SKİNS


Bugün bahsedeceğim dizinin bende ayrı bir yeri vardır. Hem kendi yaşadıklarıma hem de içinde bulunduğum ortama yakın hissettiğim bir dönemde bu diziyle karşılaşmıştım. Bu nedenle diziyi bayılarak izledim. Dizi final yaptıktan sonra özel birkaç sezon yayınladılar karakterlerin sonraki yaşamlarını gösteren. Çok güzel bir ayrıntıydı bence bu. Çünkü hep diziyi kendi hayatımla ilişkilendirdiğim için acaba ilerde benim hayatım nasıl şekillenecek diye düşünmemi sağladı. Sanırım dizisi çekilseydi yaşadıklarımın en çok Skins'e benzerdi.



Bir grup gencin hayatını, psikolojisini yaşamış oldukları çevreyi inceleyen bu dizi herkesin hoşuna gitmeyebilir. Şuan dönüp yeniden izlesem çok sevmezdim diye düşünüyorum. Çünkü içinde hem kurgusal hemde sinematografik açıdan eksikler var. Ama izlediğim dönemde bana hitap eden ve hoşuma giden bir diziydi.



Dizinin genel havası yeraltı dünyasına sesleniyor biraz. Her zaman görmüş olduğumuz güzel hikayeler, mutlu sonlar, muhteşem hayatlar yok. Gerçeklikle paralel gitmeye çalışmış ve bakın böyle hayatlar da var gibi bir seslenişe sahip tarz olarak. Dizinin çekildiği dönemde bu tarz diziler çok fazla yoktu. Bu nedenle Skins'i özgün kıldı bu durum fakat Shameless gibi madalyonun diğer yüzünü de gösteren birçok dizi mevcut artık.


Ergenlik dediğimiz dönemin içinde olan gençlerin davranışlarını, etkilendikleri psikolojiyi ayrıntılı bir şekilde işlediği için onları yakından anlamaya başlıyoruz. Çünkü bu dönemde anlamak, anlaşılmak çok güç. Bu belirsizliğe ışık tutması ve hem ailelere hem de ergenlik dönemindeki gençlere asıl gerçekliği göstermesi çok güzeldi. O dönemde genelde hayal dünyasında yaşadığımız için dünya nasıl bir yer tam olarak kavrayamıyoruz ve her şeyin gördüğümüz, bildiğimiz kadarıyla var olduğunu sanıyoruz. Dizi bunun böyle olmadığını gösteriyor.


Her bölümde farklı bir karakterin üzerinden hikayeyi işlediği için o karakteri ve hayatını daha iyi anlayabiliyoruz. Karakterlerin hepsi oldukça ilginç ve gölgede kalan tipler. Beni rahatsız eden gerçekte asla yan yana gelmeyecek karakterlerin aynı grupta olmasıydı. Bu da diziyi ilginçleştirmek için yapılmış bir hareket. Biraz da anlattıklarını sivrileştirmek istemiş sanırım yazar... Başlarda bu durum çok fazla rahatsız etmese de sezon ilerledikçe artırılmaya çalışan trajedi boğmaya başlıyor izleyiciyi. Gereksiz dram yaratılması falan reklam kokan hareketler bana göre.


Her sezon  karakterler değişiyor ve yeni jenerasyonlar sahneyi alıyor. Bu ayrıntı benim çok hoşuma gitmişti. Kendi hayatımla özdeşleştirdiğim bir durumdu. Mezun olduğum okulda bizim grubumuzun ardından hangi grubun o sıralarda oturduğunu, neler yaşadıklarını hep merak etmişimdir. Düşündükçe de tuhaf hissederim. Sezon değiştikçe yeni jenerasyonu görmemiz de hissettiğim o tuhaf hissi gün yüzüne çıkarmıştı.


3 ayrı jenerasyondan benim favorim ilkiydi. Ayrıca ilk sezon da favorimdir. Ama en çok sevdiğim karakter Effy Stonem'di. (Umarım doğru yazmışımdır.) Kendimle en çok bağdaştırdığım karakter olduğu için bu karakteri çok sevmiştim. Effy ve Cook sahneleri benim için inanılmaz anlamlı sahnelerdi. Çünkü dediğim gibi kendi yaşamımla bağdaştırmıştım ve onların sahnelerini izlemek hoşuma gidiyordu.


Umarım sizde diziyi beğenir ve keyifle izlersiniz.

0 yorum