STEFAN ZWEIG | SATRANÇ

by - 1/31/2017


Kitap okumak benim için ruh dinlendiren bir olaydır. Zaman buldukça kendimi teknolojiden uzak tutarak kitapların kollarına bırakıyorum. Okuduğum her kitabın üzerine ya da son sayfasına delice notlar alıp kurgu hakkındaki düşüncelerimi veya bende uyandırdığı hisleri yazıyorum. Böylece kitaplıktan o kitabı aldığımda neler yazdığıma bakıp yeniden okuyup okumamaya karar veriyorum. Bu yöntemi size de öneririm. Kitabı okuyup kenara kaldırdıktan sonra unutuyoruz hikayeyi ve ayrıntıları. Bu nedenle okudukça üzerine notlar almak gerektiğini düşünüyorum. Veya bitirdikten sonra düşüncelerimizi belirttiğimiz bir defter de tutabiliriz. Ben bazen defter tutuyorum bazen üzerine not alıp geçiştiriyorum.
Blog açtıktan sonra defter tutmak yerine bütün düşüncelerimi ve yorumlarımı burada paylaşmak gibi bir fikrim vardı. Fakat o kadar başarılı kitap üzerine yoğunlaşmış bloglar gördüm ki hevesim kırıldı. Onlar gibi başarılı ve güzel bir şekilde anlatabileceğim meçhul. Ama deneyeceğim.

Bugün çok sevdiğim bir yazarın kitabı elime geçti ve hemen okuyup bitirdim. 71 sayfalık uzun bir öykü olduğu için bir nefeste bütün kitabı okuyup bitiriyorsunuz. Stefan çok zeki bir yazar bana göre. Bazen üstü kapalı bir şekilde öyle bir noktaya dokunuyor ki bunun zeki bir adamdan çıktığını düşünmemek aptalca kalıyor. Bu kitap bunun en büyük kanıtı! Büyük bir siyasi kaousun içinde kitabı yazdığı için düşüncelerini açık açık ifade edememiş. Elbette o dönemde eser veren birçok yazara göre cesurca kullandığı kelimeleri ve sözleri mevcut. Özellikle Nazi döneminde bu kadar cesurca davranmak başınıza büyük işler açmanıza neden olabilir. Çoğu yazar bu korkudan dolayı siyasi dokundurmalardan kaçınmış ya da üstü kapalı bir biçimde ifade etmeye çalışmıştır. Zweig üstü kapalı anlatımda en çarpıcı etkiyi uyandıran yazarlardan biri benim gözümde. Bu kitabı bitirdikten sonra anlatmaya çalıştığı şeyleri düşününce tüylerim diken diken oldu. Böylesine başarılı bir yazarın varlığı beni mutlu ediyor açıkçası. Keşke bu tarz yazarlar görebilsek günümüzde...

Kitabın konusuna değinecek olursak; katı bir çocukluk geçirmiş, sevgi ve ilgiden uzak kalmış, kültür, bilim, sanat gibi konulardan yoksun düşünmeyi beceremeyen salak bir satranç uzmanı karakteriyle hikayemiz başlıyor. "Nasıl satranç ustası olmuş peki?" dediğinizi duyar gibiyim. Bu zavallı çocuğumuzu hayata bağlayan bir amaç var. Kazanmak! Her konuda ezilen, beceriksiz olarak nitelendiren bu çocuğumuz kazanma arzusu ve amacı ile yaşamını sürdürüyor. Bu arzuyu tesadüfen karşılaştığı satrançla birleştirdiğinde ortaya şaşılacak bir durum çıkıyor. Bütün rakiplerini alt eden karşısında kimsenin duramadığı bir isim haline geliyor. Başarısıyla içindeki kibir büyüyor ve etrafındaki bütün insanlara küçümseyici bir gözle bakıyor. Zira kendisini kazananların efendisi gibi görüyor.

Öte yandan hikayeyi anlatan karakterimizin yolu bu adı her yerde geçen satranç ustasıyla kesişiyor. Beraber aynı gemide yolculuk yapıyorlar ve bu adamla bir kez kapışmak için can atıyor. Hal böyle olunca yalnız takılan ve kimseyle satranç oynama küçüklüğünü göstermeyen satranç ustası beyimizle ufak bir konuşma gerçekleştirip onu satranç masasına oturmaya ikna ediyor. Beyimiz öyle kibirli ve öyle kendinden emin ki karşıma iki kişi otursun belki o zaman gelirim deyip odasına gidiyor. Ay götüm!

Hikayeyi anlatan karakterimiz ikinci kişiyi bulup masaya oturuyor. Bulduğu kişinin de kibirli beyimizden bir farkı olmadığını oyun başlayınca görüyor. Kazanma arzusuyla yanıp tutuşan bir bebe daha! Kaybettikçe para verip yeni bir oyun oynamak istiyor, kaybettikçe adamı paraya boğup yeni oyun için yalvarıyor. Güreşe yenilen pehlivan gibi bir deyim vardı hatırlayamadığım. Neyse siz anlamışsınızdır o sözü.

Kibirli satranç ustası bulmuş enayileri sürekli kazanıp onlardan para alıyor ve gemide vakit geçiriyor. Daha sonra gemideki kalabalığı görüp yaklaşan bir adam satranç oynayan kişileri görüyor ve onların yanına geliyor. Sürekli yenilen iki oyuncunun haline acıyıp onlara tüyo veriyor ve satranç ustasını eziyorlar. Adamın egosu bir anda uçup gidiyor. Hikaye bu noktada dallanıyor ve aniden ortaya çıkıp verdiği ipuçlarıyla oyunu berabere getiren bu adamın geçmişine odaklanıyor. Oldukça eğitimli, düzgün bir aileden gelen bu adamın geçmişi Nazi'den dolayı acılarla dolu.

Bu iki kişi satranç masasında karşı karşıya oturuyor ertesi gün. Satranç ustası ve gizemli adam. Birisi oldukça kaba, düşünemeyen, kültürsüz, seviyesiz, salak, en nefret edilesi tip diğeri mesleki hayatında başarılı, bilinçli, çeşitli konularda söz sahibi, düzgün bir aileden gelen, kendisini bilimle yoğurmuş müstesna bir beyefendi. Bu iki adam hikayede kapışırken aklıma nedense satranç ustasının Nazi'yi temsil ettiği ve karşısındaki adamında Nazi'den dolayı acı çeken ve hayatları mahvolan nice muhteşem insanları yansıttığı düşüncesi geldi. Bu muhteşem hikayesiyle ve temsil ettiği, vurguladığı düşünceleriyle oluşmuş kitaba bayıldım. Yazarın üslubu kitabın temasına uymuş ve dili oldukça akıcı kullanmış. Hiçbir yazım yanlışına ve anlatım bozukluğuna rastlamadım. Bu nedenle çevirmeni ayrıca tebrik ediyorum. Yazım yanlışlarından kör oldum artık! Şu kitapları düzgün çevirin be!

Bu kitabın derinliklerine inmek ve o dönemdeki olayları incelikle irdeleyebilmek için Nazi dönemini ve yazarın hayatını araştırmanız gerektiğini düşünüyorum. Okumak için okursanız sadece yüzeysel hikayeye takılırsınız. Bu nedenle çoğu kitabı okumadan önce hangi dönemde yazılmış, kim yazmış niye yazmış bir araştırmak gerek.

Kitap için daha fazla söyleyebileceğim bir şey yok aslında. Övüp durdum sürekli... Merak edenler için hikayeyi özetledim birazcık. Hoşunuza giderse kitabı alırsınız. Sevmeyeceğiniz şeyler için boşuna para vermeyin. Kitaplar öğrenciler için çok lüks bir şey haline geldi artık. Şu sahaflar da olmasa cebimiz yanmıştı.

Umarım keyifle okursunuz. Bu tarz kitaplar hakkında yazıların devamının gelmesini isterseniz yorumlarda belirtirsiniz. Ya da Eda bırak bu işleri sen yapma yapan bloglar hayatına devam etsin de diyebilirsiniz. Bu nedenle merak ediyorum yorumlarınızı.


BUNLARA DA BAKMALISIN!

20 yorum

  1. Bu aralar çok sık karşıma çıkar oldu bu kitap. Bu bir mesaj sanırım. Güzel anlatımınla iyice meraklandım. Hemen not aldım, okuyacağım. Sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutlaka okumalısın, evreni dinlemek lazım.

      Sil
  2. Ben de iyice merak ettim bu kitabı. Ayrıca blog sizin istediğinizi yazarsınız. Sevdiğiniz kitapları da paylaşabilirsiniz. Kitap yorumunuz da gayet iyi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, mutlaka oku bence.

      Sil
  3. Satranç çok özel bir kitap bana göre. Yazarın da kendini en iyi ifade ettiği kitap sanırım :) Üstelik yazar bu kitabı yazdıktan kısa bir süre sonra eşiyle birlikte intihar etti. Yani bir veda da denilebilir. :) Ben de herkese tavsiye ediyorum. Okuyun :):)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aa evet bu bilgi ilk gördüğümde çok ilginç gelmişti. Gerçekten bir veda unsuru taşıyor kitap.

      Sil
  4. Satrancı da bu tarzı da seviyorum. Bu kitap da okunacaklar listemde. İnşallah ilk fırsatta ;)
    Yorumlamanıza da bayıldım :D Gemideki kibir yorumuna kahkaha attım :))
    Kitapları özetlemek de süper fikir, ben de sıcağı sıcağına yazayım deyip beceremiyorum hep geriden geliyor ;( dediğiniz gibi unutuluyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben üşengeçlikten yapamıyorum bazen yorumlamayı falan. Umarım devam edebilirim. Beğenmene de çok sevindim, vakit bulunca oku bence.

      Sil
  5. Bence denemekten fazlasını yapmışsın kitabı da merak ettim kısa sürede okumaya çalışacağım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, okumanı tavsiye ediyorum bence beğeneceksin.

      Sil
  6. Yorumlarınız kitaba karşı merak uyandırdı bende. Kesinlikle bırakmayın bu işleri, bırakmayın ki 1 kişi bile güzel anlatımınızdan sonra, merakından okusa 1 okur kazanır yazın dünyası. Her şeyin tüketildiği günümüz dünyasında içi boş bir çok blog varken sizin gibi bloglar sayesinde blog okuyucuları varlıklarını sürdüyorlar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok mutlu ettiniz yorumunuzla, çok teşekkür ederim. Sizin de yazılarınızı okuyorım ve inanılmaz başarılı denemeler çıkıyor kaleminizden. İyi ki böyle güzel insanlar var burada.

      Sil
  7. Bloglarda çok sık görüyorum bu kitabı az önce başka bir arkadaşımızda bu kitaptan bahsetmiş. O kadar güzel bir kitap demek ki..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu aralar ben de bu kitabı görür oldum. Sanırım blog dünyası bize bir mesaj vermeye çalışıyor.

      Sil
  8. Cok guzel bir inceleme yazisi olmus! Sevdigim bir kitap oldugunu zaten biliyorsunuz. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet biliyorum. Çok teşekkür ederim yorumunuz için.

      Sil
  9. Ben bu fotoğrafı instagramda gördüm..
    Evet evet gördüm..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok ilginç, ben çektim fotoğrafı ve instagramda yayınlamadım. Yanılıyor olabilirsin.

      Sil
    2. Kontrol ettim. İnanılmaz derecede benzeyen bir fotoğraf var. Evet sen değilsin. Yanlış alarm dağılın millet ! Kitap iyi ama isteyen kalsın. Blog da iyi ama isteyen kalsın. Onun dışında dağılalım. Dağılmak istemeyen kalsın kalanlar dağılsın üstüne bir bardak boza ( zırva)
      Reverans ve blogdan ayrılma sahnesi...

      Sil
  10. Bu kitabın yorumlarına bu aralar çox rast gəldim. Sizin bloqda da görüncə kitaba qarşı marağım bir az daha artdı. Məncə gözəl kitab yorumlayırsınız. Davam yəni :) Sevgilər.

    YanıtlaSil