ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ

by - 1/25/2017


İnsanlar doğaları gereği yalnız kalmaktan korkarlar. Bu nedenle etrafımızda olabildiğince birey tutmaya çalışırız. Kimileri bu birey sayılarını aza indirgeyip hayatına devam eder kimileri ise sürekli yeni insanlarla iletişim kurarak çevresini artırır. Bu noktada ortaya çıkan ilişkilerden en önemlisi olan arkadaşlıkları analiz edersek aslında işin arkasında daha farklı çıkarımlar olduğunu görmüş olacağız. Peki nedir bunlar?

Bu soruya cevap vermeden önce kendi arkadaşlık ilişkilerimin zamanla hangi boyutlara geldiğini anlatmak ve detaylıca yorumlamak istiyorum. Çevremdeki insanlarla iletişim kurabileceğim bir yaşa geldiğimde içimde şuan taşımış olduğum utanç duygusu en az seviyedeydi. Ya da daha yeni belirginleşmeye başlıyordu diyebiliriz. Bundan ötürü parkta oynarken karşılaştığım herkese arkadaşlık teklifi ediyor ve o günümü o kişiyle oynayarak geçiriyordum. Ertesi gün aynı davranışı farklı kişilere gösteriyordum. O yaşta, arkadaş olmak problemi henüz gün yüzüne çıkmamıştı.
Aynı yaşta olduğumuz ve ailelerimizin dost olduğu bir kişi vardı mahallemde. Bu kişiyle kaderlerimiz gereği arkadaş olduk çocukken. İkimizin de seçme şansı yoktu. Birlikte vakit geçirip, oyun oynuyor ve zamanın boş geçmemesi için uğraşıyorduk. Şuan hala görüşmüş olduğum ve senelerdir arkadaşlığımı koruduğum bu kişiyle olan ilişkimi irdelediğimde arkadaşlığın temelinde zorunluluk ilkesinin yattığını görmek kaçınılmazdı benim için. Aynı ortamda bulunan iki kişinin yalnız kalmaktansa konuşmayı ve vakit geçirmeyi istemesi doğal bir koşuldur. Bu durumun üstüne ailelerin arkadaşlığı da eklenince arkadaş olmak zorunda kalmıştık. Başlarda birçok problemle karşılaşsakta o kadar zaman birlikte olmanın getirdiği olgunluktan ötürü bazı şeyleri görmezden gelip yolumuza devam etmeyi öğrendik. Bu nedenle hala arkadaşız ve yolumuza devam ediyoruz.


Çocukluk arkadaşlıklarının kopmadan devam etmesinin en büyük nedenidir zaman. Çünkü uzun bir süre vakit geçirmiş olduğun kişiye karşı katlanma sınırını artırmış ve çoğu olumsuz davranışı görmezden gelmeyi öğrenmiş oluyorsun. Bu yalnızca arkadaşlık için değil bütün ilişkiler için geçerli. Önemli olan belli bir süreyi birlikte geçirmeyi başarmış olmaktır. Devamı çorap söküğü gibi geliyor ne de olsa.


İlkokula başladığımda utangaç ve çekingen bir yapıya sahip olduğumu hatırlıyorum. Bu nedenle insanlarla iletişim kurmam zorlaşmaya başlamıştı. İlk yılları çok net hatırlayamasam da arkadaşlık ilişkilerim sıra arkadaşlığından öteye gidememişti. Yine zorunluluktan oluşan bir arkadaşlık mevcuttu. Aynı sırada altı saat geçirmek zorunda kalınca, yanındaki insanla iletişim kurmak ve arkadaş olmak zorunda kalıyorsun. Seneler geçtikçe ortama alıştığım ve insanları tanıdığım için iletişimim kolaylaştı fakat benim için o yılların çok iyi geçtiğini söyleyemeyeceğim.


O yıllarda özellikle erkeklerle olan iletişimim çok kötü durumdaydı. Bu da geleneksel etkilerden kaynaklanıyordu. Erkeklerle konuşmamam onlarla samimi olmamam gerektiğine inanıyordum. Annem yanımdaki erkeklere o dönemler sorgulayan gözlerle bakıyordu. Bu gerginlik her iki tarafı da etkilediği için erkeklerle yakınlaşmam söz konusu değildi. Fakat bir yandan kadın olmanın getirdiği bir içgüdü ile fark edilmek istiyordum. Ne kadar çocuk olsam da 10-11 yaşlarımda beni fark etmelerini, beni sevmelerini, benden etkilenmelerini istiyordum. Ama bunları gerçekleştiremeyecek kadar utangaç ve korkaktım. Çünkü erkeklerle iletişim kurarsam sonuçlarının kötü olacağına inandırılmıştım.


Ergenlik döneminin ilk saflarında yani ortaokul dönemimde arkadaşlık ilişkilerim çok daha iyi ve kuvvetliydi. Yıllardır aynı sıralarda okuduğumuz arkadaşlarla birlikte olduğum için arkadaşlık samimiyeti zamanla kendiliğinden oturmuştu. İletişim kurmakta zorlanmıyordum. Karşımdaki insanları tanıdığım için ve onlarla uzun bir süre zaman geçirdiğim için rahattım. Gergin olmama neden olacak hiçbir şey ortada olmadığından arkadaşlık olarak en verimli belki de en saf olanını yaşadığım yıllardı. Zira o dönemde hiçbirimizin kafasında çıkar ilişkileri yoktu. Genellikle arkadaşlıkların bu tarz çıkarların üzerinden kurulduğunu ve yürüdüğünü düşünürsek bundan yoksun ve gerçek bir arkadaşlık ilişkisiydi. Hala zaman buldukça toplanıp görüşürüz ve birlikte vakit geçirdikçe kendimi daha iyi hissetmemi sağlıyor.


Lise dönemine girdiğimde arkadaşlık üzerine çok düşünmemiştim. Aynı sıralarda oturduğum kişilerle zamanla arkadaş olabilirdim. Bunda çok fazla düşünülecek bir şey yoktu. Oldukça ilginç olduğunu düşündüğüm bir şekilde dörtlü grubumuz toplandı o yıllarda. Üç kişi daha önce birbirimizi tanıdığımız için sınıfta bir araya geldik. Fakat üçümüz de farklı karakterlere sahiptik ve beraber uyum içinde bir arkadaşlık kurabileceğimize inanmıyordum. Daha sonra okula yeni gelen kızın yanımızdaki boş sıraya oturmasıyla çember tamamlandı. Şuan geriye baktığımda bizi birleştiren ve farklılıklarımıza rağmen bir arada tutan kişinin hala o olduğunu düşünüyorum. Tahminim ise ileride ayrılmamızı da o körükleyecekmiş gibi... Hala lisedeki arkadaş grubumla görüşüyorum ve şuan en samimi olduğum arkadaşlarım onlar.

Arkadaşlık hikayemi incelediğimde ve genel olarak arkadaşlık ilişkilerini düşündüğümde geri planda bir çıkar ilişkisi olduğunu görüyorum. Kimilerinde bu yalnız kalmamak, kimilerinde ortam kurmak gibi amaçlar var. Bu amaçlar doğrultusunda oluşturulan arkadaşlıkların bir parçası olduğunuzda ilişkinizin uzun sürmeyeceğine emin olabilirsiniz. Zira arkadaş olmak durumunu bir amaca göre değil karşınızda duran insana karşı hissetmiş olduğunuz duygulara göre yapmalısınız. Bugüne kadar arkadaşlıklarımda öyle büyük kazıklar yemedim. Büyük problemler ve küslükler de yaşamadım. Seçtiğim insanları ön sezilerimle ve duygularımla birleştirdiğim için başıma bu tarz olaylar gelmedi. Fakat çıkarlarıma göre bir seçim yapmış olsaydım çokça kazıklanabilirdim. 



Genç arkadaşlarıma bu konuda tek tavsiyem kendinizi rahatsız hissettiğiniz bir arkadaşlık ilişkisinin içinde iseniz oradan uzaklaşın. Arkadaş olmak, iletişim kurmak sandığınız kadar zor değil. Özellikle okul gibi kalabalık ortamlarda iletişim kurmak zorunda kaldığınız için mecburen arkadaş oluyorsunuz birileriyle. Önemli olan bu birilerini sırf mecburiyetten değil de seçtiğiniz için arkadaş olmanız. Sizden ricam arkadaşlıklarınızı gözden geçirip dikkat etmeniz ve hayatınızı etkileyecek yanlış insanlarla samimi olmamanız.

Umarım anlatmaya çalıştığım şeyi anlatabilmiş ve bir nebze yardımcı olabilmişimdir.


Not: Gifler Friends dizisindeki sahneleri içermektedir. Hala izlemediyseniz gidin buradan ve izleyin hemen. En sevdiğim dizidir kendisi.





BU YAZILARA DA BAKMALISIN!

9 yorum

  1. Artık eskisi gibi öyle sıkı fıkı bir arkadaşlık ortamı yok malesef..:(

    YanıtlaSil
  2. Arkadaşlık eskisi gibi olmasada, tanıdık yüz arıyor insan

    YanıtlaSil
  3. @Hazal'ınDünyası evet keşke olsa çünkü bu oldukça kötü bir durum.

    YanıtlaSil
  4. @mehmeterisir Çok haklısınız. Tanıdım sandığım veya gerçek dostum olarak gördüğüm kişilerin araya çeşitli mesafeler girdikçe yabancılaşması beni düşündürüyor. Şu zamanlarda gerçek bir dost bulmak çok güç.

    YanıtlaSil
  5. @DoğuşHakanYILMAZ İnsan sevdiği ve güvendiği biri olsun istiyor elbet. Bulabilmesi bir hayli zor şu vakitte.

    YanıtlaSil
  6. Cafe Tigrisin blog keşif etkinliğinden geliyorum ve sizi takibe aldım. Bana da beklerim muhakkak.

    www.nilgunozenaydin.com

    YanıtlaSil