahiyatçıların elinden çıkan kitapların çoğu amacından sapıyor. Bir kesimi hedef alarak yazılmış ve abartılmış bilgilerle dolu malasef. Bu bilgilerle yetişen, eğitim gören gençlerin çoğu cahil diye adlandırılan kısımdan daha tehlikeli bir hale gelmeye başlıyor. Okuduğunu anlamamak, yorumlama yeteneğinden uzak kalmak, düşünememek, çeşitli bakış açılarına sahip olamamak ve en kötüsü de bize aşılanan o masumluktan ve sevgiden uzaklaşmak işleri çok ciddi bir boyuta taşıyor. Bundan dolayı kendimizden olmayana karşı büyük bir nefret duyuyoruz. Bu da büyük bir problem. Umarım kimsenin dolduruşuna gelmeden hür bir şekilde kalpten gelen sevgiyle din yaşanır ve yaşatılmaya çalışılır.

      Sil
  3. Adsız3/30/2017

    Her yazına bayılıyorum, bunu da muhteşem yazmışsın..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Çok mutlu ettin.

      Sil
  4. Ne yalan söyleyeyim benden daha kıllı birinin beni öpmesi! hiç hoşuma gitmez. Ben bir homofobiğim ama elime silahı alıp ta hiçbirini öldürmek gibi bir düşüncem yok. Bana göre hormonal bir kusur. Bir erkek çocuk babası olarak büyük konuşmak istemiyorum sadece.

    Din mi ?
    Peri masalı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ohoo sen baya eski zamanda kalmışsın. Şimdilerde o kaslı muhteşem çocukların hepsi eşcinsel olmuş. Biraz üzülüyorum potansiyel erkekleri kaybettiğim için hahahaha Şaka bir yana bu konuda daha açık düşünmeye itmek lazım kendimizi. Çünkü kimi seveceğimizi seçmek mümkün değil. Sadece kimi sevmemiz gerektiğine dair kendimizi zorlamamız mümkün ve bunun sonucunda da mutlu olmak imkansız. Bu yüzden eğer böyle bir şey ile karşılaşırsanız ne kadar sizi rahatsız etse de kabul edip desteklemek gerekir bence.
      Din konularında çok keskin konuşup insanların inançlarını zedelemek istemiyorum. Herkesin mutlu ve çevresindekilere zarar vermeden yaşamasını istiyorum. Neye inanırsa inansınlar.

      Sil
    2. Sevgili Syrakusa, hiç duymamış olayım:) Sana ödev olarak "Benim Çocuğum"u izlemeni öneriyorum.
      Peri masalı kısmına benden tam destek.

      Sil
  5. Ne güzel yazmışsın..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim yorumun için.

      Sil
  6. farklı bir yazı olmuş emeğinize sağlık sizide bloguma beklerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim hemen uğruyorum.

      Sil
  7. I really love your blog! I like your posts and photos! I follow you through the GFC, maybe you'll follow me too?

    I shall be very glad to friendship! Have a nice week!

    xoxo, Nastya

    MY BLOG NASTYA DEUTSCH

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Thank you and of course i will follow your blog. Hope you have a nice week too honey.

      Sil
  8. Bu post ile ilgisi yok ama benim blogda bana bir soru sormuşsun. Altta cevabı var :)
    Hayat sana on bin yün on milyon bin çikolata getirsin kıvırcık kız :)

    http://syrakuza.blogspot.com.tr/2010/01/parantez-oykuler-iv.html#more

    YanıtlaSil
  9. Aslında olaya sadece dindarların görüşü olarak bakmamak lazım. Dindar olmayıp da bu tür ilişkileri onaylamayan ve tepki veren insan da çok. Ayrıca bahsettiğin insanlar sadece bu tür ilişkileri yaşayanlar değil başkalarına da beddua ediyorlar:) Yaygın olmayan bir durum olduğu için kabullenilmesi kolay değil. İnsanlar sanatçıların bu tür ilişkilerini kabullenirken mahallesindeki insanlardan nefret ediyorlar böyle şeyler için. Bir nevi ikiyüzlülük. Ama hoşgörü göstermek ve kabullenmek de bir süreç istiyor. Avrupa' da da daha kolay kabulleniliyor. Zor işler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette! Ben sadece dindarları hedef almış gibi oldum ama böyle düşünen ve böyle tepki veren ama dindar olmayan insanlar da var. Sadece dindar olarak sınırlandırmamın sebebi geçenlerde böyle bir olaya şahit olmamdan kaynaklı. Yoksa kötü niyetin dindarlığı ya da başka bir şeyi olmaz elbet.

      Sil
  10. bu yazın ve buna benzer konularda yazdıkların çok iyi gerçekten deee :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çooook teşekkür ederim. Kendi çapımda gördüklerimi ve düşündüklerimi aktarmaya çalışıyorum.

      Sil
  11. Yazınıza rasgele denk geldim ve tamamını okumadım. Benim dinle alakamı bir kenara koyalım. Hatta yazacağım yazıda da dini bi kenara koyalım. Eşcinsellik kabul edilemez. Neden mi? Bizler ister sevin ister sevmeyin bir devletin vatandaşıyız. Ve her devletin öncelikli olarak en büyük görevi asayişi sağlamaktır. Ve devlet en büyük toplum organizasyonudur. Bu organizasyon kademe kademedir. Bir kademe bozulursa onun üstünde kalan tüm kademelerde bozulur ve devlet hasar görür belki de yıkılır. Ve toplum içindeki en küçük organizasyon da ailedir. Aile toplumun yapıtaşıdır. Siz aileyi yıkarsanız devlet yıkılır. Asayiş bozulur. Bunun bir örneğini vereyim. Amerika kıtasının keşfi ve sonrası. Amerika keşfedildikten sonra latin amerika kısmına daha çok portekiz ve ispanyadan giden maceracı gençler tek başına yerleştiler. Bu gençler maceracı oldukları için aile kurmak gibi bir çabaları yoktu. Bu yüzden hala daha Latin Amerika daki devletler hiç bir zaman büyük organizasyonlara dönüşememiş ve dünyada söz hakkı elde edememişlerdir. Ki şu anda bile brezilyada rio karnavalından sonra bi dünya piç meydana gelir. Ammavelakin Anglo amerikaya bakarsak. Oraya daha çok ingiltere ve fransadan aile halinde giden insanlar yerleşmiştir. Bu yüzden anglo amerikada ciddi bir organizasyon oluşabilmiştir. Ve şu anda da dünyanın en güçlü devletidir. Velhasılı kelam eğer eşcinsellik dünyayı sararsa ki saracak dünya üzerinde asayiş bozulur ve devletler ne kadar güçlü olursa olsun yıkılacaktır. Tabi burada kısa bir süreçten bahsetmiyorum yaklaşık 150-200 yıllık bir süreçten bahsediyorum. Ve sizin o beğenmediğiniz ortadoğu devletleri kendi arasında asayişi sağlayıp ciddi bir organizasyonu oluşturacaktır. Ki osmanlıyı 600 yıl ömür veren bu aile yapısıdır. Ve şunu gözlemleriz ki Osmanlı çöküş döneminde dağıldıkça Aile de bozulmuştur. (Yazımın burdan gerisine dini katıcam.) Kusura bakmayın ama en büyük gafillik insanın hasmına tepeden bakmasıdır. Evet size göre dogmatik inançlara inanan, kör cahil ve de yobaz olabilirim. Amma ve lakin ben babadan, anadan gelme dine değil bizzat kendimin araştırıp kafamdaki her şüpheyi giderinceye imanımı kuvvetlendirmiş bir müslümanım. Benim hayatım tavizsiz, sert, kalın ama bir o kadar da zarif çizgilerle çizilidir.(Tabi sizden bunu anlamanızı beklemiyorum). Uzun lafın kısası eşcinselliği desteklemek sizin sonunuzu ve mağlup olmanızı getirecektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim. Aile konusuna değinmişsiniz ve çok iyi yapmışsınız. Aile konusu gerçekten dediğiniz kadar önemlidir. Ben de çok değer veririm ailenin toplumdaki yerine. Fakat vermiş olduğunuz örneklerin bir kısmı eksik ve tam olarak doğru değil. Mühim değil bu noktada anlatmaya çalıştığınız şeyi anladım. Cevap olarak size sosyolog ve psikologların yapmış olduğu deneylerden bahsedeceğim. Bunlar gerçek kaynaklardır eğer incelemek isterseniz bana mail adresimden ulaşabilirsiniz. ( daedmier@gmail.com) Eşcinsel aileler ülkemizde mevcut olmasa da yasal olarak çoğu ülkede bu durumlara alışığız. Bu ülkelerde gerçekleştirilmiş deneylerin sonucu bize eşcinsel ailelerin sosyolojik olarak toplumu kötü etkilediğine veya toplumun işleyişini aksattığını söylemiyor. Aksine normal olarak adlandırdığımız bir ailenin toplumdaki yeriyle eşit olduğunu gösteriyor. Yine psikolojik çalışmalardan doğan sonuçlar eşcinsel ailelerin çocukları ile normal olarak adlandırılan ailenin çocukları arasında bir fark olmadığını gözlemlemiştir. Sosyolologların sunduğu kaynakları incelediğimizde eşcinsellerin toplumun yapısını bozmadığını anlıyoruz. Aile yapısını da bozmadığı bir gerçek. Bundan dolayı "...eşcinsellik dünyayı sararsa asayiş bozulur ve devletler yıkılır." söyleminiz oldukça yanlıştır. Size tavsiyem bu konuda detaylı araştırma yapıp gerçeklere ulaşmanız yönündedir.
      Yazınızın ikinci partında bahsetmiş olduğunuz konulara dönecek olursak... Bu kısımda benim ortaya atmadığım ve iddia etmediğim düşünceleri bana yöneltmişsiniz. Bu hiç hoş değil. Örnek vermek gerekirse "... sizin o beğenmediğiniz Ortadoğu devletleri..." Böyle bir söylemde bulunmadım blog hayatım boyunca. Lütfen bir yorum yaparken tahmini düşüncelerden yola çıkarak karşıdaki kişiyi hedef almayınız. Yorumunuzdaki bilgiler ne kadar doğru ve bilimsel olursa sizi ciddiye almak o kadar kolay olur benim için. Fakat siz özellikle yazınızın bu bölümünde bulunmadığım ithamlarda bulunmuşum gibi göstererek kendinize hedef almışsınız. Aynı zamanda bunu bütün yazıyı okumadan yapmışsınız. Size bir tavsiyem de tam olarak anlamadan ve emin olmadan karşıdaki insanı eleştirmemeniz gerektiği... Son olarak anlamadığım şu cümleyi size yeniden sormak istiyorum. Eşcinselliği desteklemek ne gibi bir son getirecek? Araştırmış olduğum bilimsel kaynakların doğrultusunda konuşmak gerekirse sizin sandığınız ve kabul ettiklerinizin aksi yönünde mutlu bir tablo görüyorum. Ve tekrar sizi bu kaynakları araştırdıktan sonra insanları eleştirmeniz gerektiğini söylemek zorunda hissediyorum kendimi. Çünkü bu konuda yeterli bilgiye sahip bir insan olarak yazdıklarınıza baktığımda sizi ve sizin gibi insanlar üstten görmüyorum yalnızca içimde onlara bu konu hakkında daha fazla şey öğretme hissi doğuyor. Keşke sizin de hedef almış olduğunuz eşcinseller ve eşcinselleri savunan kitleye karşı içinizde sevgi, hoşgörü ve son olarak kendi doğrularını güzel bir dille anlatmak olsa... Lütfen ne olursa olsun insanları tehditle ve ithamlarla eleştirmeyin. Yalnızca hoşgörüyle ve güzel bir dille düşüncelerinizi açıklayın. İyi günler dilerim.

      Sil
  12. Bu konuda iyi kafa yormussun 😄 bana göre ne din ne başka birşey herseyi bi kenara atıp şöyle bir karşıdan durup bakıldıgında bile hiç estetik degil. Birbirine ait olmayan iki puzzle parçası gibi saçmalık. Kadın erkekte, erkek kadınla güzel o kadar net. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu da farklı bir bakış açısı tabi. Ben bütün farklılıkları güzel olarak görüyorum. Eşcinsellik de benim için farklı bir güzellik. İçinde aşk ve sevgi bulunan her şey güzeldir.

      Sil