İstanbul Üniversitesi | İKTİSAT

by - 7/30/2016




Merhaba...
Tercih döneminin yaklaşmasıyla üniversiteye girecek arkadaşlar tir tir titremeye başladı. Lisenin bitmiş olması ve bunun verdiği rahatlık bir yana yeni bir sayfaya açılan yaşamın ilk adımlarının endişesi var hepinizin üzerinde. Bu gayet normal. Fakat bu dönemde oldukça sakin ve mantıklı bir şekilde düşünüp hareket etmelisiniz. Zira yanlış tercihler sizin için kötü sonuçlar doğurabilir.
Kendimden örnek verecek olursak sınav dönemi boyunca aklımda psikoloji bölümü vardı. Sayısal öğrencisi olmama rağmen hiçbir sayısal mesleğin bana uygun olmayacağını son senemde idrak ettim ve artık alan değiştirme gibi işlemlerle uğraşamayacağım için de dershanede eşit ağırlık alanını seçip psikoloji için çalışmaya başladım. Sonuçların karşımda durduğu o an kendimi her şeye hazırlamıştım. Ama her şeye...
İstanbul'da yaşıyorum ve İstanbul dışına çıkmak gibi bir şansım yoktu. Ailevi kurallar... Bu nedenle elimdeki sonuçlardan en çok faydayı alabileceğim bir konum yaratmaya çalıştım kendime. Psikoloji bölümü tutmadığından sene boyunca aklımda olan yan tercihleri bir kağıda yazdım. Öyle bir sıralamaya sahiptim ki beni büyük bir çelişkiye düşüren bölümlere girme şansım vardı yalnızca. Tüm tercih dönemimde bu çelişkinin gerginliğini taşıdım. Muhtemelen çoğunluğun yaşadığı ve yaşayacağı bir ikilem... Hayallerin mi gerçekler mi?
Yazı yazmak gibi bir alana ilgim var. Bu nedenle sözele de yatkınım. Ve sözel ağırlıklı bir bölüm okursam hem dört yılım güzel geçer hem de istediğim bir işi yapma şansım olur diye düşünüyordum. Diğer taraftan babam bana dünyanın gerçeklerini anlattı. Hepimizin bildiği bu gerçeklerin temeli; yaşamını yürütmen için paranın büyük bir rol oynaması... Dolayısıyla rahat bir yaşam sürmek için paranın merkezinde yer almalıydım. Buna göre bir meslek seçmeliydim. Ay sonunu dört gözle beklemek zorunda kalmadığım, ileride ailem için refah bir seviye oluşturabileceğim maddi güce sahip olmam gerekliydi. Bu hepimiz için böyle aslında. Bu nedenle babamın ısrarları, sözel bölümler yerine iş dünyasına kolaydan girmemi sağlayacak bölümleri tercih etmem yönündeydi. Ona hak da veriyordum aslında. Dedikleri, önüme sundukları etrafımda gördüğüm ve görmeye de devam edeceğim birtakım kurallardı. Ve ben felsefe, sosyoloji gibi hayal ettiğim o bölümlere veda ettim.
Felsefe veya sosyoloji gibi sözel ağırlıklı bölümleri okuyup iş bulamaz mısınız elbette bulursunuz. Fakat akademik bazlı bu bölümler büyük risk taşıyor. Çünkü iş dünyası akademik bilgi istemiyor. Onun istediği ticari zekaya sahip iş gücü... Bu nedenle kendimi bu yönde eğitmeye karar verdim. Tercih listemi merkezinde para bulunan bölümlerle doldurdum. Üç bölümden oluşturduğum listemde üst sırada girebilme ihtimalim olan bölümler yer alıyordu. Orta sırada sıralamama yakın ve girebileceğim bölümler yer alırken son sırada kesinlikle girebileceğim bölümler vardı. Böylece açıkta kalma ihtimalimin çok az olduğu bir tercih listesi oluşturmuştum. Ve onuncu tercihim olan İstanbul Üniversitesi İktisat bölümü tuttu. Madde madde deneyimlerimi aktaracağım.
| Öğrenci işlerinin oldukça yavaş çalışması büyük sorun edilmişti okuduğum yorumlarda fakat ben abartıldığı kadar zorluk yaşamadım. Yaşadığım zorluklar genelde okulun ilk zamanlarında meydana geldi ki bu da oldukça doğal bir durum.
| Yemekler devlet üniversitesi olduğu için çok ucuz ve gayet güzel. Ama daha önce hiç yemekhanede yemediyseniz, anne yemeklerine alışkınsanız sizi zor bir süreç bekliyor. Çünkü öyle bir ortama ve yemeklere alışmak çok zor olacaktır.
| Beyazıt kampüsünde olduğum için okulun bulunduğu ortamdan çok memnunum. Tarihle ilgileniyorsanız özellikle sizi büyük bir keşif alanı bekliyor olacak. Çünkü ara sokaklarda dolaşmak, yapıları incelemek mükemmel bir his. Boş zamanlarınızda oturmayın, keşfedin!
| Hocalarla ilgili pek bir sıkıntım olmadı. Ama hocaların birebir öğrencilerle ilgilendiğini söylemek mümkün değil. Sizin bir öğrenci olarak hocaların peşinde koşmanız bekleniyor. O konuda biraz egolu mu demek doğru olur bilemiyorum ama sizi çileden çıkartacak durumlarla karşılaşabilirsiniz.
| Kalabalık! Beni en çok sinir eden durum bu. Bölümün kontenjanı oldukça fazla. Yaklaşık 250 öğrenci alıyorlar. Bu öğrenciler ders zamanı gruplara ayrılsa da sınıflar dolu oluyor. Bazen boş yer bulmak hayal olabiliyor. Bu zamanda böyle sorunlarla karşılaşmak beni çıldırtıyor açıkçası. Benim için en büyük eksilerden.
| Anadolu yakasında iseniz yol konusuna dikkat etmenizi öneririm. Sabah 8 de olan derslere yetişmek büyük bir işkence olabilir sizin için. Çünkü benim için öyleydi. Bazen keşke Marmara'yı seçseydim diyorum. İstanbul ama Marmara'dan daha iyi demeyin. Pek bir farkı yok zira.
| Siyasi olayların merkezi olan bu üniversiteyi apolitik ve bu tarz olaylardan rahatsızlık duyan kişilerin tercih etmemesini öneriyorum. Ben o zamanlarda okula gitmiyorum. Beni geriyor böyle ortamlar.
| Ve devamsızlık konusu. Dersten derse değişebiliyor fakat büyük çoğunluğa bakacak olursak devamsızlık konusu çok sıkıntı değil. Hocalar onca öğrenci için yoklama almakla uğraşmıyor. Ama siz dersleri aksatmayın. Gidin, iletişimde kalın ve aktif olmaya çalışın.
| Kulüpleri ve etkinliklerini başarılı buluyorum. Bu kadarını bile beklemiyordum açıkçası. Beni şaşırttılar.
| Festival, şenlik bunlar bu yıl fıs çıktı. Gelecek senelerde nasıl olur bilemiyorum.
| Öğrenciler çok çeşitli insanlardan oluşuyor. Geniş bir alana sahip bu nedenle. Her türden insan görmek mümkün. İlla ki kafanıza uygun birilerini bulursunuz. Ama öyle büyük beklentilerle de gitmeyin çoğu arkadaşlıkların oldukça zayıf olduğuna şahit oldum.
| İlk sene dersler çok kolaydı. Yata yata geçtim. İlerleyen yıllarda zorlanacağımı düşünüyorum. Dersin içeriklerine bakmayı unutmayın. Size bölüm hakkında fikir vermiş olur.
| Sınavlar zor değildi. Ama bazı derslerin hocaları sıkıntı çıkarabiliyor. Derse düzenli gitmediyseniz, problemler yaşadıysanız yüzlük kağıdınız kırk dokuz gelebilir. ( Finalde geçme notu 50)
| Çan var fakat finallerde mutlaka elli ve üzeri almalısınız. Bunu da ek not olarak ekleyelim.
| Bazı derslerin notları fotokopide olsa da onlar doğru notlar olmayabiliyor. Bu not işlerinde dikkatli olun. Özellikle Siyaset Bilimine Giriş ve İktisat Tarihi gibi kitaptan işlenen derslerde... Bu kitaplara ne para vereceğim ya diye almamazlık etmeyin adamlar o kitaptan soruyor.
| İşletmeye Giriş gibi not ve slayt üzerinden ders işleniyorsa kitap verse de almayabilirsiniz. Notlar ve slaytlar yeterli olur.
| Uzaktan eğitim derslerine çalışmanıza gerek yok genellikle çıkmış sorulardan seçip sizin önünüze koyuyorlar.
| İktisat hakkında hiçbir bilgiye sahip değilseniz ve puanınız yetti diye girdiyseniz eğer mutlaka iktisat hakkında açıklayıcı ve anlaşılır bir dille yazılmış kitapları alıp okuyun. İnanın büyük yardımını göreceksiniz. Okula başlamadan bir ay önce bu kitaplardan birkaç tanesine göz gezdirip iktisat bölümü hakkında bilgi sahibi olarak derslere girin. Bu sizin için büyük bir artı olacaktır.
| Okulun ilk haftası ders işlenmiyor diye gitmemezlik yapmayın. Gidin ve insanlarla kaynaşın. Zira herkes okulun ilk haftası birbiriyle tanışıyor.
| İktisat bölümünü tercih edecek olan arkadaşlar İstanbul Üniversitesi isim olarak size bir miktar fayda sağlayacaktır. Ama şunu unutmamanızda fayda var. Bu ve bunun gibi bölümlerden milyonlarca mezun veriliyor. Kendinizi dil ve yüksek lisans gibi eğitimlerle geliştirip staj yaparsanız iş dünyasına bir adım daha yakın olursunuz.

İstanbul Üniversitesi hakkında veya bölüm hakkında aklınızda başka sorular varsa yorum bırakabilir veya bana daedmier@gmail.com adresinden ulaşıp özel sorularınızı iletebilirsiniz. Umarım bir nebze sizi aydınlatabilmişimdir. Hepinize tercih döneminde büyük şans diliyorum. Umarım mutlu bir hayat sürme şansını elde edersiniz.



BUNLARA DA BAKMALISIN!

6 yorum

  1. Güzel yazı olmuş insanlar faydalanır, eğer bir yere dipnot iliştirirsen yazmak isteyen eğer tam puanda olsa rts bölümünü yazmasın, sonra çok pişman olurlar aç kalırlar. :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Bu ülkede aç kalmayan insanları parmakla sayar olduk.Biraz şans biraz da kendini geliştirirse insan belki aslan olur belki de aslanın sofrasından bir parça kapar.

      Sil
  2. Geliştirmek çok önemli tabi ama eğer bir kültürel birikimli aileden gelmiyorsan o da çöp, senle olan bir durum değil süreç olarak soy ağacı belirliyor bunu. Ayrıca bir yerlere gelenlere bakınca da belli şeyler ortaya çıkıyor. Bunun dışında bugünkü aklım olsa kötü örnek olmamak için çok demiyorm ama üniversite okumayın derim herkese çünkü çoğu kez "banane diplomadan" diyen gördüm, göreceklerini bildiğim için derim. Neyse okuyalım en azından düynayı anlamak için ben sabote etmiyim yazıyı. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Size hak veriyorum. Henüz iş hayatına atılmadığım için eşitsizliğin boyutunu görebilmiş değilim fakat farkındayım. Refah bir hayat için bu piyasaya girmek lazım. Fakat başarılı olabilmek için de piyasanın sunduğu kurallara göre oynayıp hırsımızı kaybetmemek gerekir. Böyle bir kişiliğe sahip olmayan insanlar kendini bu dünyaya atmamalı. Dediğiniz gibi ya aç kalır ya da diğer yetenekleri göz ardı edilir. Bu gibi durumlarda okunmuş onca yılın da bir önemi kalmaz. O halde insanın üniversite konusundaki düşünceleri hayalleri üzerine yoğunlaşmalı. Zira resim bölümünden mezun bir kişi aranan özellikleri taşıyorsa sizin doktorasını bile yapmış olduğunuz bölümün başına geçip size emirler verebilir. Belki şans belki kader bu durum. Bilemiyorum, bildiğim tek şey emeğimizin karşılığını hiçbir zaman alamadığımızdır.

      Sil
  3. Ah bu para ah!Hayattaki en önemli seçim, iş ve eş seçimidir derim her zaman.Ne yazık ki para illeti, bizi mutlu bir yaşama taşıyacak olan yetenek ve keyif alanlarımızın önüne geçiyor genelde.Daha 11 yaşındaki kızım bile, "avukatlar iyi kazanıyormuş.Avukat olayım, hafta sonları da dans okulumda istediğim işle ilgilenebilirim" diye hayal kuruyor.Herkesin mecburiyetlerden sıyrılmış ve gönlünde yatan neyse on yaşayabildiğini hayal ediyorum ben de.Bol şanslar, başarılar ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten öyle. Özellikle hayallerinde yaşayan küçük çocukların bile mantık doğrultusunda ilerlemesini görmek beni üzüyor. Buna itiliyoruz malasef. Parayı düşünmek zorunda kalıyoruz. Hayallerimizi feda ediyoruz bunun uğruna.

      Sil