5 YIL ÖNCEKİ BEN | 2011

by - 11/28/2016


5 yıl önce, liseye yeni başlamış olduğum o yıl benim için bir kabustu. Bu kabusun nedeni üzerimde taşıdığım stres ve baskıdan kaynaklanıyordu. Liseyi kazanabilmek çabası içerisinde iken özellikle babamdan çok fazla baskı gördüm. Bu baskı bağırıp çağırıp şunu yap, böyle yap şeklinde değildi. Daha çok psikolojik odaklı bir baskıydı. Bu beni SBS sınavına hazırlandığım yıllarda çok yordu. O dönemde 6 , 7 ve 8. sınıfın sonunda SBS sınavına giriliyordu. Üç yılın ortalaması alınıp Anadolu, Meslek veya Düz Liselerden birine giriş yapıyordun. 8. sınıfın sonlarına doğru sınav yaklaşırken benim psikolojim oldukça bozulmuştu ve çalışmayı bıraktım. Çünkü babam sürekli bana bir şeyler anlatıyor, şu puanı yapmalısın, böyle yaparsan daha iyi olur gibi nasihatlarda bulunuyordu. Elbette bana yardımcı olması, yön göstermesi çok güzel fakat bunlar beni daha da strese sokan şeylerdi. 6 ve 7. sınıftan aldığım notun ortalamasını alarak hesaplamalar yapıp Çamlıca Kız Lisesi'ne gitmek için şu notu almalısın diye bir kağıt koydu önüme. Aldığım notlar çok yüksek değildi bu yüzden herhangi bir Anadolu Lisesi'ne gitmem zorlaşmıştı. Diğerlerine göre daha düşük ve evimize yakın olan bu liseyi kazanmam babamı çok mutlu edecekti. Fakat bu benim istediğim bir şey değil, onun istediği bir şeydi.
Tercihler, sınav sonuçları, liseye girebilme sıkıntıları yaşadığım o yaz resmen çökmüştüm. Babamla büyük bir çatışma içine girdim. Aldığım sonuçlar Çamlıca Kız Lisesi'ne girmemi sağlamıyordu ama daha uzakta olan bir Anadolu Lisesi'ne gidebilirdim. Puanımın yettiği yerler vardı fakat tercih listesini babam yazmış ve o liselere listede yer vermemişti. Onun yerine hiç gitmek istemediğim ve okumak istemediğim Sağlık Liseleri'ni yazmıştı. Beni bu konuda ikna etmeye çalışıyor ve sağlık alanında çalışırsam geleceğimin daha iyi olacağını falan söylüyordu. Bu mevzunun ortaya çıkmasıyla kavgamız şiddetlendi. Çünkü net bir şekilde onu reddediyordum. İstemediğim bir şeyi tercih listesine yazıp kazanabileceğim halde sırf uzak olduğu için bazı liseleri yazmayışı beni çok sinirlendirdi. Böyle bir şey yapması benim psikolojimi daha da bozdu. Kendini savunma biçimi ise ben senin için geleceği hesaplıyorum tarzındaki üslubuydu. Sağlık Meslek Liselerinden üniversiteye geçişin kolay olması, liseden mezun olunca kolayca iş bulabilmem onu rahatlatacaktı ve benim için endişelenmesine gerek kalmayacaktı. Yani sırf kendi bencilliği için vermiş olduğu bu karar hayatımı büyük ölçüde değiştirmişti.
5 yıl önce liseye başladığımda hem moralim hem de psikolojim çok bozuktu. Yapmış olduğu saçma sapan tercih listesinden çıkan sonuç bir Sağlık Lisesi idi. Bunu tüm gücümle reddettim. Sağlık alanıyla alakalı bir şey yapmak istemiyordum. Kendimi garantiye almak için hayallerimden vazgeçmeyecektim. Babamla bir sürü tartışmanın ardından beni düz lise olan Erenköy Kız Lisesi'ne yazdırdı.
İstemediğim bir okulda, içinde bulunmak istemediğim insanlarla aynı ortamdaydım. Sınıfımdaki herkes kızdan ibaretti. Yine benim için bunun iyi bir seçenek olacağını düşünmüştü. Üniversiteye hazırlanırken dikkatim dağılmayacaktı ve çok iyi, köklü bir okula gelmiştim güya. Bir insanın kendi bencilliğinden ötürü karşısındaki insanın hayallerini engellemesi, onun gideceği kapıları kapatması ne büyük bir çirkinlik!
İçinde bulunduğum psikolojiden ötürü çok korkunç bir yıl geçirdim lisede. Kimseyle konuşmak, arkadaş olmak istemiyordum. Tek düşüncem buradan defolup gitmekti. Kısmen bunalımın içindeydim. O sıralar intihar etmeyi çok kere düşündüm. Çünkü yaşamak istemediğim bir hayatın içine zorla sokulmuştum. Bu ben değildim. Bu benim tercihim değildi. Bu benim hayalim değildi. Ve ben bundan kurtulamıyordum. Beni tanımayan biri yaşadığım duyguları abartı ve saçma olarak görebilir. Fakat benim için özgürlük ve yaptığım şeylerin benim istediğim şey olması çok önemli. Kimseden etkilenmeden saf bir şekilde içimden gelen arzuyla hareket edebilme özgürlüğüne kavuşmak bu yaşam için benim amacım. Ben ancak bu şekilde hareket edebilirsem mutlu olabilirim. Bu nedenle etrafımdaki insanların bana yol göstermesini, şu doğru veya bu yanlış demesini istemiyorum. Bundan hoşlanmıyorum. Hayatıma kimsenin müdahale etmesini istemiyorum. Yapamayacağım şeylerin belirlenmesi, kurallar koyulması, istediklerimin engellenmesi en büyük kabusum. Bu nedenle o dönemde zor şeyler yaşadım. Kendi hislerim, düşüncelerim birbiriyle savaş içindeydi. Çünkü benim için yanlış olan bir şey yapıyordum. Tüm bedenim, ruhum buna karşı çıkıyordu. Ama diğer herkese göre bu doğruydu ve buna devam etmem gerekiyordu. Kimse bunun benim için yanlış olduğunu umursamadı bile. Kendileri için doğru olması yeterliydi.
2011 yılı benim için çok kötü geçmişti. 5 yıl önceki Eda etrafta bir ölü gibi geziyordu. Yüzüm ifadesizdi ve hiç konuşmuyordum. İçinde bulunduğum ortama alışamadım. Alışmak da istemiyordum zaten. Beni bu duygulardan ve düşüncelerden çekip alan şey ise 2012 yılında sahip olduğum dostlarımdı. Lisede geçen yıllarımda beni yavaş yavaş toparladılar. Çöktüğüm dönemlerde destek oldular ve gülebilmemi sağladılar. Bu nedenle onlara yeniden teşekkür ediyorum. Çünkü o dönemde sona doğru yaklaştığımı hissediyordum ve onlar olmasaydı gerçek bir sona sahip olabilirdim. Acaba bu son için kimi suçlarlardı?



Siz beş yıl önce nasıldınız? Neler yaşamıştınız? Başınıza neler geldi? 



BUNLARA DA BAKMALISIN!

4 yorum

  1. Üzücü bir hikayeymiş. İyi ki arkadaşlarınız varmış.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, biraz üzücü bir hikaye oldu.

      Sil
  2. çok içten ve samimi bir yazı :)

    Bu arada blogunla yeni tanıştım. Takipteyim. Seni de beklerim.

    makyajbox.blogspot.com
    ve
    berilcimcime.blogspot.com

    YanıtlaSil