8 SANİYE

by - 9/09/2016



Güneşin bakış açısından insan ömrü yalnızca sekiz saniye... Ve biz bu saniyeleri öyle gereksiz durumlar için heba ediyoruz ki bu dünyadan gelip geçen biri olarak hatırlanıyoruz yalnızca. İçimizde biriktirdiğimiz nefret, kin ve öfke varlığımızı dönüştürüyor. Bu dönüşüm kedileri sırf nankör olduğu için tekmeliyor, insanları etiketleyip aşağılıyor. Bu dönüşüm Allah için can alıyor, birkaç aylık bebeğe akıl almaz hislerle yaklaşıyor. Bu dönüşüm... Kim bu dönüştürdüğümüz kişi? Bir insan nasıl böyle bir varlığa dönüşebilir?
8 Saniye filminde yer alan bir sahnede içimizdeki çaresizliği çok net bir biçimde anlatıyordu. Cennet gibi ferah, huzurlu ve bembeyaz bir alanın ortasında korkunç bir bataklık görüyoruz. Bataklığın içinde çırpınan ve gittikçe çamura bulanan Esra... Bu sahne hayatımızdaki çoğu durumu imgeliyordu. Kapana kısılmışlığımız, çaresizliğimiz, problemlerle baş edemiyor oluşumuz... Kafamızı hafifçe kaldırsak ve dursak, o çamurun içinde çırpınmayı bıraksak etrafımızdaki güzelliği görebileceğiz aslında. Bütün dünyanın bu bataklıktan ibaret olmadığının farkına varacağız. Huzuru, mutluluğu ve refahı işte o an elde edeceğiz. Ama maalesef hayatımız etrafımızdaki cenneti, fırsatları, mutluluğu reddederek geçiyor. O kadar odaklanmışız ki battığımız çamura... Tek çıkışın dibe batmak olduğunu düşünüyoruz. Oysa ki ayağa kalksak ve bir adım atsak kurtulacağız. 8 Saniye filminin bu ve bunun gibi önemli noktaları işaret ediyor olması insana ilaç gibi geliyor resmen. Esra 'nın hayatı, onun yaşamış oldukları ve yaşadıklarının çok ötesinde bir ruhani olgunluğa ulaşması bizim kendi iç savaşımıza da ışık tutuyor. Bu nedenle filmdeki psikolojik analizler benim çok hoşuma gitti.
Yine filmin bir sahnesinde gösterildiği gibi, masmavi bir denizin içinde yüzüyorsunuz her şey çok güzel ama bir  insan sizin bacağınızdan tuttuğu gibi aşağıya çekiyor. Hayatımızın belli dönemlerinde biz de böyle insanlarla karşılaşmıyor muyuz? Yalnız kalmaktan korktuğumuz için yanımızda tuttuğumuz çoğu insan bize zarar veriyor aslında. Zamanımızı geçirdiğimiz o insanın benliğimizi değiştirdiği ve kapana kısıldığımız bir gerçek. Olmamız gereken kişiyi engellediği ve özgürlüğümüzü zincirlediği çok açık değil mi? Filmde Esra bu durumun, uzun bir süre geçtikten sonra farkına varabiliyor ancak. Hem fiziksel hem de manevi zarar gördükten sonra karşısındaki insanın ona iyi gelmediğini anlıyor. Bu nedenle film bize şu soruyu soruyor... 8 saniyelik ömrünü bu kişiyle harcamak istediğine emin misin?
Filmde ana karakter olarak karşımıza çıkan Esra İnal'ın yaşadıkları hepimizin yaşamından bir parça taşıyordu kesinlikle. Sevdiği adamın kendisi üzerinde baskı kurmaya çalışması, ailesinin Esra'nın davranışları konusundaki uyarıları hayatını olduğundan daha da zor hala getiriyordu. Yaşadığı rüyaların karmaşıklığı ise onu daha da hırçınlaştırıyor ve hayatındaki kaosu artırıyordu. Fakat tüm bunlara rağmen kararlarını uygulayabilecek kadar cesur, ne istediğini bulmaya çalışacak kadar da keşfetme odaklı bir insan. Bize de bunu göstermeye çalışmış aslında filmde. Hepimiz benzer yollardan geçiyor ve benzer durumlarla karşı karşıya kalıyoruz. Toplum baskısı, aile baskısı derken olmak istediğimiz kişiden uzaklaşıyoruz. Önemli olan tıpkı Esra'nın yaptığı gibi cesur bir biçimde istediğimiz şeylerin peşinden koşmak. Hayır diyebilmek, yeni bir sayfa açabilmek...
Filmde anlatılan ve benim bir türlü beceremediğim bir diğer konu ise affetmek. Çevremizdeki insanlara nefret ve kin ile yaklaşmayı bırakmamız gerekiyor. Farklılıklara saygı duymayı öğrenip onlardan rahatsız olmayı bırakmamız lazım. Geçen her saniye yaşamımızda bir tecrübe ve yaşanılanlardan pişmanlık duymak, nefret beslemek bize bir şey kazandırmayacak. İnsanlara kin duymak bize bir şey katmayacak. Bu nedenle affetmenin verdiği huzuru tatmalı ve hayatımızı zorlaştırmayı bırakmalıyız. Filmi izlerken bunu daha iyi anladım. Bazı olayları affettiğimizde, insanları affettiğimizde kendimize olan inancımız da yenileniyor.
Bu ve bunun gibi nice düşünceleri, nice olayları anlatan 8 Saniye filmini beğenerek izledim. Bana çok şey kattı, çok şey öğretti. Oldukça zorlu bir dönemde karşıma çıktığı için büyük bir ilham kaynağı oldu. Sahneler, görsel efektler oldukça başarılıydı. Esra'nın oyunculuğu akıcıydı ve ilk performansı olmasına rağmen keyifliydi. Kurgunun işlenişi, sahnelerin bağlanışı kusursuzdu. Yerli film kategorisinde yer alan diğer filmlerden farklı olduğunu söyleyebilirim. Her açıdan gelişmiş ve önderlik edebilecek bir tarza sahipti. Bu nedenle çok hoşuma gitti. Umarım sizin de hoşunuza gider ve keyifle izlersiniz. Yorumlarınızı merakla bekliyor olacağım. İyi seyirler :)

BU YAZILARA DA BAKMALISIN!

5 yorum

  1. İzlediğim ve çok beğendiğim bir filmdir.Bu arada sitenizin eksikleri var sitenizi takipe aldım.Yardım isterseniz buralardayım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun için çok teşekkür ederim. Bu blog işlerine yeni yeni adım attığımdan eksiğim ve yanlışım fazlasıyla var elbet. Deneyimli arkadaşların yardımlarını seve seve kabul ederim.

      Sil
  2. Merhaba blogunu takibe aldim bende bekliyorumm sevgiler 😊

    bayankirpikk.blogspot.com

    YanıtlaSil
  3. Uzun zamandır yerli yapım izlememiştim, farklı bir filme benziyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle alışık olduğumuz yerli yapımlardan farklı bir film.

      Sil