YOUTUBE VS BLOG

by - 12/26/2016


Hepinizin bildiğini umduğum youtube, sosyal mecralar arasındaki en çok  potansiyele sahip bir platform haline geldi. Çok fazla değil 2-3 yıl önce yalnızca müzik videolarını izlemek için kullandığımız bu sosyal platform şuanda oldukça çeşitli alanlarda hizmet veriyor. Peki bu nasıl oldu?
Yurt dışında youtube bize oranla daha erken gelişmeye başladı. Hal böyle olunca ilgiyi de yavaş yavaş üzerine çekmeye ve bu ilgiyi yorumlayıp kullanmaya başlamış oldu. Bu ilginin farkına varan insanlar ilgiyi toplayacak ve devamlı hale getirecek kompozisyonlar oluşturmaya çalıştı. Bu noktada youtube kanalları oluştu ve youtube kanalları ilgiye göre içerikler üretip sundu. Karşılıklı alışverişin sonunda çıkan ilişkiler hem ilginin sahibini hem de ilgi gören kişiyi tatmin etti. Bu tarz ilişkilerin çoğalmasıyla yeni kapılar açıldı.
Açılan kapıların sonunda ortaya çıkan durumlar hepimizin hoşuna gitti. Ve neden bizde yapmayalım sorusunu kendimize sormaya başladık. Youtube Türkiye bu soru sayesinde gelişmeye başladı. Şuan youtube platformunu müzik videolarını izlemek için değil, öğrenmek, boş alanlarımızda gündemi takip etmek, kendimizi eğlendirmek, stres dolu hayatımıza 2-3 dakikalık aralıklar vermek için kullanmaya başladık. Normalde bu eylemlerin hepsini bloglar üzerinden gerçekleştirirken yeni bir platforma kaymaya başladık. Peki bu durum blog dünyasını nasıl etkiledi?
Aslında bu yeni bir şey değildi. Twitter, instagram gibi platformlar çıktıkça bloglara olan ilgi azalmaya başladı. Bunun ana nedeni yeni çıkan sosyal mecraların felsefesinin "less is more" olması... Kullanımın kolaylaşması, iletme işleminin kolay ve hızlı olması, süreyi oldukça azaltması gibi en aza indirgemek bizi doğal olarak yeni olana çekiyor. Blog yazmak, okumak diğerlerine oranla daha uzun sürdüğü için zamana odaklanmış hayatımızdan daha fazla zaman çalıyor. Oysa bizim bu kadar zamanımız yok ve eğlenmek, öğrenmek gibi faaliyetleri en az süreyle yapabilmeliyiz. Bu durum gelişen kapitalizmin bize sunduğu acı bir gerçekten fazlası değil. Dolayısıyla youtube bu noktada en hızlı sosyal mecra olma ünvanını kazanmış oluyor. En hızlı olmak yeterli bir özellik değil. Aynı zamanda en fazla bilgiye de sahip. Daha doğrusu en kısa zamanda en fazla bilgiyi aktaran bir sosyal medya. Bizim tam da ihtiyacımız olan şey!
Elbette hızlı olmak, fazla bilgiyi kısa sürede aktarmak gibi özelliklerin yanında daha birçok unsur tüketiciyi youtube dünyasına çekiyor. Bunlardan biri de görsellik! Doğamız gereği görsellik bizim için oldukça önemli. Çoğu kişi görsel zekaya sahip ve görsel aktarımın daha kalıcı olması ister istemez bu yöne ilgimizi çekiyor. Güzel bir kadından dinlediğimiz haberler, sıkıcı bilgiler bizi daha çok tatmin ediyor. Düz bir yazıyı okumak için 2 dakikamızı harcamak yerine güzel bir kadından o yazıyı 2 dakika boyunca dinlemek daha ilginç değil mi? İşte bu noktada blog dünyası kaybederken yeni dünyanın amacına uygun olan youtube kazanıyor. Herkes bunun farkında olduğu için blogger dediğimiz kişileri youtuber olarak görmeye başladık.
Yaşadığımız değişimi korkunç bir şey olarak görmekten uzaklaşmak gerekiyor bana göre. Eğer blog yazmak,okumak yaşamımıza adapte olmaktan çok uzak ise adapte olana yönelmek en doğrusudur. Geride kalıp ilerleyenleri geriye çekmektense ileri gidip geride kalanları çekmek gerekir. Bu felsefeye göre hepimiz youtube platformuna girmeli, bir kanal açmalı ve faaliyetlerimizi oradan sürdürmeliyiz. Açıkçası ben böyle bir şey yapmak istemiyorum. Hem o kadar güzel değilim hem de yazı yazmayı seviyorum.Dolayısıyla yıllar geçtikçe okuyucularım azalsa bile sırf bu işi yapmayı sevdiğim için devam edeceğim. Çünkü amacım, amacımız  bu olmamalı! Daha fazla insan çekmeye çalışmak, adımızı duyurmak için çabalamak bana göre garip şeyler.
Umarım ne yaparsak yapalım bunu sırf sevdiğimiz için ve herhangi bir ekonomik kaygıya düşmeden yaparız. Çünkü işin içine para girince çirkinleşiyor her şey.

BUNLARA DA BAKMALISIN!

2 yorum

  1. Bazı blog yazarları kısa yoldan popüler olabilme fırsatı veren youtube platformuna kaymalar olabilmekte.Blogger iken youtuber olunca her ikisinde de yayın yaparım diyenler bile yavaş yavaş blog yazarlığını bırakmaya başladı. Ama şunu unutmamalıyız ki youtube da facebook,instagram, twitter gibi sosyal mecra. Youtube'da kanalın oluyor ama sen orada misafir gibisin. Birgün kapanır, yasaklanır vb. gibi şeyler olursa her şey bir anda biter. Yani kısaca bağımlısın bir şeye. Ama bloglar bizim alanımız. Kendi alan adın varsa orası senindir.Kimse sana buradan çık veya kapat o domaini diyemez.Bunu anlamak yakın zamanda kolay olmayabilir, yalnız geç anlaşılırsa sudan çıkmış balığa döneceklerdir orası kesin.Yanlış anlaşılmasın, bu kadar şeyi youtuberları kötülemek için demedim. Blog yazıyorsanız yazmayı bırakmayın diye söyledim. Umarım doğru anlatabilmişimdir. Saygılar, sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlatmak istediğiniz şeye hak veriyorum. Blog yazmak,kendi alanını kalıcı bir biçimde oluşturmak bana da daha mantıklı geliyor. Fakat gözlemlerim blog dünyasına olan ilginin diğer sosyal mecralardan dolayı azalması... Keşke böyle olmasa ama zaman ve teknoloji değişiyor.

      Sil