KAYIP GİDEN RUHLAR


Kayıp giden ruhların ağırlığı yaşayanların üzerine asılmıştı. Yürüdükçe eskimiş kaldırımlarda daha da hissediyordum acımasızca omzuma binen yükleri. Atamıyordum da... Denizin dalgaları kayalara vahşice çarparken atamıyordum onları aşağıya. Oysa ne çok bağırmak istiyordum dalgalara alın diye. Alın ve götürün bu acıyı. Bu ağırlığı yutun, gerekirse beni yutun. Çarpın ezilmiş ruhumu kayalara. Ruhumu başka ne ezebilir ki? Başka ne yapabilirsiniz ha? Ne yapabilirsiniz bir saniye sonra tüm gücünü kaybedip uçurumdan aşağı düşecek olan adama? Belki son bir el değer vücuduma. Siz dokunursunuz bu yaşlı bedene... Omuzlarımdaki ölüyü almak için dokunursunuz bana ve yanlışlıkla dökülür bedenim dalgalara. Dökülür ve son bulur ruhumdaki kara. Umarım ey yabancı. Umarım o el dokunur bana. Lakin ziyanı yok. Bir saniyelik ömrümün sonunda hali hazırda yıllanmış bedenim parça parça akıtacak zehrini denize. Belki o vakit hafifler bedenim. Kurtulurum beni yerin altına hapseden ağırlıktan. Ruhumun delikleri su alır ama bir umut denizin yüzüne çıkarsam çekmesin beni balıkçılar. Kurtarmasın bu zavallıyı. Çünkü bu zavallı çoktan zindan oldu dünyaya.



2 yorum

  1. Harika bir merhaba olmuş;)Denizin yüzüne çıkmak, ihtimal mi, umut edilen mi diye düşündüm.Bence yeni açacağınız bloğunuzla daha çok vakit geçirir olacaksınız bir süre sonra. Benim gibi, bir an önce açmanızı isteyip, -bu yayınınız gibi güzel- diğer yazacaklarınızı okumak isteyecek çok kişi olacak gibi ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu güzel yorumun için teşekkür ederim. Bu tarz yazıları yayınladığımda kendimi daha iyi yansıttığımı düşünüyorum. Sizlerin de beğenmesi ne hoş.

      Sil